Reklamı Kapat

Hayatı onaran diziler nerede?

Masumlar Apartmanı, Doğduğun Ev Kaderindir, Kırmızı Oda, Camdaki Kız, psikolojik sıkıntıları, psikiyatrik vakaları işleyen dizi filmlere her gün bir yenisi ekleniyor. Tadında bırakıldığı takdirde bu dizilerin faydalı olacağına inananlardanım. Ne var ki reyting aldıkça bu filmlere yeni ilaveler yapılarak senaryolar alabildiğine zorlanıyor. Bana kalırsa halkın bu zorlu günlerde ruhsal sıkıntılarını sürekli birilerinin psikolojik problemlerini ekrandan izlemek yerine rehabilite edici programlara ihtiyacı var.

Huzur verici, tedavi edici, ailevi değerleri hatırlatıcı programlar şu salgın günlerinde dar alana sıkışmış olan insanımıza eminim çok daha iyi gelecektir. Terapi özelliği olan mizahı yeniden diriltmek de mümkün. Kara mizah yerine aydınlık mizahı saklandığı yerden çekip çıkararak, bunu başarmak mümkün olsa gerektir. Bu dizilerin ikisini fırsat buldukça izlemeye çalışan birisi olarak şunu söyleyebilirim: İzleyici bu dizileri izlerken ister istemez zihni bir genellemeye doğru kaymaktadır. Hasta bir toplum, psikolojisi bozuk bir kitle veya sanki uçsuz bucaksız bir tımarhanede yaşıyormuşuz intibaı hâsıl olmaktadır.

Olumsuzu ve sorunluyu sürekli göstererek sorunu çözmeye hizmet etmiyorsunuz. Toplumun patolojik fotoğrafını çekiyorsunuz. İzleyicinin daralma yaşayabileceği hiç hesaba katılmıyor olmalı. Hâlbuki bu dizilerin senaryo aşamasında ve setlerde mutlaka bir psikolog ya da psikiyatr bulundurulması gerekir. Nasıl şiddet içerikli filmler izleyenler üzerinde negatif etkiye sahip olabiliyorsa psikolojik şiddet unsurları da aynı derecede ruhsal sıkıntılara sebep olabilir.

Pandemi süreci olağan bir süreç değildir. İnsanlar psikososyal ve sosyoekonomik noktada büyük kırılma ve travmalar yaşayıp nefes alabileceği bir “dışarısı”na kavuşma özlemi yaşarken, dışarıyla ve sosyal çevreyle tek irtibat noktası olan ekranları da nefes alınmaz hale getirmek salgına körükle gitmektir. Dikkat edilirse söz konusu filmlerin kameralarını çevirdikleri yerlerin hepsi apartman, ev, oda ve cam gibi zor zamanların yegâne sığınak mekânlarıdır. Filmler hayatı onaramıyorsa, hayatın filmleri daha sağlıklı bir zemine yöneltip tedavi etmesi şarttır.

ŞAİR SEVİNCİ

Çok bir şey değil ufak bir farkındalık yetiyor şaire. Yaşıyor olduğunu, görünür olduğunu ve varlığının umursanmaya değer olduğunu bilsin yeter. Bir yazıda adından olumlu anlamda bahsediliyorsa, ismi iyiler listesine girmişse onun için büyük mutluluktur. Şair küçük mutlulukları büyük saadetler haline getirmeyi bilen insandır.

Hiç unutmuyorum, ileri yaşlarda vefat eden şairlerimizden biri ölümünden bir yıl evvel gece geç bir vakitte beni aramış ve bir yardımcı edebiyat ders kitabında kısa bir şiirinin yayımlandığını söyleyip mutluluğunu paylaşmıştı. Trajik tarafı başka bütün yanlarına baskın gelen bir şeydi bu. Ömrünün sonuna gelmiş bir şaire gece geç saatte de olsa herkesin esirgediği fakat fazlasıyla hak ettiği iltifatları sıralamak gerekiyordu. Ben de öyle yaptım. Telefonun diğer ucunda dermansızlıktan zor cümle kuran şairimizin o gece nasıl mutlu olduğunu unutamam.

Vefatından sonra da kimsenin aklına ne kendisi ne de şiiri gelmişti. Bir dergide şiiri yayımlanan şair ne ister? Görünmek, fark edilmek ve en önemlisi yazdıklarıyla yakınlık kurulmasını ister. Yazan insanların -özellikle şairlerin- kendi aralarında hangi sebebe dayanırsa dayansın protokol kurallarını uygulamaları, birbirlerini hiyerarşiye tabi tutmaları ne şiirin doğasıyla bağdaşır ne de insani kriterlerle.

Eleştirinin ortadan kaybolduğu bir dünyada onun yerini sanki kendi mahalle, sokak ya da ailesindekilere olabildiğince güzelleme yapmak almış. Kendi içinde daralan ve büzüşen bir edebiyat ortamıyla karşı karşıyayız. İşin gülünç yanı, dört bir yana dağılmış edebiyat mahfillerinin ikide bir medeniyet, maşeri şuur, kolektif vicdan, İslam kültürü, ümmet gibi kavramları hoyratça kullanıp peşkeş çekmeleridir. Mikyasın, terazinin ve şirazenin kaybolduğu yerde uzunluk ölçüsü gram ve tartıyla, ağırlık ölçüsü de metreyle ölçülür hale gelecektir, buna hiç şaşırmamak gerekir. Ne diyelim, Allah iyiliğinizi versin!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

02

Yaşar Akgül - İki yaraya iki şifalı dokunuş...sağolasın kardeşim...kaleminize sağlık..selamlar olsun..

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 22 Nisan 16:25
01

Mehmet Ali - inşallah bir gün bizim ülkemizin dizileri de İslami ve huzur dolu olur.dua

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 22 Nisan 11:49


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?