Erkek çocuklara aktarılan güç algısı

Bir adam iki yıl önce boşandığı kadını ayaklarının altına almış büyük bir hınçla vuruyor, itiyor, aşağılıyor ve öfkesini alamayınca elini havaya kaldırıp tehditler savuruyor. Adam avını parçalamaya çalışan yırtıcı bir hayvana dönüşmüş, vurdukça vuruyor ve bütün gücünü kullanarak kadını etkisiz hale getirmeye çalışıyor. İster istemez soruyorsunuz; kadın adamı bu kadar gazaba getirecek ne yapmış olabilir acaba? Kadın hangi cürmü işlemiş? Hangi kötülüğe meyletmiş? Kadının suçu evliliğin getirdiği sorumlulukları taşıyamayan bu adamdan boşanmakmış meğer… Adamın ağza alınmayacak küfürler savurmasının, kadını yerden yere vurarak kan revan içinde bırakmasının tek nedeni buymuş. Yani kadın kararını vermiş ve boşanmış… Eşler geçerli bir gerekçeleri varsa yollarını ayırabilirler, bu gayet tabi bir durumdur. Fakat çocuklarının anasını darp eden cani bunu kabullenemiyor zira onun algılarındaki kadın sözü olmayan, tepkisini ortaya koymayan sessiz bir denizdir. Kadın konuşuyorsa kafası ezilmeli ve susturulmalıdır.

Adam on yıl boyunca şiddet uyguladığı, hakaret ve küfürler savurduğu bir kadının artık yeter deyip boşanmaya kalkmasını bir türlü hazmedemiyor ve vurdukça vuruyor, tehdit ediyor, itip kakıyor. Kadın toprağa uzanmış, başından aşağı doğru sızan kanları silmeye çalışıyor fakat adamın gözü o kadar dönmüş ki, buna dahi fırsat vermiyor şiddetin dozunu gittikçe arttırıyor.

Biz şunu biliyoruz ki, “ana” kavramı bu toplumun hafızasında önemli bir yere sahip. Ve anaları ağlayan bir toplumun çocuklarının mutlu ve huzurlu olması mümkün olamaz. Kadın anadır ana ise nesilleri yetiştiren aktif, öncü ve güçlü bir dinamiktir. Kadın anadır ve anaya uzanan şiddet aslında hepimize değmiştir, hepimizi yaralamıştır.

Bizim illerde erkek çocuklar erken yaştan itibaren kaba kuvvete teşvik edilir ve güç üzerinden değerlendirilir. Erkek adamdır ne yapsa yeridir, erkek dediğin ağlamaz, erkeğin beli bükülmez, erkek demir gibidir yıkılmaz ve sarsılmaz denir. Anne babanın hayalindeki erkek çocuk duygularından arınmış donuk ve şiddete eğilimli bir bireydir ki, işte bu çocuk geleceğin dayakçı kocası ve şiddet odaklı babasıdır. Çocuğun şiddete eğilimi ailede şekillenmiş ve bugünlere hazırlanmıştır.

Kadına yönelik şiddetin abartıldığını ve şiddet görüntülerinin erkekleri zan altında bıraktığını ifade eden kardeşlerimizi anlamakta hayli güçlük çekiyorum. Tamam… Şiddetin medya üzerinden sergilenmesi elbette kötülüğün yayılmasına neden olabilir, buna fırsat verilmemelidir. Ancak bu konuda hassasiyet gösteren kardeşlerimiz şiddete maruz kalan, katledilen, gayr-i ahlaki yollara sürüklenen kadınların sorunlarını da görmek zorundadırlar. Hak sadece erkekler ve maddi gücü ellerinde tutunlar için değildir, hak kadın, erkek, çocuk ve bütün insanlar için, her canlı için elzem bir ihtiyaçtır. Hak hayatın merkezinde atan bir değerdir ve hepimiz bu değere tutunmak zorundayız. Aile içi ilişkilerde elbette bir hiyerarşi vardır ve bunun nasıl sergileneceği noktasında Hz. Peygamber yol ve yön göstermiştir.

Peki, gündemimizde “kadın katliamları” diye bir söylem yer alırken, bizim en azından çocuk yetiştirme biçimimizi, erkek çocuklara yüklediğimiz kaba kuvveti, hakkaniyet bilincinden uzak büyüyen nesillerin sorunlarını makul şartlarda tartışmamız ve çözüm arayışı içinde olmamız gerekmez mi?

Kabul etmeliyiz ki, erkek çocuklara aktardığımız güç algısı onların şefkat duygusunu köreltiyor ve bu çocuklar şiddet odaklı canilere dönüştürüyorlar. İnsan ancak sevgi, merhamet ve hakkaniyet gibi ulvi değerlerle olgunlaşabilir, kişi eğer bu değerleri kaybetmişse vahşi bir hayvandan daha da tehlikeli hale gelecektir. Hayvanlardan özür dilemek isterim zira onlar ihtiyaçları olduğunda ya da tehlike sezdiklerinde avlarına saldırırlar, caniler ise her zaman ve her canlı için tehdit oluştururlar.

Anne-babalar çocuklarına hak temelli bir güç algısı aktarmalıdırlar. Zira hakkaniyet bilinci bütün değerleri kucağında taşıyan bir güç, bir dinamik, bir yaşam biçimidir. Karıncaya basmamak için itina gösteren bir çocuğun gelecekte şiddet ve nefrete meyletmesi düşünülemez. Allah’ın her zerrenin üzerinde hakkı olduğunu bilen ve hayata bu doğrultuda bakabilen bu çocuk, gelecek yaşantısında ne zulmeder ne de zulme rıza gösterir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?