Reklamı Kapat

“Yarınlara umutla bakalım!”

Karanlığa bakarak ya da sürekli olumsuzlukların üzerine giderek iç karartmak, yorgunluğa düşmek ve yılgınlığın baş göstermesi olası bir durumdur. Bunu oturup beslemek ile meşgul olanlar için iç karartmak iyi bir işlev yerine getiriyordur elbette. Durumu anlamaya çalışanların bu karartıdan dolayı mesul ilan edilmeleri ancak karanlığa, karamsarlığa ihtiyaç duyanlar için iyi bir kalkan vazifesi görür. Hatta gücü elinde bulunduranlar için temel meselelerin konuşulmasından ziyade insanların iyice yılgınlığa duçar olmaları daha işlevseldir. Çünkü gerçeklerin üstünün örtüldüğü her durumdan kendilerine yeni bir talih devşirmek isterler ve kendilerinden gayri kimseyi umursamadıkları için bunu yaparlar.

Millet, gerçekleri er ya da geç fark edecektir. Çünkü insanların terazileri artık yapay konuları kaldırmıyor. Artık yapay gündemler insanları meşgul etmiyor. Neden? Çünkü mutfakta tencere tıkırdamıyor. İnsanların adalet duyguları zayıflasa da işin ucu kendisine isabet ettiği yerde hemen irkiliveriyor. Çünkü geçim sıkıntısı en önemli gündem maddesi olarak insanların her anını meşgul ediyor. Toplumun bütün kesimleri bir şekilde bu sıkıntıdan paylarına düşeni fazlası ile alıyorlar, hele hele ekonomik olarak alt tabakayı oluşturan toplumun en geniş kesimi bu sıkıntılar ile adeta inliyor. Toplumsal eşitsizlik saklanamayacak şekilde uluorta gösteriliyor. Bir tarafta daha eşitler diğer tarafta eşitsizliğin vurduğu ‘ötekiler’.

İşlerin ‘ruh çağırma’ seansları ile ya da ağdalı söylevlerle yürümediği bir noktadayız. İşte tam bu noktada insanımız, lisanî hâl ile kuşun canlısını istiyor. Onun içindir ki bu kokuşmuşluğun daha fazla yürüyecek mecali kalmamıştır. Çözüm üretecek iradesi de isteği de yoktur. Halen daha meselelerin etrafından bile dolaşamamaktadırlar çünkü meselelere olabildiğince uzak bir yerden bakmaktadırlar. Baktıkları yer ile gördükleri arasındaki uçurumu okumayacak kadar meselelerin dışındadırlar. Vatandaşa hizmet etmek için aldığı vazifeyi unutup, halk için bulunduğu pozisyonu unutup onlara amirlik yapan bir anlayış elbette vatandaşın yoksulluğu, darlığı ile hemhal olamaz. Nitekim olmadığı gibi bütün olumsuzlukların faturasını da o gariban omuzlara yüklemekten çekinmemektedirler. İşte artık sahte ile gerçeğin farkı ortaya çıkmıştır.

Vatandaş, yarınlara umutla bakmak istiyor ve bir an önce nefes almak istiyor. Biliyor ki borç borçla kapatılmaz, üretim olmadan, denetim olmadan işler düzene girmez. Vatandaş, çarşı pazar şenlensin, mutfakta tencereler kaynarken sofralar şenlensin ve haneler huzurlu olsun istiyor. Önce ‘insan’ denildiği ve insanın kıymetli ve de öncelikli olduğu bir anlayışı talep ediyor. Halkla birlikte halkın gözü önünde işlerin usulünce yürütülmesini arzuluyor. Biraz neşe istiyor. Biraz enerji istiyor ve ummak istiyor. Yapay gündemlerden, kısır çekişmelerden ve hepsinden önemlisi artık ‘boyalı kuş’tan yoruldu. Karanlığı dağıtmak ve umut olmak vaktidir. Bu yüzden, “Yarınlara umutla bakalım!” çığlığı da insanlara umut verir, sevinç ve neşe verir. Yarınlar inşallah umutlu olacak. Olmalı. Hoşça bakın zatınıza…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Biten - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?