Reklamı Kapat

Şeytanın çocuklarının planları-ı

İnsanın irade sahibi, şerefli ve en güzel biçimde yaratılması, meleklerin bulunduğu bir ortamda ilk insan ve ilk peygamber Adem aleyhisselam ve ondan yaratılan eşinin (Havva) tanıtılması; Allah-u Teâlâ’nın meleklerden saygı göstermelerini istemesi süreciyle birlikte melekler itaat etmiş, şeytan isyan etmiştir.

Şeytanın isyan ederek kâfirlerden olması, küfrün ve bâtılın simgesi haline gelişiyle başlayan hakk ve bâtıl mücadelesi Hz. Adem’in ve eşinin yeryüzüne indirilmesinden sonra şekil değiştirerek yeryüzünde devam etmektedir.

Şeytanın, Cennet’te Hz. Adem ve eşini vesvese yoluyla “yasak ağacın meyvesinden” yemeye ikna etmesinden sonra yeryüzündeki ilk başarısı Hz. Adem’in oğulları arasında kan döktürmesidir. Kâbil, kardeşi Hâbil’i öldürerek bâtılın yanında yer almış, hak ve bâtıl mücadelesi böylece başlamıştır.

Hak-batıl mücadelesinde Allah’ın hâkimiyetini kısıtlamak ve yok etmek için bâtılın yani şeytanın çocuklarının ilk çağlardan beri uyguladıkları planları şunlardır:

Putperestlik yoluyla şirk:

Putperestlik, aslında tek bir ilaha karşı yüzlerce sahte ilahın kabulünü muhtevi pagan kültürüdür. İmam Zemahşerî, putperesetliğin Hz. Nuh (a.s) döneminde başladığını söylese de Taberi Tarihi’nde anlatıldığına göre putperestlik ilk defa Hz. Adem’in oğlu ve batılın simgesi Kâbil ile başlamıştır.

Nuh aleyhisselam, putperest kavmini tevhit inancına çağırmıştır. Kur’an-ı Kerim’de “Andolsun, Nuh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de, ‘Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin için O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Şüphesiz ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum’ dedi” (Araf, 59) buyrulmaktadır. Hz. Nuh’un uyarılarına kulak asmayan putperest zümrenin helâk edildiğini Kur’an-ı Kerim haber vermektedir.

Hz. Nuh’tan sonra Hz. Hud, Salih ve Hz. İbrahim aleyhisselam, putperestlikle mücadele etmiştir. Hz. İbrahim putları kırmış, Nemrut’a şikâyet edilmiş ve ateşe atılmıştı. Ancak ateş O’nun için gül bahçesine dönüşmüştü. Kur’an-ı Kerim’de, “Ey ateş! İbrahim’e karşı serinlik ve selamet ol” (Enbiya, 69) denildiği anlatılmaktadır.

Hz. Yusuf, Mısır’da putperestlikle mücadele etti. Hz. Musa, Firavun’la mücadele etti. Sâmirî’nin yaptığı buzağıya tapan kavmini tevhit dinine çağırdı. Yunus aleyhisselam kavmini putlara tapmaktan men etti.

Peygamberimiz (s.a.v) Mekke’yi fethinde Kâbe-i Muazzama’nın içindeki putları asası ile birer birer işaret ederek, “Yine de ki: Hak geldi bâtıl zâil oldu. Şüphesiz ki bâtıl yok olmaya mahkûmdur” (İsra, 81) ayetini okuyarak taştan ve ağaçtan yapılan putları yıkmıştır. Peygamberimiz (s.a.v.) aslında sadece putları değil, putperest ideolojiyi de yerle yeksan ederek tevhit inancını tahkim etmiştir.

Peygamberleri ilahlaştırma, yalanlama, iftira etme, öldürme:

Şeytanın çocuklarının yani bâtıl cephesinin, peygamberlerin İlahi öğretiyi insanlara ulaştırmasını engellemek için değişik yöntemler kullandığı görülmektedir. Bunlardan birisi peygamberleri ilahlaştırmaktır. Peygamberleri yalanlama, iftira etme ve öldürme gibi yöntemleri de kullandıkları görülmektedir.

Üç tanrı inancı ve asli günah gibi paganik öğeler, Yaratıcı’nın öğretilerini tahrife yönelik çabalardır. Benzer çabalardan birisi de Hz. İsa’ya “tanrı” yakıştırmasıydı. Kur’an’da, “Allah, Meryem’in oğlu (İsa) Mesih’tir diyenler elbette kâfir oldular” (Maide, 72) buyrulmaktadır. Hıristiyanlık pagan kültürle o kadar birleşmiştir ki Hz. İsa’ya bir taraftan “tanrı” yakıştırması yapılmakta bir yandan da, “Mesih (İsa), Allah’ın oğludur” (Tevbe, 30) denilmektedir. Bundan hareketle Batı entelijansiyasının ileride kendi ideolojisini tanrısal öğretilere karşı ilahlaştırmasının baştan beri var olan güdünün, imkânlar ele geçince farklı kurgularla hayata geçirildiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Yahudi kültürdeki din inancı da benzerdir. Hıristiyanların Hz. İsa’ya atfettikleri ilahlık vasfını Yahudiler Üzeyir’e atfetmiştir. Kur’an-ı Kerim’de bu gerçek şöyle anlatılmaktadır: “Yahudiler Üzeyr Allah’ın oğludur dediler, Hıristiyanlar da Mesih Allah’ın oğludur dediler. Bu onların ağızlarıyla geveledikleri sözlerdir. (Sözlerini), önceden kâfir olmuş kimselerin sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin! Nasıl sapıyorlar!” (Tevbe, 30).

Yahudilerin Üzeyir aleyhisselama, “Allah’ın oğludur” (Tevbe, 30) demelerinden başka, peygamberleri öldürdükleri (Al-i İmran, 183), peygamberleri yalanladıkları ve zaman zaman İlahî zaman zaman sıradan insanî vasıflar yakıştırdıkları görülmektedir. Tahrif edilmiş Tevrat incelendiği zaman Allah-u Teâlâ’ya (c.c) insan vasıflarının yüklendiği, peygamberlere ise yer yer insanüstülük yer yer de küçük düşürücü vasıflar yüklendiği görülecektir.

(Devam edecek)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Siyami Akyel - Mesaj Gönder



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?