Reklamı Kapat

Manevi Ve Maddi Yenilenme Ayı

Bismillâhirrahmânirrahîm;

Kâinat kitabı Kur’an-ı Kerim’in yeryüzünü aydınlatma ayı olan Ramazan’ın gölgesi üzerimizde. İnsanlığı “yenilemek” üzere yaklaşan bir kutlu misafir! Bütün zamanların saniyesi bile kıymetlidir. Ama insanlığı uyarma, manevi ve maddi olarak yenileme, günah kirlerinden arındırma vesilesi olan kutsiyeti yüksek bir manevi hazinenin değeri ölçülemez. Ramazan ayı bu müstesna değerini Kur’an’dan alıyor. Çünkü Kur’an, Ramazan ayında yeryüzünü aydınlatmaya başladı.

Böylesine önemli bir misafir için çok ciddi hazırlıklar yapılması gerekmez mi? Bu misafir bize dünya ve âhiret reçetelerini hatırlatmak üzere geliyor. Gönülleri ferahlatmak, maneviyat ikliminde yıkamak ve kötülüklerden arındırmak için. Takvayı öğretmek, insanları “sonsuzluk yolculuğu”na hazırlamak için. Oruç, tam anlamıyla sabır ve merhamet eğitiminin yapıldığı bir mekteptir.

Rabbimiz, insanlığın asıl karar yeri olan âhirete hazırlanması için kullarına büyük imkânlar sunuyor. Şeytanlar zincire vuruluyor; diğer aylardaki tahribatlarına bu ayda ulaşamıyorlar. Kalpler yumuşuyor; ilahi mesajı anlamaya hazır hale geliyorlar.

Allah her şeyi bir sebebe bağlamış. İnsan azami derecede Ramazan ayının feyiz ve bereketinden yararlanmayı isteyecek, sebeplere sarılacak. Ramazan ayı tefekkür, silkinme, muhasebe dönemi. İnsanın kendisine çekidüzen vermesi için, “dur, düşün, yeniden başla” hazırlığını yapması gereken bir iklim.

Bu ayı emredildiği gibi değerlendirenlere, “cehennemden azat olma” beratının verileceği müjdeleniyor. Kullar, kıymetini tam anlayabilselerdi, bütün senenin Ramazan ayı olmasını arzu ederlerdi.

RAMAZAN HEYECANI

İNSANIN dünyevileşmesinin zirve yaptığı, maddeciliğin kalpleri katılaştırdığı bir atmosferde, Ramazan ayının tatlı ve ılık esen iklimine o kadar ihtiyacımız var ki!.. Bu aydan azami ölçüde faydalanmalıyız. Hem fert olarak, hem de kurumsal yapımız DİB olarak. Hocalara “din görevlisi” diyorlar. Bizlere rahmet ve cömertlik iklimi sunan İslâm hepimizin dini! Her Müslüman gerçekte bir “din gönüllüsü”dür. Vüs’atimize göre İslâm’ın hayat veren düsturlarını hayata taşımaya çalışacağız.

DİB, bu konuda genel bir sorumluluk sahibi. Çünkü halka İslâm’ı öğretme görevini üstlenmiş durumda. Yalnız camide mi? İslâm, yalnız caminin duvarları arasına sığmaz. Elbette camiler, Allah’ı anma, ibadet ve eğitim merkezleri. Buralarda öğrenilenler sosyal hayatta yaşanır ve hayatın bütününü kuşatır. Kur’an’ın sunduğu mesaja Türkiye’deki 83 milyon, dünyadaki 8 milyar insanın ihtiyacı var. Diyanet mensupları bu manevi sorumluluk içinde görev yapmalı.

Diyanet İşleri eski Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez 113 ülke ile iletişime geçmiş, oraların şartlarına uygun hizmetler başlatmıştı. Görevi devam etseydi, gözle görülür, güzel sonuçlar alacaktı, diye düşünüyorum.

Şimdiki Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş da, 28.12.2020 günü tüm Diyanet personeline gönderdiği video mesajda, hocaların görev ve sorumluluklarına vurgu yapmıştı. Hizmet verdikleri hedef kitleye, kıyamet günü hocaları hakkında sorulduğu zaman, “Vazifesini hakkıyla yaptı, şahitlik ederiz” derlerse imtihanı kazanabileceklerini anlatmıştı.

GÖREV SORUMLULUĞU

ALİ Erbaş hocanın hatırlattığı, “iyiliği emretme, kötülüğü engelleme, Hakk’a çağırma” görevinin en etkili olarak Ramazan ayının rahmet, bereket ve kuşatıcılık ikliminde yapılabileceğini düşünüyorum. Camiler insanları birleştirip kaynaştıran en etkili mekânlar. Buralarda yalnız ilahi rahmetten esintiler konuşulmalı. Uyarıcı, müjdeleyici, insanın manevi yönüne hitap eden düsturlar. Hırslar, kibir, gurur ve dünyevileşme caminin dışında bırakılmalı.

Geçmekte olduğumuz salgın sürecinde manevi, sosyal, ekonomik pek çok sıkıntılar yaşıyoruz. Camiler ve Müslümanlardaki şefkat ve merhamet insanların sığınağı olmalı. Hocalar, İslâm’ı doğru ve güzel temsil edebilen insanlardan seçilmeli. Toplumun güler yüzü olabilecek örnek insanlardan. Emekli hocalardan Mahmut Toptaş’ın yazısında belirttiği, “Din ekmek kapısı değildir. Allah Resulünün hayatına bakarak din hizmetleri yapılmalı” (11.09.2020) sözü beni çok etkilemişti.

Hocalarımız görevlerinin hakkını verirlerse bunun manevi karşılığını zerresi kaybolmadan alırlar. İhmalkârlık yapıp hitap ettikleri kitleyi cahil bırakırlarsa, kıyamet günü bunun hesabı verilemez. Toplumun sorumluluğunu üstlenebilecek dirayetteki kişiler hocalık yapmalı. Dünyevi hevesleri olanlar farklı meslekler seçmeli. Dünyevileşme ile din hizmetleri bir arada yürümez.

Fert ve sorumlu kurumlar olarak, her Müslüman’ın bir Ramazan ayı programı olmalı ki, bu ayın hakkını verebilelim. Bizim kültürümüzde Ramazan ayının farklı sevinci, heyecanı vardır. Şu mısralardaki gibi: “Merhaba ey şehr-i rahmet merhaba! / Oldu bugün yevm-i vuslat merhaba! / Kalmadı dillerde hasret merhaba!” 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?