Yoksunluk Ve Yoksulluk

Sahip olunan imkân ve gücün gereğinin yapılmayıp asgari ihtiyaçların karşılanamaması durumunu yoksunluk olarak tanımlamak mümkündür. Bir başka şekilde de tanımlamak gerekirse, insan veya toplumun asıl ihtiyaçlarını ikincil derecedeki ihtiyaçlarını öne geçirip bunları sağlamaya çalışmasıdır, denebilir. Sözgelimi temel besin olan yemek yerine herhangi bir tatlı yemeyi tercih eden bir kimsenin bünyesi çok geçmeden küçük bir hava değişikliğinde sağlık sorunları yaşamaya başlar.

Yosunluğun bir de insanın doğasından kaynaklanan boyutu vardır. Fransız yazar Moliére bir tiyatro eserinde cimriliği insanın doğası temelinde ele alarak insanın nasıl gülünç bir varlığa dönüştüğünü anlatır. Piyesin kahramanı ihtiyaçlarının kat kat üstünde bir paraya sahiptir, ama en basit ve zorunlu ihtiyaçlarını gidermede sorunlar yaşar. İnsanın doğasından kaynaklanan yoksunluk, eğitim, ahlaki erdemleri davranışlara uygulamak suretiyle, bütünüyle ortadan kaldırılamasa da, en az seviyeye indirilebilir. Fakat yoksunluk duygusu, çok değişik biçimlerde kendini gösterebilir. Mesela israf, lüks, şatafat biçiminde nitelenen tavırlar olarak ortaya çıkabilir. Bu bakımdan yoksunluk insanın doğasından kaynaklandığı için temel bir insani, aynı zamanda yıkıcı hale dönüşebilen bir kişilik sorunudur. Ancak tedavi edilebildiği ölçüde yıkıcılığından kurtulunabilir.

Buna karşılık yoksulluk somut, nesnel bir olay, olgu veya durum olarak insanın ve toplumun hayatında ortaya çıkar. Nedenleri vardır ve doğru tespit ve teşhis edildiğinde ortadan kaldırılması daima mümkündür.

Toplumların yönetiminde yoksunluk ve yoksulluk durumlarıyla tarihin çeşitli dönemlerinde karşılaşılmıştır. Toplumların yönetimlerinde yöneticilerin yoksunluk içinde olmaları, onları siyasi, iktisadi, toplumsal ve kültürel yönden büyük sarsıntılara, kargaşalıklara, çatışmalara, savaşlara, yıkımlara sürüklemiştir. Sözgelimi II. Dünya Savaşı’na yol açan Almanya’da Hitler’in, İtalya’da Mussoloni’nin yoksunlukla malül kişilikleri nerdeyse birincil derecede etkin olmuştur denebilir.

Halkı Müslüman ülkeler, özellikle Ortadoğu ülkeleri, yoksunluk sahibi kişilerin yönetimleri yüzünden karışıklıkların, kargaşaların, ihtilallerin, iktidar mücadelelerinin mekânları olmaktan bir türlü yakasını sıyırıp kurtulamamışlardır. Sözgelimi yakın zamanda on yıl süren İran-Irak savaşı, ‘90’lı yılların başında Saddam Hüseyin’in Kuveyt’e durduk yerde saldırması, Yemen’de hâlâ devam eden iç savaş, söz konusu yoksun kişiliklerin yönetimlerinin birer yansımalarıdır. İkibinli yıllarda Irak’ın Amerika tarafından işgal edilerek parçalanması, Suriye’nin aynı şekilde sıkıştırılması, Libya’nın İtalya-Fransa ve arkasından Amerika ve Rusya’nın etki alanı haline dönüştürülmesi, bu ülkelerdeki yoksun kişiliklerin getirdikleri acı sonuçlardır. Üstelik bu yoksun kişilikler, işgalci güçlerin hem “piyon”ları olmayı, hem de bu ülkelerin kurtarıcı yöneticileri olarak çifte görünümlü kişileri olmayı sürdürebilmektedirler.

Oysa bu ülkeler, daha geniş ölçekte Ortadoğu’nun halkı Müslüman ülkelerinin sahip oldukları imkân ve güçleri, karşılaşabilecekleri hemen her türlü yoksullukları ortadan kaldırabilecekleri bir potansiyeldedir. Fakat yoksunluklara sahip yöneticilerinin ceremesini yoksulluklarla, haksızlıklarla, zulümlerle, horlanmalarla, küçük düşürülmeklerle ödemektedirler. Üstelik bu yöneticileri kurtarıcılar gibi görme yanılgılarından, aymazlıklarından ayıkmak için çarenin kendileri olduklarını da bir türlü fark edememektedirler. İnsan, toplum, halk, millet olduklarının bilincine varmayı bir türlü akıllarına getirmemektedirler.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?