Sizin Mahalle

Ne mahalle ne de semt kültürü kalmadığı gibi artık kendi içinde bir aidiyet belirtecek türden lokal yapılar da yok. Bir kesimin insanını vurgulayan ‘bizim mahalle’ yollu anlayış ise çok eskilerde kaldı. Yani somut şekilde ifade etmek gerekliyse mahalle ve mahalleli anlayışı vardı ama o mahalleyi yıktılar. Ağaçlarını kestiler, hayvanlarını barınağa gönderdiler, sakinlerini başka başka semtlere yerleştirdiler. Hem hepsini planlı programlı şekilde ve haklarını gözetmeden sürdüler. Gerçekleşen kıyım biraz acımasızca oldu, hunhar davrandılar. Ancak mahallenin sakinlerinin gördüğü muamele hiç de canlarını acıtmadı. Belki çoğu farkına bile varmadı.

Dursun amcaların iktisat okumuş oğlu, önce kendi işini yapmaya karar verip bir mobilya dükkânı açtı. Sonra yakınına denk düşen, yakın olmaya çalıştığı iktidar partisinin ilçe binasına gide gele hayli ısındı. Ateşe yakın olan ısınır. Kimi zaman alev alır, yanar. Muhtemelen “ben yanmazsam, sen yanmazsan, biz yanmazsak…” terkibine tav olup mahalleyi haşlayacağını bile bile güçten yana tavır aldı. İlçe yönetimi, aday adaylığı, vekillik derken o ihale senin bu ihale benim hepsini iç etti. Hayat serencamı böyle şekillenince aynı mahallede muhallebi kaşıklayacak hali yoktu. Lüks denilen semtlerden birine, belki bir başka şehrin şimdi gökdelenler dikilen pek güvenli vadisine çekildi. Mahalle onun için artık pek nostaljik, varoş, geri bir ifade…

Nimet teyzelerin küçük kızı yurtlarda, dernek, cemaat evlerinde uğraşa didine hukuk bitirebildi. Onu bir akademisyenle evlendirdiler, iş kurmasına bile gerek kalmadı. Güya bir kenar semtte kiraladıkları iki artı bir evde çocuk doğurup büyütecekti. Gelgelelim kazın ayağı perdeliydi. Kanun hükmünde kararname diyerek kocasını işten çıkardılar. Yetmedi irtibatlı iltisaklı diye söyleyip hapse tıktılar. Onun karısı olması hasebiyle bunu da aldılar. İki çocuktan biri dedesigilde, biri daha emzikli olduğu için kucağında kaldı. Şimdi onlar sülalecek kaç yıl hükümlü olduklarını bilmeden hapis yatmakta. Mahalle, duvarlar arkasında bıraktıkları hayatın daha da gerisinde kalmış, hatta unutulmuş ifade…

Hani sizin Cihat vardı ya bir tane… İmam hatipten sınıf arkadaşınız. O şimdi yetkililerin yetkisiz evladının arkadaş kontenjanından genel müdür. Önce bir başka kurumda genel müdür yardımcısı olarak görevlendirilmişken, sonra bir arkadaşının şimdiki bulunduğu görevden affının istetilmesi üzerine genel müdürlük titri buna kaldı. Üç dört yerde yönetim kurulu üyeliğini de birlikte yürütmekte. Ama en mühiminin, yani iştigal ettiği en akçeli işinin bir vakfın mütevelli heyetindeki görevi olduğu söylenmekte… Şu zamandan sonra onun mahalleyle, semtle, cenah ve dahi cihetle işi ne?   

Mahalleye gelince… Kahveci Mümin abinin Hikmet vardı ya bir tane. İnşaat işlerinde epey yol kat etti. Birkaç köprü, birkaç otoyol ihalesinden sonra emlak işine merak sarmış olacak ki bol bol TOKİ işi üstlenmekte. Bildiğin Karadeniz kökenli müteahhit ama işi bizzat yapan, kırımı da yapımı da en iyi becereninden bir taşeron. İşte onlar mahalleyi baştanbaşa yenilemekte. Bu tanıdığın bildiğin çocuklar sayesinde artık mahalle dediğinin yerinde yeller dahi esmemekte. Bilmem kaç katlı gökdelenler, alışveriş, alış ve vermeyiş, alış ve alıştırış merkezleri yükselmekte. Fitnısı, spası, fin hamamı bile var he. Ama işte o semtin insanlarından, bakkalından, manavından; işportacı, tatlıcı, turşucusundan eser yok. Ve dahi dinsizinden imanlısından da... Mahallenin artık serserisi bile yok. Ya mahalle diye bir şey yok. Çok nezih, yaşanabilir, tertemiz bir semt oldu o mahalle. Şükür varoşluğundan bir şey kaybetmedi de eskiden Döşemeci Süleyman’ın dükkânının olduğu yerde yeni açılan banka şubesinin hemen yanı başına sıkıştırılan çiğ köftecinin camında düzgün harflerle, “Yüksek Lisans Mezunu eleman aranıyor” yazmakta. Herhalde kurye için. Zira memleketin medarı iftiharı çiğ köfte aynı merkezden gelmekte…

Şimdi sizin dünyanızda saat kaç bilinmez. Bilinir durumda olan öyle bir mahalle yok. Hayır, hacı amcalar yok; hac yasak! Sizin gibi düşünen, düşüncesi size yakın olan falan yok; düşünmek yasak! Hele düşündüğünü ifade etmek, bu saçma sapan işleyişe dair laf söylemek!? Her kapıda, iksray cihazının yanı başında, gece yahut hafta sonu sokağa adım atmaya kalktığınızda güvenlikçinin, polisin, zabıtanın buyurduğu gibi: Yasak kardeşim, yasak!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İshak Koç - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?