Reklamı Kapat

Yılgınlığa İnat!

İnsanın düşüncesini inancı, sahip olduğu dünya görüşü ve değer ölçüleri belirler. Şayet bu ölçülerini kaybetmişse konjonktür hangi inancı, hangi dünya görüşünü ve hangi değerleri on plana çıkartıyorsa ona sarılır. Son on beş yirmi yılda yaşanan savrulmalar bütün olarak değer dünyasını tahrip etmiş ve toplumun en önemli bağlarını sarsmıştır. Aslında daha iyi yapmak iddiası ile yola çıkanlar, iddialarında kaybolmuşlardır. Ne kadar güç devşirilirse devşirilsin, bir türlü huzur bulamadıkları gibi yapabilirliğini de kaybetmişlerdir.

Bugün geçmişten farkı olmayan bir düzen içerisinde insanımız yine görmezden geliniyor. Onun problemleri dışında her şey öncelik arz ediyor. Geçmişte milleti belli bir şablona hapseden, biçimlendiren anlayış halka tepeden nasıl bakıp çatışmacı bir yönetim biçimiyle topluma gardiyanlık yapıyorduysa bugün de el yükseltilerek aynı ceberut anlayış ile devam edilmektedir. Gerçek meseleler yokmuş gibi yapılarak topluma gardiyanlık yapan bu düzen de topluma sıkıntı, zulüm ve yoksulluktan başka bir şey vermemektedir.

Milletin birbiri ile olan bağları tahrip edilirken geçmişte ulusçu bir dil kullanılıyordu, şimdi maalesef din dili kullanılarak yapılıyor. Hizmet etmeyi bir kenara bırakın, şefkat ve merhametten yoksun bir şekilde millete efendilik taslayan yönetici tipleri de bu çatışmacı gardiyan devlet anlayışının sonucudur. Onun için bugün insanlar sıkışmış, bunalmış bir şekilde adeta nefes alamaz hale gelmişlerdir.

Amaçlamış oldukları yönetimin bekası için insanlarımız arasındaki bağlar koparılmakta, yerine de bir bağ kurdurulmamaktadır. Gerçi böyle bir derdin olduğunu da zannetmiyorum. Bütün bu gidişat, başıbozuk bir düzen ortaya çıkarmıştır. Ekonomik ve sosyal olarak gerilemenin asıl nedeni bu çatışmacı dildir. Topluma, kurumlara, kurallara karşı da yürütülen bu üslup bugün tamiri zor hasarlar oluşturmaktadır. Toplumun ağzına emzik olarak verilen kimi çatışmacı gündemler artık işlememektedir. Toplum, içinden geçtiği darboğazın farkındadır ve kimin nasıl bir hayat sürdüğü artık gizlenememektedir.

Bugün ekonominin önündeki en büyük engel de bu çatışmacı dildir. Toplumsal dayanışmanın ortadan kalkmasında da bu etkindir. Eğer ekonomide bir iyileşme beklentisi varsa ya da bu yapılacaksa önce toplumsal barış adına adımlar atmak ve bu çatışmacı dilden uzaklaşmak gerekiyor. Toplumun ortak noktaları, bağları güçlendirilmeli; farklılıkları korunmalı ve hiçbir şekilde topluma her türlü dayatmadan vazgeçilmelidir. İşte o vakit içinden geçilen bu zor zamanlar ile baş edilebilir. Gelişme ve kalkınmanın önü açılabilir. Bunun için yılgınlığa inat el ele verip, sevgi ve şefkatle birbirimizin yaralarını sarabiliriz. Daha iyi bir güne uyanmak için gayret etmeye değmez mi? Hoşça bakın zatınıza…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Biten - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?