Sözünüze Ve Özünüze Sahip Olunuz

Kıvrak zekâlı gençler ve gençler gibi zekâ pırıltılı sözler söyleyen ihtiyarlar!

Facebook’ta, Twitter’da, WhatsApp’ta, çok güzel, derin mana yüklü, herkesin anlayabileceği açıklıkta, ehlinin arayabileceği derinlikte fıkra, hikâye, cümleler kuruyorsunuz ama daha çok okunmasını sağlamak için, Hazreti Ali, Mevlana, Yunus Emre, Nasrettin Hoca gibi değerli büyüklerimizin söylediğini yazıveriyorsunuz.

Onların kitabından aldıklarınızı yine onların adıyla yayınlamanız yazı ahlakının gereğidir.

Ama okunmayacağını, okunsa bile kaale alınmayacağını zannederek kendinize ait bir sözü başkasına mal etmek hem kendinize hakaret olur hem de o büyük zata iftira olur, hem de yazı ahlakına aykırı olur.

Sevgili Peygamberimiz, kendisinin söylemediği bir sözün onun adına söylenmesini yasaklamış:

“Kim bile bile benim adıma (söz uydurarak) yalan söylerse (cehennem) ateşindeki yerini hazırlasın” (Buhari, Sahih, K. İlm, bab 39, Cenaiz, bab 32, Müslim, Sahih, K, Mukaddime, bab 2, hadis 4 ve hemen her hadis kitabında rivayet edilmiş).

Bin tane sözünüzden bir tanesi hayatta kalsa yine kârlısınız.

Hani dağlara taşlara ağaç eken şahıs veya kurumlar vardır.

Ektiklerinin bir tanesi tutsa bile bir ömür boyu meyve vermeye devam eder.

Meyvesiz ağaç yoktur.

Bize elma, armut veren ağaçları meyveli kabul ederiz de bizim havamızın kirini yutup bize oksijen veren ağaçlara neden meyvesiz diyelim

Gölgesinde keyif aldığımız oksijeniyle tüm vücudumuzu beslediğimiz bir dikili ağacımız, bir tek sözümüz olsun ve kalsın.

Sözler de meyve verir.

Söz, çekirdek gibidir. Ekildiği yer dünyanın en değerli yeri olan gönüldür.

Bu sene yeşermezse on sene sonra yeşerebilir.

Hatta söz çekirdeği 700 yıl sonra bile bir yürekte yeşerebilir.

Rus asıllı Yahudi anne ile babadan Amerika’da dünyaya gelen bir delikanlı 1970’li yıllarda bir cümleye vurulur.

Cümle şu:

“Ayakkabım olmadığı için ağlamaya başladım.

Ayaksız bir adam gördüm ağlamayı bıraktım.”

Bu sözün peşine düşer, bunu söyleyen adamı bulmam gerekir der ve aramaya başlar ve Türkiye’den Amerika’ya giden Mevlevi dervişlerle buluşur ve Müslüman olur.

Mevlana’ya öylesine bağlanır ki adının başına Shems/Şems ismini alır. On yılı geçkin Mısır-Amerikan Üniversitesi’nde dersler verirken Arapçayı öğrenir ve kaynağında dinini öğrenmeye çalışır.

Sözün sahibi Şeyh Sadi-i Şirazi’dir (1210-1292).

Konya Yüksek İslam Enstitüsü’nde iken Farsça hocamız merhum Arif Etik Bey, ilkokul diplomasıyla Konya İlahiyat Fakültesi Öğretim Görevliliğinden emekli olan tek insandır. Kendi kendine Arapça, Farsça, Fransızca öğrenmiş ve imam-hatip okulları açıldığında ders kitabı olarak Kolay Arapça kitabını yazmış.

Hocam, Mevlana festivali için Fransa’ya gönderilir. Paris’te kitapçılar çarşısını gezerken Şeyh Sadi-i Şirazi’nin Gülistan isimli kitabının Fransızca tercemesini vitrinde görünce dalar dükkâna ve yaşlı kitapçıya sorar, “Şeyh Sadi mi büyük  yoksa Eyfel kulesi mi büyük” deyince kitapçı, ‘Eyfel’ der.

—Nerden belli?

—Paris’in her tarafından görülüyor.

—Elin adamı Paris’e dört bin kilometre uzaktan kitabını uzatmış, senin vitrininden görülüyor” deyince kitapçı, bir tane Gülistan kitabını alır çok nazik bir şekilde paketler ve “Bu söz üzerine hediyemdir” diye nazik bir şekilde sunar.

Özünüze ve sözünüze sahip olunuz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Mert - Günümüzde hangi sarıklı cübbeli sakallı hocalar ''Sözüne Ve Özüne Sahip Oldular''?

Ey iman edenler! Bilin ki yahudi din bilginlerinin ve hıristiyan din adamlarının birçoğu halkın mallarını haksızlıkla yerler ve Allah yolundan alıkoyarlar. Altın gümüş biriktirip Allah yolunda harcamayanları elem veren bir azapla müjdele!

O gün bunlar cehennem ateşinde kızdırılıp onların alınları, böğürleri ve sırtları dağlanacak: İşte yalnız kendiniz için toplayıp sakladıklarınız; tadın şimdi biriktirip sakladıklarınızı!

Yanıtla . 2Beğen . 1Beğenme 30 Nisan 06:42


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?