Reklamı Kapat

Ramazan ayı, zihniyet değişiminin başlangıcı olmalıdır

İnsanı en mükemmel şekilde yaratan, ruhlar âleminde kendisine itaat için söz alan, yeryüzüne indirilişimizden sonra da peygamberleri vasıtasıyla verdiğimiz sözü sürekli hatırlatan Allah-u Teâlâ, müstesna zaman dilimleriyle ilk günkü sözleşmeyi hatırlamak için fırsatlar vermektedir. Cuma günleri, bayram günleri, Recep, Şaban ve Ramazan ayları, mübarek geceler bu zaman dilimlerindendir.

Beş vakit namazın cemaatle eda edilmesinde hikmetler vardır. Müminler bir araya gelerek yakınlık peyda olur, kalpler birbirine ısınır. Sosyalleşme sağlanarak sevinçler, kederler, sorunlar paylaşılır. En önemlisi de inanan topluluk hep birlikte günde beş defa hayatı durdurarak Yüce Yaratıcı’ya kulluk vazifesini yerine getirir. Sadece insanı değil, bütün bir kâinatı yaratan, ilim ve hikmet, güç ve hüküm sahibi bir yaratıcının, yaratılış safhası, yaşam ortamı, hayatını devam ettirmesi için gerekli altyapı olmak üzere her alanda kendisine muhtaç ve aciz kullarının yaratıcısına itaat ve ibadet etmesi bu bakımdan önemlidir.

Beş vakit namazdaki birlikteliğin daha büyüğünü Cuma günlerinde icra ederiz. Bayram günleri artık bunun zirvesidir. İnananların birliktelik görüntüsü hacc mevsiminde de kendini gösterir. Dünyanın farklı yerlerinden müminler Kâbe’de bir araya gelerek hem ibadet hem de istişare imkânı bulur.

Sadaka ve zekât müesseseleriyle sosyal yardımlaşma ve ekonomik kalkınma yolları aranır. İşveren ve işçi arasındaki hakları düzenleyen İslâm, zenginlerle fakirler arasındaki makası daraltmak için zenginin malının yüzde % 2,5’ini fakire vermesini emreder. Bu mal transferi yılda bir defa olsa da sadaka ve borç vermede zaman sınırı yoktur. Faizi yasaklayan İslâm, borç para vermeyi teşvik eder. Bunun için Peygamber Efendimiz (s.a.v), borç verenin karşılıksız vermiş gibi sevap kazandığını belirtmektedir.

İnananlar, üç aylarla birlikte yeni fırsatlar yakalar. Recep, Şaban ve Ramazan aylarıyla yeni bir manevi iklime girilir. Bu yeni fırsatlar, yeni başlangıçlar demektir aslında. Günahlardan tövbe etmek, hataları telafi etmek, fakirlerin halini anlayarak sosyal yardımlaşmayı artırmak kısacası muhasebe için fırsat.

Mübarek Ramazan ayını nasıl değerlendirmeliyiz?

1- Ramazan oruç ayıdır. Bir ay boyunca Allah (c.c) rızası için oruç tutarken, bir taraftan nefis terbiyesini öğrenir, diğer yandan sağlıklı yaşam için fırsat elde ederiz. Uzun süren açlıklarımızda fakir fukarayı hatırlayarak empati yaparız. Böylece sosyal yardımlaşma duygularımız doruğa ulaşır/ulaşmalıdır.

2- Ramazan Kur’an ayıdır. Kur’an-ı Kerim Ramazan ayı içindeki Kadir Gecesi’nde indirilmeye başlamıştır. Bu sebeple Kur’an-ı Kerim’le çokça hemhal olmalıyız. Mukabele okuyarak bunu hitama erdirmek yani hatmetmek önemlidir. Çünkü günlük hayat telaşesi içinde birçoğumuz Kur’an okumayı ihmal ederiz. Ramazan bunu telafi için fırsattır. Kur’an okumak sadece Ramazan’a hasredilmemeli elbette. Ama dürüst olalım, kaçımız her gün Kur’an okuyoruz? Cuma akşamları ve Ramazan ayları bunun için fırsattır. Bazıları “Kur’an-ı Kerim’i anlamak önemli, hatim indirmek değil” diyebilir. Kur’an öyle bir kitaptır ki, hem hatmedilmesi, hem ezberlenmesi, hem namazda okunması, hem günlük hayatımızı dizayn etmesi, hem ailemizi, hem toplumsal ilişkilerimizi hem de devlet yönetimimizi kapsar. Kur’an-ı Kerim’in bu çok yönlü işlevini unutmamak gerekir.

3- Allah-u Teâlâ’yı zikretmeyi artırmalıyız. Beş vakit namazdan sonra tesbih çekerek Allah’ı zikrederiz. Bu zikrediş günde 99x5=495’e tekabül eder. Bu sayıyı artırabiliriz. Kur’an-ı Kerim’de “Ey iman edenler, Allah’ı çok zikredin!” (Ahzab, 41), Göklerde ve yerdeki her şey Allah’ı zikretmektedir. O güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir (Haşr, 1), Allah’ı zikir ise en büyük (kulluk vazifesi)tür. Allah, ne yaparsanız bilir” (Ankebut, 45) buyrulmaktadır.

4-Yakın ve uzak akrabayı, fakirleri, yetimleri koruyup gözetmeli, maddi ihtiyaçlarına yardımcı olunmalıdır.

5-İslâm âleminde Siyonistler ve işbirlikçilerin sömürüsünden dolayı fakir kalmış Müslümanların dertleriyle dertlenmek, onlara ekonomik katkı sağlamak.

Bütün bunlar ferden yapabileceklerimiz. Birçok mesele ancak devletle çözülebilir. Bunun için İslâm devletli dindir, devletle birlikte doğmuştur. Müslümanların birliği, kalkınması, ırkçı emperyalizme karşı mücadelesi ancak devlet eliyle mümkün olabilir. Bu sebeple, Müslümanların ilk yapacağı icraatı, Müslümanların dertleriyle dertlenmeyen, İslâm âleminin birlik ve beraberliği için uğraşmayan, Siyonistlerle işbirliği içinde olan yöneticileri değiştirmek olmalıdır.

İslâm âlemindeki ırkçı emperyalizmin yerli taşeronları başta olduğu müddetçe, nice Ramazan ayları gelir geçer, ferden manevi iklimden faydalansak da İslâm dünyasının sorunlarını, yeryüzünde zulme uğrayan kardeşlerimizin ahları, Batı’nın sömürü çarkı devam eder. Müslümanlar, sorunlarını çözmek için İslâm Birliği, İslâm Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (D-8), İslâm Savunma Paktı’nı kurmalı, faizci kapitalist düzeni değiştirerek âdil bir dünya inşa etmelidir. Buna hem İslâm âleminin hem de bütün dünyanın ihtiyacı vardır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Siyami Akyel - Mesaj Gönder



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?