Reklamı Kapat

Örnek Şahsiyetiyle Ahmet Garip Hoca (1928-1989)

Topluma ve dine hizmetleriyle ön plana çıkmış, ahirete göçmüş, isimleri bilinmeyen pek çok kahraman vardır. Bunlardan biri de merhum Ahmet Garip hocadır.

Günümüz imam-hatiplerine örnek olması açısından vefat yıldönümünde hocamızın hayatından kısa kesitler aktarmaya çalışacağız.

Ahmet Garip hoca, Adana ili merkez Yüreğir ilçesi Zincirli Camii imam-hatibiydi. Şahsiyet olarak, halim selim ve güler yüzlü bir insandı. Mütebessim çehresiyle her daim çevresine moral verir, pozitif enerji saçardı. Sakin kişiliğiyle tanınır ve sorunlara pratik çözümler üreten özelliğiyle bilinirdi.

Simasındaki karşı tarafa güven telkin eden hali ve mütevazi tavırları, hayatının diğer yönlerine de yansımıştı.

Ahmet hocanın sıcak ve samimi yaklaşımı ve her kesimle münasebet içerisinde olması, farklı kültür ve görüşteki insanların çevresinde toplanmasına vesile olmuştur.

ZİNCİRLİ CAMİİ’NDE İLİM VE İBADET

O zamanlar bölgedeki Zirai Donatım Camii gibi büyük camiler bulunmasına rağmen Zincirli Camii merkez gibiydi.

O yıllarda nüfusun azlığına rağmen hemen her vakit Zincirli Camii dolar taşardı.  Adana’nın o günkü yapısı düşünüldüğünde bu kadar kalabalık cemaat nereden, nasıl toplanıp geliyordu bilinmezdi. Vakit namazlarında, adeta harem-ı şerifte kılınan namazlar gibi haz duyulurdu.

Hocamız, vakit namazlarında ezan okunduktan sonra namazın sünnetini kendi odasında kılar, sonra olgun ve vakarlı adımlarla camiden içeri girerdi.

Müezzin de hocayı görünce kamet getirmeye başlar, kamet getirildiğini duyan herkes ayağa kalkarak dönüp hocayla göz teması kurardı.

Kendisi cemaatin içinden süzülerek öne doğru yürür, mihraba geçer ve namazı kıldırırdı.

Ahmet hoca her daim gözleriyle cemaati süzer, kendisiyle konuşmak isteyene yönelir, derdi olanları dinler, olanlarla ilgilenirdi.

Odasında herkesi cezbeden bir de kütüphanesi bulunurdu. Burası adeta hayatın merkezi gibiydi.

İnsanlar sık sık buraya gelir, hocaya sorular sorar ve ortamın manevi atmosferinden yararlanırlardı.

İlimle uğraşanlar Ahmet Garip hocanın odasında ders mütalaası yaparlardı. Avam taife diyebileceğimiz cemaat ise caminin önündeki kamelyada çay içer, muhabbet ederlerdi.

Caminin içinde zaman zaman zikir halkaları oluşurdu. Bu yönüyle cami, adeta sofilerin ve dervişlerin karargâhını andırırdı.

Zincirli Camii, itikâfa girmek isteyenlere de ev sahipliği yapardı, Ahmet hoca itikâfa girenlere Allah’ın misafiri olduklarından hareketle özel itina gösterirdi.

Zincirli Camii’nin üst katında gündüzleri kadınlar bölümü boş olduğu için buraya yataklar serilir, itikâfa girenler bu kısımda istirahat eder ve itikâflarını tamamlarlardı. Bu yataklar, Ramazan’ın son gününe kadar her gün ikindi namazını müteakip toplanır, teravih namazından sonra tekrar serilirdi.

Ahmet hoca, görev yaptığı camide herkese Kur’an öğretirdi. Küçük çocuklar, çevredeki esnaf, iş sahipleri ve yaşlılar Kur’an öğrenmek için buraya gelirlerdi.

ZİNCİRLİ CAMİİ’NİN SOSYAL YÖNÜ

Zincirli Camii’nin yanında çay ocağı, cami çıkışında da seyyar satıcılar bulunurdu. Caminin kapısı tam anlamıyla herkese açıktı. Özellikle çay ocağının konumu son derece ilgi çekiciydi.

Yağmurlu günlerde caminin hemen girişinde bulunan odada oturulurdu. Esasen çayhane burasıydı. Cami müştemilatı olarak toplantı odası şeklinde inşa edilmişti. Bu oda Avrupa’da gurbetçi vatandaşlarımızın hemen her camisinin yanında bulunan sosyal fonksiyonu olan oda statüsündeydi. Güneşli ve açık havalarda ise mutlaka dışarıda oturulurdu.

Ahmet hocamız adeta mevlit okutan ev sahibinin tüm misafirleriyle ilgilendiği gibi burada oturanların yanına gelir, hal hatır sorar ve onlarla sohbet ederdi.

Zincirli Camii’nde Cuma günlerinin ayrı bir önemi vardı. Cuma namazını müteakip zannederdiniz ki büyük bir pazar kurulmuş, caminin karşısında bulunan boş araziyle birlikte herkesin toplandığı büyük bir panayır yeri gibi olurdu. Tablacılar ve arabacılar, eşyalarını sıra halinde dizer, camiye girer, çıkışta da satış yaparlardı.

