Reklamı Kapat

Özün dirilişi

İnsan için bitmeyen bir süreç var. Hayat yolculuğu. Bu kolay bir yürüyüş değil. İnişli, çıkışlı ve zorlu. İnsan bir başına elbette ki çok şeyle karşılaşır. Hayatı zorlaştıran çok neden var. İnsanlığın dünyasını karartan, salt çıkarını düşünen bir yabancılık var.

İnsan arada, iki arada bir varlık. Bu yeni değil. Ancak insanı denetim altında tutan, ya da bir hayat tarzı benimseten bir anlayış ve medeniyet var. İslâm insanlığa bağışlanan bir lütuf, bir güzellik. Peygamberler bunun öncüleri. Her zamana ve döneme hitap eden yön verenlerdir onlar. Kur’an geldikten ve tamamlandıktan sonra insanlığın önü tamamen açıldı. Onun ruhunun yenileyiciliği, sürekli olarak insana vahiydir. Ruhun zenginliğini çoğaltır, geliştirir ve ufuk açar.

İnsanlığın bozulan dengesi, kendisini bulamayışı bir sorun. İnsanımız, yani Müslümanlar bu zenginlikte kendilerini bulmaları ve yeni bir çıkış sağlamaları. Kendisini yenileyen zamanların sürekliliği gücünü belirliyor. Kendisine inanması ve güvenmesi.

Hayatın kimi zaman yanlışları olur, kaçınılmaz bir durum. Bunları gidermek gene kendisine bağlı. İnsan güven duygusunu yitirince yorgunluk ve karamsarlık başlar. Çalışmak, çabalamak, ceht göstermek insanlığın tedirginliği ve karamsarlığı umutsuz kılıyor. Bunu aşabilmenin yolu bıkmadan usanmadan, yorgunluklara aldırmadan ve elbette soluklanarak yolunu sürdürmesi vazgeçmemesi. Hayatın hemen bütün alanları için geçerlidir bu durum.

Zaman akıyor, günler, aylar ve mevsimler yenileniyor. Her hamle bir yenileniş.

Eşya ve yaşama tarzları insanı hem yoruyor hem de ana izleğinden uzaklaştırıyor. Dünya hayatı, telâşı ve endişesi hayatın merkezine oturuyor. Bir nesneye dönüşüyor. Hayatı kendisi değil başka şeyler yönlendiriyor. O zaman da asıl özünden uzaklaşıyor.

İnsanın dengeleri var bunlar yitirilince ya da özünden kopunca bunalım süreci başlıyor ve insan çıkmaza saplanıyor.

Kimi olaylar ve durumlar insana düşünme fırsatı veriyor. Ne yazık ki hayattan ve yaşananlardan da ders çıkarılamıyor. Böyle olunca da kısır bir döngüde debelenip duruluyor. İnsan amaçsız ve hedefsiz değil. Madde ve materyal bir başına çözüm olmuyor.

Çıkarcı ve materyalist hayat insanı bir yere kadar taşıyor. Ondan sonra bunalım süreci başlıyor.

İnanç ve güven başlangıcı insanın yolculuğunu hem anlamlı kılar hem de güçlendirir. Bir millet inancını ve kendine olan güvenini yitirmişse, duyguları küllenmişse onun bir hamlede bulunması beklenemez.

Karşı hamleler var, olmaya da devam edecek. Bu, hiçbir zaman bitmeyecek.

Müslüman’ın kendini yenilemesi, hayatı hareketlendirmesi, hem bedenen, hem düşünsel olarak üretmesi onu var kılar.

Zihni üretim insanı hareketlendirir.

Düşünen ve ürün ortaya koyan insan kıymetlidir. Hem bedenin hem de ruhun diri olması gerekir. Ruh kendisini sürekli yeniler kişi çaba gösterirse eğer. Ruhun körelmesi, tembelliği, yenilgisi ve kuraklığı çoraklaştırır, zamanla da çölleştirir.

