Reklamı Kapat

Geçim ittifakı!

Türkiye son yirmi ayın en yüksek enflasyon rakamına ulaştı, TÜİK’in verilerine göre…

Kuşkusuz, Türkiye’nin en önemli sorunlarından biri ekonomi… Tencere… İş, aş… Hayat pahalılığı… Geçim derdi…

Ekranlarda, gazete manşet ve köşelerinde hatta kahve sohbetlerinde ‘siyasi ittifaklar’ tartışılır konuşulurken, Saadet Partisi son dönemlerin en anlamlı ‘ittifak’ını açıkladı, kamuoyuna: “Geçim İttifakı”.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun şu cümlelerine dikkatlerinizi çekmek isterim;

* “Ülkemizin, insanlarımızın dertleri her geçen gün artarken ülkemizde asıl konuşulması gerekenler ne yazık ki konuşulmuyor. 19 yıldır iktidar olanlar, mağdurlar ordusu oluşturdular. Liyakati esas almadılar, işsizler ordusu oluşturdular. İyi gün, kötü gün demeden vergi topladılar, esnafımızı, insanımızı zor günlerinde yalnız bıraktılar.”

* “Yanlışta politikalarda ısrarcı olarak ekonomiyi çıkmaza soktular, insanımızı hayat pahalılığına mahkûm ettiler. Kendileri varlık içinde yüzerken milyonların geçim derdini görmezden geldiler.”

* “Devlet olarak zor günlerden geçiyoruz diyerek insanımızın merhametine sığındılar ama vatandaşımıza zor günlerinde sırt çevirdiler. Ülkemizde siftah yapamadan dükkân kapatan, pandemiden dolayı iflas eden esnafımız var.”

* “Gelecek hayalini yurt dışında yaşamak üzere kuran gençlerimiz var.”

* Ay sonu nasıl gelecek diye düşünen milyonlarca kardeşimiz var. Geçim sıkıntısının bunalımıyla intihar edenler var.”

* “Son Merkez Bankası Başkanı değişikliğinin bu ülkeye yüklediği külfet; doların gecelik 1 lira artışı ile 435 milyar liralık yük olmuştur.”

* İktidar kutuplaşma diyecek. Biz kucaklaşma diyeceğiz. İktidar hesaplaşma dedikçe biz, helalleşme diyeceğiz. Karanlığın en koyu olduğu an şafağın en yakın olduğu andır. Herkes bilmeli ki şafak yakın.”

* “Bu sebeple dert var, sorun var ama Allah’ın izniyle çözüm de var. Saadet Partisi olarak her bir insanımızın geçim mücadelesine destek olmak, onları dinlemek, seslerini duyurmak, çözümler üretmek, tencerelerinde dert değil aş pişirebilmek için seçimden önce bir geçim ittifakı kurmakta kararlıyız. Bir geçim ittifakı kuralım.”

BÜTÜN KÖY OKULLARI KEŞKE AÇIK OLSA!

* Keşke, köylerimiz ailelerle, çocuklarla cıvıl cıvıl dolsa…

* Keşke, bütün köy okullarımız açık olsa…

* Keşke, bütün köylerimizde öğretmen ve imam olsa…

* Keşke, ülkemizin tüm dağları şenlik olsa…

* Keşke, köylerimizde doğanlar, köylerimizde doysa…

* Keşke, böylelikle doğudan batıya doğru göç dursa…

SORUNLU CÜMLELER!

Yayınlandığı zaman aralığının (gece yarısı) toplumda farklı duygular meydana getirmesini bir yana bırakıyorum; amirallerin bildirisinde daha ziyade eleştirilen, ‘darbe çağrışımı ve iması’ uyandıran cümleler ve vurgular şu satırlarda yoğunlaşıyor;

* “Yüce Türk Milletine…”

* “TSK’nın, anayasanın değişmez, değiştirilmesi teklif edilemez temel değerlerini titizlikle sürdürmesi zaruretidir.”

* “Aksi halde, Türkiye Cumhuriyeti, tarihte örnekleri olan, bunalımlı ve bekası için en tehlikeli olayları yaşama risk ve tehdidi ile karşılaşabilecektir.”