Yere çuvallarıyla malzemelerini getirip serenler, eski tip pikaplarıyla ve tablalarıyla ürünlerini getirenler, terlikçiler, meyve-sebze satanlar, giyim eşyası satanlar, kısacası ne ararsanız bulunurdu.

Cami ve çevresinde; cami cemaatinden ve çeşitli sosyal çevrelerden farklı mesleklere mensup insanları görmek mümkündü. Civarda bulunan kamu kurum ve kuruluşlardan üst düzey temsilciler, bürokratlar, iş adamları, emekliler ve halk oraya gelirdi.

Farklı mesleklere mensup insanların buraya gelmesinde caminin konum itibariyle Karşıyaka’nın merkezinde yer almasının muhakkak etkisi vardı. Ancak Ahmet Garip hocanın burada bulunmasının tesiri çok daha büyüktü.

VEFATI

Ahmet hocamın yaşantısı gibi vefatı da bize ders verir niteliktedir. “Kişi yaşadığı hâl üzere ölür ve öldüğü hâl üzere haşrolunur.” (Münâvî, Feyzü’l-kadir Şerhu’l-Câmi’s-sağîr, 5/663). “Nasıl yaşarsanız öyle ölür ve nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz.” (bk. Aliyyülkârî, Mirkâtü’l-mefâtîh 1/332, 7/375, 8/431) sözlerinde ifade edildiği gibi kendisi son nefesine kadar örnek bir hayat sürmüştü.

“İslâm’da bir âlimin ölümü, gece ve gündüzün birbiri arkasına geldiği sürece boşluğu doldurulamayacak bir kayıptır” (Dârimî, Mukaddime, 32). Ahmet Hoca, 1989 yılının Ramazan ayında, Kadir Gecesi’nde teravih namazını kıldırırken rahatsızlandı. İlk müdahale Karşıyaka Devlet Hastanesi’nde yapıldı, bir gün sonra da Balcalı Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Elif gibi dimdik bir hayat sürdü ve örnek şahsiyetiyle aramızdan ayrılarak ebedi âleme irtihal eyledi.

Zincirli Camii imam hatibi Ahmet Garip hoca, 40 yılı aşkın görev yaptığı imamlık mesleğinden, emekli olduğu gün vefat etti. Özetle yaşayan bir sahabe gibiydi. Kabri Adana Buruk Mezarlığı’ndadır. Mekânı cennet, makamı âli olsun.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Doç. Dr. Necmettin Çalışkan - Mesaj Gönder

# Dolar

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

mustafa balcı - Selamün Aleyküm Ahdine vefalı Davasına Sevdalı Dava Arkadaşlarım

Bizleri bilirsiniz bizler bir vücudun azaları gibiyiz.

Sikkemiz bir, tuğramız bir, Rabbimize mutahharız,

Münebbihiz. Zikrederiz Düşeni kaldırır, yardıma ihtiyacı olana yardım ederiz.

Bizler farklıyız çünkü bizim bir yarışımız var

Çünkü Müslümanız... Elhamdülillah

İşte bu SEVDALARI YAŞAMAK ADINA YÜREKLERE YÜRÜYORUZ

Karstan Edirneye doğudan batıya güneyden kuzeye bir araya gelmiş Fatihin Torunları yüreğiniz sağ olsun ; yolunuz açık olsun ; Selam üstünüze olsun ;

Bir kurtuluş yürüyüşüne çıktık ;

İşte bu kurtuluş yürüyüşünde ebedi ve ebedi bir yürüyüştür.

Bu büyük maraton koşusunda Yolda düşenler olacaktır, yorulanlar olacaktır geri dönüp kaçanlar olacaktır ; yüreği yetmeyenler olacaktır ; Nefesi tükenenler olacaktır

Ama benim yüreğim benim sevdam diyenler bu kutlu dava yolunda olacaklardır

Bizim kutlu bahçemiz Ebediyete açılan penceredir bahçemiz

Acılar atlıdır burada çileler mukaddes

Bir Yitik sevdaya müpteladır herkes

Vuslata özlem var kurtarmaya heves himmetin

Hizmetin yeridir bahçemiz mevsimler değişsede

Solmaz çiçeklerimiz ebede bakan gençliğimiz

Ulvi manalar taşır işte bizim bu gözlerimiz

Karanlıklar çökse de aydınlıktır günlerimiz

Bin bir ümit kokan gülün rengidir bahçemiz

Güller baharı solurken dallar meyveye durdu

Derin uykuya dalan gonca uyan uyan kalk artık

Safa sarayımızı kader deyip talan ettiler uyan artık

Uyan gençlik uyan artık kalk

Bilemediler ki bir bahar gelir kışı da kovar

Ve çekilen çilelerin hesabı sorulur bir gün

Ne bülbül nede gül kalmış bu bahçe harap

Biz kapında kul kaldık sende sultansın Yarabbi

Zira dava adamlarıyla Dünyada güller açacak

Dikenlerden güller goncalar tebessüm saçacak

Ve dünyada adaletsizlik gülistana dönecek

Ve hâsıl bunca yanan yürekten ve eziyetli kıştan sonra

Tohum yağmura doymuşsa kurumaz bu memleket

Yeşerecek sonunda soğuk üzerimizi örtse de

Sanmayın bu tekerlek kalır bu tümsekte

Ne günler doğmuş ne günler batmış ebed bizimdir

Asra uzanan saadet bizimdi

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 17 Nisan 14:50


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?