Reklamı Kapat

Oruç Havası

Küncülü somun gelmiş bakkala, alalım mı, alalım. Böyle denirdi ertesi gün oruç başlıyorsa ikindiden sonra bakkala küncülü somun gelirdi. Bakkala küncülü somun geldiyse yarın mutlaka oruçtur. Sadece ramazanda gelirdi küncülü somun. Susamlı ekmeğe küncülü somun denirdi. Ekmek ayrı somun ayrıydı o zamanlar yani benim çocukluğumda. Ekmek deniyorsa bu, evde oymak kadınlarının toplanıp yaptığı en az üç ay giden yufkadır. Ahşap tablalara konurdu, daha sonra teneke tablalar çıkmıştı tabi. Oymağın bütün kadınlarının bir evde toplanıp yufka açmasına ekmek yapma denirdi. Ramazan yaklaşınca ayrı ayrı günlerde toplanılıp oruç ekmeği yapılırdı her evde. Ekmek yapan kadınların cümbüşü ayrı bir curcunadır. Erkeklere bazlama yapılıp tereyağla yağlanıp çay eşliğinde ikram edilirdi. O tereyağlı bazlamayı modern dünya daha bir daha kesinlikle bulamaz. Bazlama ve tereyağın satılmadığı bir dünyadır yani henüz ticarileşmediği zamanlar, henüz belgesel yapaylığında olmayan doğal güzelliktedir. Küncülü somun alma heyecanı da öyle. Biz çocuklar tarafından bakkaldan küncülü somun alınıp eve varana kadar bir ekmeğin yarısı muhakkak yenmiş olurdu. Çünkü küncülü somun yılda bir kere bir ay gelirdi bakkala.

Yatsıya doğru camiden önce sela sonra ilahi sesi geliyorsa o yatsı teravih namazı kılınacak demekti. Hasan emmi camide ilahi okumaya başladıysa yarın oruç tutulacaktır. Hoca okumazdı ilahiyi, ille de Hasan emmi okurdu. Bazen de biz çocuklar camide ilahi okurduk. O yaşlarda her ne kadar camiye teravihte gevezelik yapmaya gidiyor olsak da hoca bizi görünce gel bakalım bugün ilahiyi sen oku ya da hocam bugün ben ilahi okusam olur mu der başlardık okumaya. Bazen de teklifsiz bir şekilde hocanın ezan okuduğu küçük mikrofonu aşağıya eğip başlardık ilahiye. Hangi çocuk ilahi okuduysa herkes o ilahi okuyan çocuğun kim olduğunu bilirdi tegannisinden. Teravih namazı sanki bir namaz değil de bayram havasında olurdu. Önde yaşlılar, ortada orta yaşlı ve gençler, sonda en az üç saf biz çocuklar olurdu. Teravih namazı bitiminde mutlaka bisküvi dağıtılırdı, bazen de şeker ve lokum verilirdi. Çocukların çoğu bu bisküvili şekerli lokumlu bayram havasına gelirdi camiye. Zaten çocuklar olmasa o hava da oluşmazdı camide burası da var tabi. Çocukları camiye öyle babaları ya da ağabeyleri götürmezdi, her çocuk kendisi gelirdi, hatta babasıyla gelen çocuğa ‘süt çocuğu’ gözüyle bakılırdı; şuna bakın daha camiye bile kendisi gelemiyor! Teravihten sonra eve giderken mutlaka arkadaşlarla ebe (kovalamaca) oynanır, eve gelindiğinde kan ter içinde kalınırdı. Yatarken muhakkak ben sahura kalkacağım diyerek yatılır, sahura kalkma heyecanıyla girilirdi yatağa. Sahur demek büyülü bir masal demekti adeta.

Gecenin o sabaha yakın zamanında öyle güzel bir ilahi okunurdu ki camide, gel de sahura kalkma. Önce sela okunur ardından ilahiye geçilirdi. Sahura ilahi sesiyle kalkılırdı. Çoğu zaman Yunus Emre’nin Şol Cennetin Irmakları ilahisi (ilahinin on kıta olduğunu belirtelim) okunurdu:

“Şol cennetin ırmakları,

Akar Allah deyû deyû.

Çıkmış İslâm bülbülleri,

Öter Allah deyû deyû.

Salınır tûbâ dalları,

Kur’an okur hem dilleri,

Cennet bağının gülleri,

Kokar Allah deyû deyû.”

Sabah ezanıyla yeme içme sona erer herkes sabah namazı için camide olurdu. Sabah namazından sonra biz çocuklar ertesi gün ne oyunlar oynayacağımızı kararlaştırırdık…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cafer Keklikçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?