Eylül 1980’de ülke yönetimine el koyan ve 7 Aralık 1983 tarihine kadar bu statüsünü sürdüren askerî cunta yönetiminin kullandığı dili hatırlayanınız var mı?

1960… 1971… 1980… 27 Nisan… 28 Şubat… 15 Temmuz…

Darbe ve muhtıra metinlerinde belirtilen gerekçelere bakıldığında;

* 1960 darbesi, “Demokrasinin içerisine düştüğü buhran nedeniyle kardeş kavgasına meydan vermemek” nedeniyle,

* 1971 muhtırası, “Meclis ve hükümetin süregelen tutum, görüş ve icraatlarıyla ülkeyi kardeş kavgasına, sosyal ve ekonomik sıkıntılara sokması” nedeniyle,

* 1980 darbesi, “Devletin iç ve dış düşmanların tahriki ile varlığına, rejimine ve bağımsızlığına yönelik fikri ve fiziki haince saldırıların düzenlenmiş olması” nedeniyle,

* 27 Nisan 2007 tarihli e-muhtıranın temel gerekçesi de genel hatlarıyla, “Laikliğin ve devletin temel değerlerinin bir takım çevreler tarafından aşındırıldığı” iddiasıydı.

* 15 Temmuz darbesinin gerekçesi, “Anayasa ve kanunun ihlalleri, devletin temel nitelikleri ve hayati kurumlarının varlığı açısından büyük bir tehdit haline gelmesi, devletin kurumlarının ideolojik Saiklerle yeniden dizayn edilmesi” şeklindeydi…

***

Ortak nokta şuydu bu açıklamalarda; “TSK kendisini ülkenin sahibi ve milletin gerçek, değişmez ve ilelebet temsilcisi olarak görmüştür. Dolayısıyla millet adına söylemde ve eylemde bulunabilecek en üst kurum olarak da kendisini konumlandırmıştır.”

Oysa her askeri darbe hemen her bakımdan ülkeyi esasen geri götürdü. Onulmaz yaralar açtı.

BİLDİRİDEKİ KAVRAMLAR ASKERİ DARBELERDE KULLANILDI!

* taha Akyol… Karar gazetesi yazarı. Taha Bey’in bir başka şapkası da ‘hukukçu’ kimliğidir.

Amirallerin bildirisine ilişkin şu cümleleri ifade etti;

* “Emekli amirallerin bildirisinde ortaya koydukları dil ve tavır son derece sorunludur.”

* “Bildiride ifade edilen “Atatürk ilke ve devrimleri” de iktidarın “yerli ve milli” söylemi de elbette kişisel ve siyasi tercih konusu olabilir fakat bir anayasal devlette hukuki referans olarak kullanılamaz.”

* “Hukuki tanımları belli olan anayasal kavramlara değil de ideolojik kavramlara referans yapıldığında, hukuk belirsizleşir. Bildirideki kavramların da askeri müdahalelerde nasıl kullanıldığı bilinmektedir.”

* “Bildiri bu yönüyle yanlıştır fakat bir hukukçu olarak belirteyim ki, Ceza Kanunu’na göre suç sayılabilecek bir ifade yoktur. Amiraller sadece Montrö’nün önemini ve değerini anlatan ve bir amiralin tarikat müridi olmasını eleştiren makul bir bildiri yayınlasalardı bu toz duman ortaya çıkmazdı.”

Ve bir de soru sordu, Taha Akyol;

* “İktidar ve Türkiye’deki anayasal nizam, hiçbir “yetki”si olmayan 104 emekli amiralin bildirisiyle tehlikeye girecek kadar kırılgan mıdır?”

BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?

* ÖNDER İmam Hatipliler Derneği’nin, yeni genel başkan adayını belirlediğini, Başkanlar Kurulu öncülüğünde yapılan istişarelerde ÖNDER Genel Sekreteri Abdullah Ceylan’ın ÖNDER Genel Başkanı olmasının kararlaştırıldığını, iki yıldır ÖNDER Genel Başkanlığı’nı Kamber Çal’ın yaptığını, biliyor musunuz?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Öksüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?