Reklamı Kapat

Dünya Savaşına Doğru mu Sürükleniyoruz?

Sovyetler Birliği’nin (SSCB) tarih sahnesinden çekilmesi ve İkinci Dünya Savaşı sonrası başlayan Soğuk Savaş’ın sona ermesinin ardından NATO genişleme stratejisinde gözünü Orta Asya’ya dikmişti. İngiltere’nin “Demir Leydi” lakabıyla ünlenen muhafazakar Başbakanı Margaret Thatcher “düşmansız ideolojilerin yaşayamayacağı” açıklamasıyla aslında NATO’ya yeni bir vizyon belirleme yoluna girmişti. 1991 yılında 1. Körfez Savaşı’nda her ne kadar Irak’a NATO ortak kararı ile harekât kararı alınmamış olsa da bu savaş bir anlamda Amerika Birleşik Devletleri’nin ( ABD) NATO için istikamet belirleme girişimiydi. O gün adı “Yeni Dünya Düzeni” olan, sonrasında “Büyük Ortadoğu Projesi”ne (BOP) dönüşen planlar Ortadoğu’nun yeniden dizaynını hedefliyordu. Bu arada NATO’nun ABD iradesi dışında hareket etmesinin mümkün olmadığı gerçeğinden yola çıkılırsa, 2003 yılındaki Irak ve Afganistan’ın işgaliyle birlikte gelinen durum ancak bu üst bakış ve BOP gibi bir yol haritası ile anlamlandırılabilir.

Bunun yanında Irak’a komşu olan tek NATO ülkesi olan Türkiye’nin 1991 yılında ABD’nin yanında yer alması sonucunda her geçen yıl zemin kaybettiği, bugün çok daha net olarak belirginleşmiş durumda. İstikrarsız hale getirilen bölgede bir de 2011’de Arap Baharı süreci ile Suriye’de ortaya çıkan sonuç, Türkiye’nin güvenlik endişelerine tavan yaptırmış oldu. 1991, 2003 ve 2011 yılları tarihi dönüm noktaları idi ve maalesef Türkiye bu üç tarihten de zararla çıktı. Bugün yaşanan güvenlik kaygılarının merkezinde işte bu tarihlerin ortaya çıkardığı olumsuz sonuçlar vardır.

Bununla birlikte bugün artık Türkiye NATO için olmazsa olmaz bir ülke değil. Aslında Soğuk Savaş döneminde Türkiye stratejik konumu ile NATO için Sovyet tehdidine karşı en ileri noktaydı. Türkiye neredeyse NATO’nun tutkalı gibi takdim ediliyordu. Bugün artık köprünün altından çok sular aktı. NATO Türkiye’nin kaygılarını dikkate dahi almıyor. Türkiye’nin toprak bütünlüğü başta ABD tarafından tehdit ediliyor. Bütün bunlara sebep de yukarıda sayılan tarihlerde alınan yanlış siyasi kararlardır.

Diğer taraftan bugün Rusya ile Ukrayna arasında yaşanan gerginliğin arkasında da NATO’nun genişleme stratejileri var. Ancak Rusya özellikle Putin ile bütün Orta Asya’yı tabiri caizse “Rus Milletler Topluluğu” gibi görmesini de unutmamak lazım. Ukrayna’ya sürekli sopa gösteren, “Rusların yaşadığı her yer Rusya’ya aittir” gibi bir ön kabul ile hareket eden Rusya, ABD ve NATO’ya karşı adımlar atmayı, stratejiler geliştirmeyi hedefliyor. Yani NATO’nun genişlemesine tepki koyan ama kendisi olabildiğince genişlemek isteyen Rusya’nın da son tahlilde Türkiye ile güllük gülistanlık bir süreç yaşamayacağı ortadadır.

Evet, Türkiye’nin bir kuşatılmışlık sorunu var ama bu sadece ABD tarafından yapılmıyor. Rusya’nın Kırım’ı ilhak etmesi, Suriye’de kalıcı hale gelmesi, Dağlık Karabağ’a yerleşmesi, Libya’da isyancı General Hafter’in yanında durması gibi başlıklarda Türkiye ile çıkar çatışması alanları var ve Rusya da bu anlamda bir kuşatma çabası içine girmiş durumda.

Şimdi akıllara şu sorular gelebilir; iyi de ABD ve Rusya ile yaşanan bu krizlerin çözümü nedir? Aslında öyle çetrefilli cümlelere başvurmaya, derin stratejik oyun teorilerine gerek yok. Her ne kadar ABD ve Rusya birbiri ile mücadele ediyor gibi görünse de yarın ortak bir noktada buluşabilirler. Türkiye’yi onların arasındaki bu pazarlığın içine dâhil etmemek lazım. Her ikisi de Türkiye’nin üzerinde tasarrufta bulunabilinecek herhangi bir ülke olmadığını bilmelerini yeniden sağlamak gerekir. Aksi durumda Türkiye her an bir oldubitti ile karşı karşıya kalabilir. Salgın koşullarının oluşturduğu ekonomik kriz 1929’daki “Büyük Buhran” ile örtüşüyor ve İkinci Dünya Savaşı’nın altyapısı oluşuyor denebilir ama ABD’nin Karadeniz ısrarı, Rusya’nın Kırım’ı elde tutmak için Ukrayna ile tansiyonu yükseltmesi de 1. Dünya Savaşı öncesi güç mücadelelerini hatırlatıyor. Her iki durum da yaklaşan büyük tehlikeyi haber veriyor. Türkiye tam da şimdi aklıselimini kuşanmalı. Günlük politik hedeflerin geçiciliğini iyi bilmeli. Geleceğin doğru zeminde inşası için fotoğrafın tamamına odaklanmalı.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?