Kul hakkı

Bütün toplum salgın gerekçesiyle birtakım kurallara ve kısıtlamalara tabi tutuldu, bu uğurda denetimler, teftişler gerçekleştirildi. Ancak kamuoyuna yansıyan manzaralara bakılırsa kuralları koyanlar, bu kurallardan kendilerini muaf tuttu, kendileri için kuralları alabildiğine esnetti veya uygulamadı. Herkesin gözünün içine baka baka, ısrarla ve inatla tıklım tıkış kongreler yapıldı, en son yapılanda salonu da geçtik dışarısı bile kendi tabirleriyle lebaleb doldu. Adeta eleştirenlere nispet olsun diyerekten “lebalep” dolduğunun özellikle altı çizildi sürekli.

Bugün, çok hızlı değişen Türkiye gündeminde bu konu çoktan gündemden düştü. Gerçi “gündem değirmeni” Türk medyasında, belli bazı konular dışında herhangi bir şeye yer yok zaten. İktidara göre kendilerini konumlandırmış ve bu sayede de giderek basın kuruluşu olmaktan uzaklaşıp “parti bülteni”ne dönüşüvermiş medyada, 128 milyar dolarlık döviz rezervinin akıbeti konusu da yer bulamadı. Onun yerine “Millet İttifakı çatırdıyor mu?” veya “ CHP’de neler oluyor?” türünden başlıklar günlerce konuşuldu, tartışıldı. Bu “lebalep” kongreler özelinde toplumsal adalet duygusunun zedelenmesi de elbette ki yer bulamadı. Sıcak gündemde de kaynadı gitti.

Ancak bir toplum için olmazsa olmaz argümanlardan birisidir hak ve adaletin tesis edilebilmesi. Toplumsal bir sözleşmenin hükümleri gibi olan kanunların herkese, aynı şartlarda uygulanabilmesi, o toplumun fertleri arasında rızaya dayalı bir uzlaşmanın yerleşmesi için gereklidir. Yoksa kanun zoruyla sağlanan bir düzen, aynı kuralların başkalarına tatbik edilmemesi nedeniyle bazen de “kul hakkına” aykırı bir hissiyata da dönüşebilir. Bugün, bu tür hassasiyetleri bekleyecek kimselerin kalmaması da toplumun geldiği nokta açısından sıkıntılı bir durumu da göstermektedir.

“Lebaleb” kongereler özelinde somutlaşana bu durumun kamuoyu vicdanını ve toplumdaki adalet duygusunu ne ölçüde zedelediği bir kenara bırakıldı ve tam da “güçlünün hukuku” benzetmesine yakışan bir şekilde tüm kongreler “lebaleb” yapılana dek gündeme gelmeyen kısıtlamalar da bir anda hayata geçirildi. Bu “adamına göre muamele” hissiyatı toplumda daha da güçlenirken, bu durumdan bile vicdanen de olsa rahatsız olmayanları görmek de insanı şaşırtıyor.

Toplumdaki bu rahatsızlığın doğru okunduğu söylenebilir mi peki? Görünen o ki, hayır. Hatta tam tersi bir tutum söz konusu. Bir vekil, hem salon içinde hem de salon dışında üst üste olan kalabalık görüntülerinin aslında kameranın “yatay çekiminden” kaynaklandığını söyleyebildi ciddi ciddi... Yani ayan beyan ortada olan, insanların gözleriyle gördükleri manzaraların sadece bir “yanılsama” olduğunu söyleyebilmiş! İnsanlarla alay etmek gibi bir şey…

Esnaflar ve dükkan sahipleri, kısıtlamalar neticesinde ekmek teknelerini kapatmanın eşiğine gelmişken, bir siyasi partinin mitinglerinde bu kısıtlamaların hiçbiri uygulanmıyor. Veya eşi hastanede yatan bir vatandaş, para çekmeye çıktığı için 3 bin lira ceza yiyebiliyor. Partililerin toplaşması ise kimsenin gözüne batmıyor.

Sokaktaki vatandaşın tepkilerini umursamayıp, görmezden gelip unutturacağını düşünmek de içinde bir vebali barındırıyor. İdare makamındakiler, bu toplumun fertlerinden mesuldür ve onların hakkına girmeyi de istemezler muhakkak. Meseleyi salt günlük menfaat eksenin değil de bir de “kul hakkı” açısından düşünmek gerekmiyor mu?

Sağlık Bakanı’nın “kongreleri gündemde tutmanın kimseye faydası yok” açıklaması, bütün bu acayip durumu geçiştirmek değil midir? Ve burada geçiştirilmek istenen toplumun fertleri bazında “kul hakkı” olmuyor mu?

“Lebaleb” kalabalıkların sebebinin “yatay çekim” olduğunu söyleyebilen vekilin “haritanın kırmızıya dönmesi kongrelerden değil, restoranların, lokantaların açılmasından” önermesi de gerçeklikten kopuş mudur, insanların hakkına girmek midir, yoksa ciddiyetsizlik midir, bilinmez.

Mensubiyete göre muamelenin, en başta bir “kul hakkı” meselesi olduğunu görmedikçe haksızlık ve adaletsizlik de normalleşecektir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Kıllıoğlu - Mesaj Gönder

# CHP

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Nurettin Gedikoğlu - Hocam bu yazının her kelimesine katılıyorum

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 06 Nisan 07:34


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?