İnsanlık ve Müslümanlar dört bir yandan kuşatılsa da, esaret altına alınsa da bundan kurtuluşun yolu özünü bulması, kendini yenilemesi ve hamlede bulunmasıyla aşılır. Yeniden bir aşk hâlini ve ruhunu kazanmasıdır. Bitmez tükenmez bir sevda ile dünya dengesini koruması gerekir.

Biz bu çağdan ve bu zamandan bu insanlardan sorumluyuz. Sorumluluğumuz bizim de aşk hâlimizle başlar. Bu anlamda atılan her adım bir başlangıç olur. Öncelikle biz, biz olmalıyız. Yani insan teki olarak ben, ben olmalıyım. Bunu bir aşka dönüştürmeli ve çevremizi de buna katmalıyız. Hiçbir şey kendiliğinden gerçekleşmiyor, hiçbir şey kendi kendine var olmuyor. Aşkımızı vecd hâline dönüştürmek ve yola koyulmak. Her bilinçli Müslüman’ın sorumluluğu.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

mustafa balcı - Selamün Aleyküm Ahdine vefalı Davasına Sevdalı Dava Arkadaşlarım

Bizleri bilirsiniz bizler bir vücudun azaları gibiyiz.

Sikkemiz bir, tuğramız bir, Rabbimize mutahharız,

Münebbihiz. Zikrederiz Düşeni kaldırır, yardıma ihtiyacı olana yardım ederiz.

Bizler farklıyız çünkü bizim bir yarışımız var

Çünkü Müslümanız... Elhamdülillah

İşte bu SEVDALARI YAŞAMAK ADINA YÜREKLERE YÜRÜYORUZ

Karstan Edirneye doğudan batıya güneyden kuzeye bir araya gelmiş Fatihin Torunları yüreğiniz sağ olsun ; yolunuz açık olsun ; Selam üstünüze olsun ;

Bir kurtuluş yürüyüşüne çıktık ;

İşte bu kurtuluş yürüyüşünde ebedi ve ebedi bir yürüyüştür.

Bu büyük maraton koşusunda Yolda düşenler olacaktır, yorulanlar olacaktır geri dönüp kaçanlar olacaktır ; yüreği yetmeyenler olacaktır ; Nefesi tükenenler olacaktır

Ama benim yüreğim benim sevdam diyenler bu kutlu dava yolunda olacaklardır

Bizim kutlu bahçemiz Ebediyete açılan penceredir bahçemiz

Acılar atlıdır burada çileler mukaddes

Bir Yitik sevdaya müpteladır herkes

Vuslata özlem var kurtarmaya heves himmetin

Hizmetin yeridir bahçemiz mevsimler değişsede

Solmaz çiçeklerimiz ebede bakan gençliğimiz

Ulvi manalar taşır işte bizim bu gözlerimiz

Karanlıklar çökse de aydınlıktır günlerimiz

Bin bir ümit kokan gülün rengidir bahçemiz

Güller baharı solurken dallar meyveye durdu

Derin uykuya dalan gonca uyan uyan kalk artık

Safa sarayımızı kader deyip talan ettiler uyan artık

Uyan gençlik uyan artık kalk

Bilemediler ki bir bahar gelir kışı da kovar

Ve çekilen çilelerin hesabı sorulur bir gün

Ne bülbül nede gül kalmış bu bahçe harap

Biz kapında kul kaldık sende sultansın Yarabbi

Zira dava adamlarıyla Dünyada güller açacak

Dikenlerden güller goncalar tebessüm saçacak

Ve dünyada adaletsizlik gülistana dönecek

Ve hâsıl bunca yanan yürekten ve eziyetli kıştan sonra

Tohum yağmura doymuşsa kurumaz bu memleket

Yeşerecek sonunda soğuk üzerimizi örtse de

Sanmayın bu tekerlek kalır bu tümsekte

Ne günler doğmuş ne günler batmış ebed bizimdir

Asra uzanan saadet bizimdi

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 17 Nisan 15:00


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?