Neredesin ey vicdan?

Merhamet, insanlığın yüreğine taht kurmadıkça, vicdanına kazınmadıkça dünyanın her coğrafyasında dramatik öyküler yazılacaktır. AB’nin ikiyüzlülüğüne tepki olarak sınır kapılarımızı açtığımızda, Yunanistan, mültecileri topraklarına sokmamak için sınırımıza barikatlar ve dikenli teller ördü; çiftçileri mültecilerin üzerine zehirli tarım ilaçları sıktı;  kulakları sağır eden teknolojiler kullanıldı. Sahillere ulaşmaya çalışan mültecilere dalgalar oluşturulup ateş edildi, sopalarla botları Türk karasularına itildi; zavallılar kelepçelenip azgın denizin ortasına atıldı. Yunan adalarında mülteciler için hayvanların yaşamayacağı kamplar kuruldu, buralarda yangınlar çıktı, zavallılar günlerce taşın toprağın üstünde yattı. Bize hümanizm masalı anlatan Batılı, “Mağdurlara yeni kamplar kurayım” bile demedi. Vicdanınız yerin dibine batsın! ABD merkezli Suriyeli İnsan Hakları Grubu, Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne başvurarak mültecilere kötü muamelede bulunduğu, insanlığa karşı suç işlediği iddiasıyla Yunanistan’a soruşturma açılmasını isteyip dava etti. Kalabalık kamplarda mültecilere kötü muamele ve istismar uyguladığını, sınırlarda göz yaşartıcı gaz kullandığını kaydetti. Kamplardaki sağlıksız koşullara değindi, mülteci botlarının tehlikeli şekilde denize itildiğini belirtti. Kâğıt üzerinde kalacak bir dava. Uluslararası Ceza Mahkemesi kimin tekelinde? Batılıların... Vicdan ve merhameti olmayanın adaleti olur mu?

Resulullah (s.a.v.) Efendimiz, “Ey insanlar! Şunu iyi bilin ki, Rabbiniz birdir, atanız da birdir. Arap’ın Arap olmayana, Arap olmayanın Arap’a; beyazın siyaha, siyahın beyaza takva dışında bir üstünlüğü yoktur” buyuruyor. Vicdan, Yunus Emre’nin, “Yaratılanı Yaradan’dan ötürü hoş gör” sözünün karşılığıdır. Vicdan, insanlığımızı hatırlatan, yürekleri kuşatan duygudur, empatidir, sevgidir, duyarlılıktır, yardımlaşmaktır. Sadece kendi insanını değil tüm insanlığı sevmektir. Kapılara dayanan gariplere “hoş geldin” demek, vatanına buyur etmektir. Kampları yanan gariplere yürek kampları kurmak, merhamet yorganı-döşeği olmaktır. Bütün bunların Batılılar için bir hümanizm masalı olduğunu biliyoruz.

Türkiye, 4 milyon mülteci barındırıyor. 50 milyar doların üstünde para harcadı. Yardım kuruluşlarımız bizden aldıklarıyla mağdur mülteci kardeşlerimize gönül köprüleri kuruyor, kardeşlik mektuplarımızı yazıyorlar. Batılılar, refahlarının bozulmaması için mültecilere bariyer olmamızı, bu sorumluluğun tamamını bizim çekmemizi istiyorlar. Geçen hafta AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve AB Konseyi Başkanı Charles Michel, Ankara’ya geldi. Türlü müktesebat dayatmalarıyla milli-manevi değerlerimizi örseleyen, yıllardır bize kapıkulu yapan AB yetkililerinin dize geldiği, AB’yle ilişkilerimizin normalleştiği için ayağımıza geldikleri yorumları yapıldı medyada. Beştepe’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yanı başındaki koltuğa kurulan Charles Michel ve ayakta kalıp üçlü kanepeye oturmak zorunda kalan Ursula von Der Leyen’in görüntüsü dolayısıyla ziyaret koltuk kriziyle konuşuldu. Ama ziyaretin asıl amacı da üyelik görüşmeleri değil bambaşkaydı. Vehbi’nin kerrakesi daha sonra anlaşıldı. AB yetkilileri öcü gibi korktukları Suriyeli mültecilerin Avrupa kapısına dayanmasını engellemek, ülkelerine yüz milyarlarca dolar, ciddi sosyal sorun olabilecek meseleyi bedavaca çözmek, “Suriyelileri kamplarda-sınırlarınızda tutmaya devam edin, biz de size üç beş kuruş verelim” demek için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ayağına gelmişlerdi. 2016’daki anlaşmayla Türkiye’ye 6 milyar avro ödendi, şimdi anlaşma uzatıldı, kaç avro gelecek meçhul. Batılı adam insanlığın ortak kanayan vicdan yarası mülteci sorunu için kılını kıpırdatmak, elini taşın altına koymak istemiyor. Mültecileri barındırdığımız, Avrupa kapılarına yığmadığımız için sırtımızı sıvazlıyor “aferin” çekerek bu dram ve trajediden vicdanlarının kirli-karanlık odalarına kaçıyorlar. Batılıların vicdanı kördür, merhameti yoktur. İnsanlığın ortak vicdanını kanatması gereken bu dram, Batılı adamın ikiyüzlülüğünü göstermiş, yüzlerindeki hümanizm maskesini yırtıp atmıştır. Neredesin ey vicdan?!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nedim Odabaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?