Reklamı Kapat

Eşinizle zaruret olmazsa ayrı yatmayınız

Düğün dualarının en başında, “Aynı yastıkta kocayın” temennisi vardır.

Günümüzde yastıklar ayrılsa da, elektrik alacak kadar uçları birbirine bitişiktir.

Eşlerin arasına yastık girse, “Yastığın arkası gurbet” sayılır.

“Gözden ırak olan gönülden de ırak olur” demiş atalarımız.

Rabbimiz, evli kadın ve erkeklerin, yani eşlerin birbirleriyle olan durumunu:

“…Hanımlarınız sizin elbisenizdir. Siz de hanımlarınızın elbisesisiniz…” (Bakara süresi ayet 2/187) diye haber vermiştir.

Elbisemiz, bizim bütün vücudumuzu saran, yazın sıcaktan, kışın soğuktan koruyandır.

Eşimiz de hayatın her yerinde bizi yalnız bırakmayan, sarıp sarmalayan, maddi ve manevi tehlikelerden koruyan ve bizden ayrılmayan elbisemiz gibidir.

“Eş” kelimesini kullanıyorum, okuyanların hepsi kendine göre okusun.

Erkek ve kadınlar olarak, elbise alırken, rengine, markasına, desenine, kalitesine baktığımız gibi, eş alırken de dikkat edeceğiz, çünkü eşimiz, bir senelik değil bir ömürlüktür.

Nefes alıp verirken can tazelemesi yaptığımız gibi, her bakışımız da, sevgimize can verir.

“Gözden ırak olan gönülden de ırak olur.”

Küsmeyeceğiz, ama küsersek en fazla üç günü geçmeyecek.

Bir de Ramazan ayının yirminci gecesinden itibaren mescitte itikâfa girenler, bayram namazına kadar eşlerinden en fazla on gün ayrı kalabilirler.

Kadınlar da evlerinde itikâfa girdiklerinde aynı şekilde on gün ayrı yatabilirler. İş nedeniyle dışarıda kalmak konumuzun dışındadır.

Onun dışında ayrı kalmak fıtrata ve sünnete aykırıdır.

Özendirilmemeli, özenmemeli.

Eşlerin ayrı evlerde kalması yeni bir şey değildir.

Silifke, Gülnar ve Anamur yöresinde oyun havasıyla söylenen “Ham Çökelek” adıyla eski bir türküde, eşini beğenmeyen Ger Ali isimli birinin söylediği:

………

“Yoğurt gibi ela gözlüm,

Ayran gibi şirin sözlüm,

Gel sarılıp yatalım,

Çökelek derisine benzer yüzün

Sen sizin evde ben bizim evde.”

……….

Yoğurt gözlü, ayran sözlü, çökelek derisi yüzlü eşi için söylüyor bunları:

“Sen sizin evde ben bizim evde” sözü delilimiz olmasın.

Örneğimiz de, Ger Ali olmasın.

Örneğimiz, Sevgili Peygamberimizdir.

Allah (C.C.) Adem’i topraktan, Havva anamızı da, Adem’den yaratmış. (Nisa süresi ayet 4/1).

Havva’sız Adem eksiktir. Adem’siz Havva’da eksiktir.

İkisi bir araya gelince birbi¬rini tamamlar.

Efendimiz:

“İnnemennisa şekaikurrical/kadınlar, erkeklerin (bir bütünün ikiye bölünmüş) yarısıdır” buyurmuş.  (Ebudavud, K. Taharet, hadis bab 96, no 204, Tirmizi, sünen, K. Taharet, bab 82, hadis no 105, Ahmet, Müsned, Aişe hadisi).

Bu Türkçe tercemede yanlış anlama olabilir. “Yarı¬sıdır” derken erkek tam da kadın onun yarısı kadardır manasında değildir.

Şekaik, “Şıkk” kelimesinin çoğulu ama A şıkkı B şıkkı gibi ayrı da değil.

Aynı anne ve babadan dünyaya gelen kardeşlere de “Şekıyk” denir ve aynı anne Havva ile aynı baba Adem aleyhisselamdan dünyaya geldiğimiz ve ikiye ayrılmış bir elmanın şıkkı gibiyiz.

Hadisin Arapçasındaki kelime bir bütünün ikiye bölünüp iki şık olmasını ifade eder.

Bir elmayı tam ortasından ikiye bölerseniz bunların biri erkek biri kadın olur, ikisi birleşirse tam olurlar ve birbirlerini tamamlarlar.

Bu hadiste geçen  “Şekaik” kelimesi “Şekika” kelimesinin çoğulu olması nedeniyle, “Kadınla erkek birbirinin benzeridirler, yani diğer şıkkı gibidirler” manasınadır.

Şekaik aynı zamanda güle benzeyen bir çiçeğin de adıdır.

“Bir dalda bitmiş, iki çiçek gibiyiz” diye anlamaya da bir engel yoktur.

Bu hadis bize eşlerimize bakarken onu kendi canımız ve tenimiz gibi gör¬meyi sağlar.

Gözlerini, gözleriniz gibi koruyacaksınız. Kulağınız, kulağı gibi olacak. Elleri ve ayakları elleriniz ve ayaklarınız olacak.

Eşinizi Peygamber Efendimizin tarif ettiği şekilde görmeye başlarsınız onu dövmeniz mümkün olmaz.

Kendi eline veya yüzüne tokat vuran nerede görülmüş.

Peygamber Efendimizin hanımlarına bir fiske vurduğu rivayet edilmemiştir. Hatta: “Hanımlarınızı dövmeyiniz, onları kötülemeyiniz” buyurmuş (Işratü-n-Nisa, Nesai 229).

Peygamber Efendimizin hayatında hanımlarına  bir defa tokat vurduğu yoktur.

Öyleyse erkek, kabahati biraz da kendinde aramalıdır.

Anne yüzü görmek, baba duası almak, kardeşlerinizi arkanızda dağ gibi durduğunu görmek, çocuklarınızı istikbalinizi aydınlatacak nur haline dönüştürmek sizin gamınızı, kederinizi, stresinizi, öfkenizi, kaygınızı, depresyonunuzu, sıkıntınızı, ızdırabınızı, tasanızı kontrol altına alırsanız, midenizi ülserden, başınızı ağrıdan, sinir hastalıkları doktoruna gitmekten, kalp krizleri geçirmekten kendinizi koruma çalışması yapmış olursunuz.

Bu aile bireylerinin hiçbiri eşiniz gibi sizin yatağınıza kadar gelip size yaklaşamazlar.

Rabbimiz buyurur:

“Kendilerinde sükûn (huzur bulması, canın ısınması, kanın kaynaması, arınma ve durulma) bulasınız diye kendinizden sizin için eşler yaratması O’nun ayetlerindendir. O, aranıza sevgi ve rahmet kıldı. Şüphesiz bunda düşünen bir kavim için ibretler vardır.” (Rum süresi ayet 30/21).

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?