Reklamı Kapat

Ölçülerin farklılığı kafaları karıştırıyor 

Sivil toplum kuruluşlarının asli görevi toplumu bilgilendirmek, birtakım hayali bilgilerle oluşturulan kafa karışıklığını gidermektir. Özellikle de sendikaların bu alanda önemli görevleri vardır. Bu arada alanlarında uzman olan kişilere de ciddi görevler düşüyor. Ne var ki, eldeki belge ve bilgiler ile rakamlara dayanarak yapılmayan yorumlar ortaya çok ciddi sonuçlar çıkarıyor. Görünen o ki, yapılan değerlendirmeleri, elde edilen rakamlardan çok mensubiyet duyguları belirliyor. Kısacası, ülke gerçeklerinden çok, ideolojik yaklaşımlar değerlendirmelere yön veriyor. Bu konuda TÜİK’in açıkladığı aylık rakamlar sürekli eleştirilere muhatap oluyor. Buna bir de sık denebilecek sürelerde ilgililerin değiştirilmesi eklenince kafalarda oluşan sorular çoğalıyor. Buna Mart ayı açlık ve yoksulluk sınırları ile ilgili iki ayrı sendika tarafından açıklanan rakamları örnek olarak vermek mümkün. Memur-Sen’in araştırmasına göre Mart ayı açlık sınırı 2 bin 701, yoksulluk sınırı ise 7 bin 716 lira. Birleşik Kamu-İş ise Mart ayı açlık sınırını 3 bin 396, yoksulluk sınırını ise 11 bin 575 lira olarak açıkladı. Bu iki rakam birlikte düşünüldüğünde insanın hangisini doğru kabul edeceğini kestirmesi mümkün değil.

Hemen belirteyim ki, dileğim ülkemizde açlık sınırının altında hiçbir çalışanın ve emeklinin kalmamasıdır. Çünkü ister çalışanlar ister emeklilerin tespit edilmiş bu açlık sınırı rakamlarının altında ücret alanların bu ülkede bulunuyor olması ekonominin içine sürüklendiği durumu gösterir ki, ne adına olursa olsun ilan edilen rakamların altında insanlarımızın bulunuyor olmasının nedenleri üzerinde durulması ve duruma nasıl çözüm bulunacağına dair toplum olarak kafa yorulması gerekiyor. Özellikle de sendikaların açıklamalarında ideolojilerinin rakamlarında belirleyici olmaması ile soruna kalıcı çözümler bulunabilir. Aksi halde var olan sorunların ve sıkıntıların gizlenmesi hedef olursa sorunlar giderek büyür ve bir süre sonra çözüm bulunamaz hale gelir. Bugün içine yuvarlandığımız durum bunun bir göstergesidir.

Hatırlanacağı gibi aylar öncesinde çiftçimizin ürettiği patates ve soğanların elde kaldığı, çünkü çiftçinin emeğini karşılamaktan çok uzak fiyatlarla üreticilerin elinden çıktığı haberleri medyaya yansıdı. Hatta patatesin 4 kilosunun bir liraya alınmak istendiğini biliyoruz. Ancak bugün geldiğimiz noktada devletin çiftçinin elindeki patates ve soğanları satın alarak ihtiyaç sahiplerine dağıtacağı haberleri bir müjde gibi tekrarlanıyor. Bu iş birtakım kimseler tarafından ürünler depolara yığılmadan önce yapılabilmiş olsaydı sanıyorum derde derman olurdu.

Netice olarak diyebiliriz ki, var olan sorunları gizlemek derdine düşmekten çok sorunlara zamanında çözüm bulmaya ihtiyaç var. Özellikle çiftçinin ürettiği ürünler bir sene elinde kalır satamaz ise ertesi sene söz konusu ürünleri ekecek çiftçi bulunamaz. Öyle olunca da kendi çiftçimize çok gördüğümüz parayı diğer ülkelerden yapacağımız ithalat yoluyla söz konusu ülkelerin çiftçilerine vermiş oluruz.

Özellikle de her ay açıklanan açlık ve yoksulluk sınırı rakamlarının iktidar sahiplerince gerçeği yansıtmadığı söylenerek meseleye çözüm bulamayacaklarını, buna karşılık ülkenin içinde bulunduğu şartlara göre abartılı birtakım rakamlar açıklanarak ideolojik birtakım değerlendirmeler yapmak da meseleye çözüm bulmuyor. Böyle olunca hayatın her alanında gerçek rakamlarla toplumu bilgilendirmek gerekiyor. Bu yapılmadığı takdirde insanımız ülkenin gerçekleri ile yüzleşemediği gibi hangi tarafın sesi fazla çıkıyorsa onların söyledikleri gerçekmiş gibi bir algı oluşturuluyor. Yani kimler daha çok bağırıyorsa onların dediği doğru imiş gibi bir hava oluşuyor. Sonuç olarak toplumda kafa karışıklığı oluşuyor. Kimse işin aslı nedir, ne olması gerekiyor konusunda net bir fikre sahip olamıyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?