Reklamı Kapat

Çifte maaş

Ekonomik sıkıntıların artması, zaten uzunca bir süredir “kelle koltukta” giden, “günü kurtarmaya”, “idare etmeye” çalışan vatandaşı daha da zorluyor. Siyasilerin ısrarla görmezden geldiği, reddettiği, varlığını bile kabul etmediği ancak pansuman tedbirlerle çözmeye çalıştıkları bu ekonomik sıkıntılar, vatandaşa hayat pahalılığı ve geçim sıkıntısı kanalıyla yansıyor.

Ekonomik aktivitedeki aksama ve tıkanmalar işletmelerin iş yapabilme, üretebilme, yeni yatırımlar ortaya koyabilme ve istihdam üretme kapasitesini azaltıyor, neticesinde de işsizlik artıyor. Yeni iş alanları ve imkanlarının üretilememesi de genç nüfusun önüne umut vaat eden bir gelecek tablosu yerine işsizliğin ve tabii ki geçim sıkıntısının acı yüzünü koyuyor.

Ekonominin ve elbette ki bu ülkenin, toplumun en büyük sorunlarının başında işsizlik ve genç işsizliği geliyor. Bu durum yadsınamaz ve göz ardı edilemez bir vakıaya ve büyük bir soruna dönüşmüş olmasına rağmen, işsizlik ve genç işsizliği hakkında en ufak bir gündem oluşturulmuyor, açıklanan ekonomik programlarda veya reform paketlerinde bu konuyu çözmeyi hedefleyen somut adımlara yer verilmiyor. “ Almanya bizi kıskanıyor” veya “Almanya’yı geride bıraktık” nidaları arasında Almanya’dan bile fazla üniversite öğrencisine sahip olmakla övünüyoruz ama bu gençlerin mezun olup işsiz kalmalarını, işgücü piyasasında vasıfsız eleman muamelesi görerek üç otuz paralara talim etmelerini de dert etmiyoruz. Hatta “herkes iş bulacak diye bir kaide yok” diye “serbest piyasa” jargonuyla meseleyi geçiştiriyoruz.

“Her ile üniversite” gibi nitelik yerine niceliği yani körü körüne “skor yapmayı” amaçlayan bir bakış açısıyla “liseden bozma” veya “apartman üniversitesi” ayarında okullar açılıyor ve bunların mezunlarının çoğu da işsizler kulübüne otomatikman üye, işsizler ordusuna gönülsüz de olsa nefer oluveriyorlar.

Sayısı ile övünülen mezunların birçoğu kendi alanlarıyla ilgisiz bir iş bile bulamıyor. “Şanslı” olanlar ise asgari ücret karşılığında zincir marketlerde veya giyim mağazalarında kasiyerlik, tezgahtarlık gibi işlere talim etmek zorunda kalıyor. Deneme süresi adı altında 3-5 ay çalıştırılan, lütfedip işe alındıklarında ise 1700-1800 lira teklif edilen mimarlar, mühendisler ise kendi alanlarında çalışabilseler de alenen köleliğe adım atıyorlar.

Çok yoğun ve her daim çok sıcak Türkiye gündeminde ve “üretilmiş gerçekler” vasıtasıyla hükümet güzellemeleri yapan Türk medyasında, hayatın bu yalın ve katı gerçeğine katiyen yer yok. Üniversiteye gitmek artık işsizliği 4 seneliğine ertelemeye dönüşmüşken, iş bulabilmenin en önemli ön koşullarından birisi partiden tezkiye edilmektir! Torpil, iltimas, adam kayırma genel geçer bir nitelik almıştır. “Arkası” ve “referansı” güçlü olanın devridir bugün artık.

Belli okullardan mezun olanların bürokrasinin tüm alanlarını kaplaması, anlı şanlı bazı kurumların ayni okul mezunları arasında “dönmesine” kimseler şaşırmıyor bile. Ve aslında kamuoyunun hem tepkisine hem de hayret etmesine neden olacak çifte maaşlar alan bürokratların varlığı da sıradan bir şey olmuştur. Borsa veya banka veya havayolu şirketi veya GSM operatörü veya kamunun milyarlara hükmeden bir kurumunun yönetim kurullarında o kurumun alanıyla ve yaptığı işle ilgili ne ilgisinin ne de denetim olmayan kimselerin görevlendirilmesi, aynı isimlerin birden fazla görevlerinin olmasına da ses etmek anormal karşılanıyor bugün.

“İşi ehline verin” denmesine rağmen ısrarla bunun tam tersini yapmak, adama göre iş icat etmek, milyonlarca kişinin bilhassa da gençler işsizlikten ve elbette ki “gelirsizlikten” kırıldığı bu dönemde bazı kimselere, ki kamunun her türlü imkanından da faydalanmaktalar, ikişer üçer maaşlar (yapılan fiili bir iş de olmamasına karşın) haktan reva mıdır? Bu konunun sorgulanmasına, kamuoyuna açıklanmasına yönelik taleplere verilen “sizi ilgilendirmez” mealindeki cevaplar da topluma karşı saygısızlıktır herhalde.

Son olarak radyo televizyon yayınlarından sorumlu kurumun başındaki bir bürokratın, bir kamu bankasının yönetim kurulundan aldığı ücret için “hem yasal hem de etik” şeklindeki açıklaması ise şaşırtıcıdır. Söz konusu durum bir şekilde “yasal” olabilir, ancak bu durum “etik” olduğu anlamına gelmez.

Toplumun önemli bir kısmı ciddi şekilde fakirleşmişken, insanlar işlerini ve elbette ki gelirlerini yitirmişken, daha yeni ihtiyaç sahibi ailelere soğan patates dağıtılırken (en temel gıdalara bile erişemeyen insanlar var demek), milyonlarca insan reel olarak erimiş gelirleriyle kıt kanaat ay sonunu getirmeye çabalarken, çifte maaşların en azından vicdanları sızlatması gerekir herhalde.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

05

Abdullah - Tespitleriniz yüzde yüz dogru.Üikemiz ve insanmıza cok yazık oluyor.Rabbim bunlardan biran önce kurtulmayı nasip etsin.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 27 Nisan 23:32
04

hamdi - Emekli olan bir kişi en fazla çalışmak suretiyle bir maaş alabilmeli. Gerisi kanunen yasaklanmalıdır. Bazıları yakınını ve yandaşını zengin etmekle memlekete hizmet ettiğini mi sanıyor. Kul hakkına giriyorlar.

Yanıtla . 4Beğen . 0Beğenme 13 Nisan 10:36
03

Abdullatif - Tebrikler,genclerin ve ülkenin durumunu cok güzel tespit etmissiniz.Fakat idare edenlerin gündeminde bunlar yok.Bu genclerin gelecegini düsünen ,samimi parti liderleri nerede?

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 13 Nisan 10:31
02

Müslüm - Eski mücahitler müteahhit oldu sayın yazar. Vicdan desen galiba göklerdedir.Yerdekilerde vicdan, merhamet, hak, hukuk, adale hak getire. Bunlar artık lafta. Gerçekte ise tam tersi. Kendilerini haktan, hukuktan, adaletten, doğruluktan, dürüstlükten, helalden, haramden muaf kabul ediyorlar. Her şeyi kendilerine mübah sayıyorlar. Vesselam...

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 13 Nisan 10:16
01

Mehmet Kaptan - Esselamunaleyküm... Kıymetli Hocam arkadaşlar 3çer 5şer maaş alıyor lakin paraya el sürmeden hayır yapayile!!!!.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 13 Nisan 05:37


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?