Siyasette tutarlılık ve süreklilik

Siyasi partiler ve hareketlerde kurumsallaşma sürecini ele aldığımız son yazımızda kurumsallaşmada karizmatik liderlerin çift yönlü etkisine değinmiş ve genel olarak karizmatik liderlerin ardından kurumsallaşma konusunun ele alınma zorunluluğunun ortaya çıktığını belirtmiştik.

Peki, kurumsallaşma sürecinde hangi kriterler öne çıkmaktadır ya da çıkmalıdır? Bu hafta bu konuda bazı temel hususlara değinmeye çalışacağım.

Öncelikle Türkiye’de siyasetin öngörülemeyen bir noktaya taşındığı, dahası tıpkı 2002 öncesi dönemde olduğu gibi siyasette yeni hesapların yapıldığı şu günlerde, bu konunun siyasetin sağlıklı bir zemine oturması açısından önem taşıdığını belirtmek gerekiyor.

Ancak böyle bir çabaya girişildiğinde sıklıkla kurumsallaşmanın partilerde/hareketlerde rutinleşmeye, donuklaşmaya hülasa tıkanmaya neden olacağı yönünde bir endişe dillendirilmektedir.

Esasında bu bakış açısı, toptan reddedilecek nitelikte değildir. İnsan unsurunu göz ardı eden bir kurumsallaşma yaklaşımı hakikaten belli bir süre sonra yapıları durağanlaştırabilecektir.

Bu nedenle kurumsallaşma sürecinin parametrelerinin doğru şekilde planlanması önem arz etmektedir.

Akademik çalışmalar incelendiğinde kurumsallaşma sürecinde bu anlamda bazı başlıkların öne çıkartıldığı görülmektedir.

Her şeyden evvel, yapısal bağlamda kırmızıçizgilerin belirlenmesi önemlidir. Genel başkanlık düzeyinden en alt birime kadar tüm birimlerde göreve gelme, görevden alınma kriterlerinin net bir şekilde ortaya konması gerekir.

Yapısal bağlamda karar organlarına seçilen kişilerin hangi kriterlere göre belirlendiği hususu öngörülebilir hale getirilmelidir.

Bir istifa ya da ölüm gibi mücbir sebeplerden ötürü boşalan bir makama yeni seçilecek kişinin neye göre belirleneceği sorusu sarih, anlaşılır bir şekilde cevaplandırılmalıdır.

Bunun dışında, hareketin değerlerinin nesilden nesle aktarımının sağlıklı ve doğru bir şekilde aktarımının sağlanması zarureti vardır.

Elbette dönemsel olarak bazı konuların ele alınışında çeşitli değişimler olabilmekle birlikte temel esasların korunması kurumsallaşma açısından olmazsa olmaz hükmündedir.

Kurumsallaşma ile geleceğe dönük bir kurgu planlanırken bunun geçmişten kopuk yapılması kurumsallaşmayı başkalaşmaya ve hatta “şey”leşmeye (nesneleşmeye) götürebilir.

O takdirde yapılan; aslında kurumsallaşma değil yeni bir yapılanmaya gitmek manası taşır.

Bu nedenle hareketin değerleri nesilden nesle aktarılırken kuruluş kodları ile uyumlu olmak zorundadır. Diğer bir ifade ile tarif edersek değer aşılamada tutarlı olmak zorunluluğu vardır.

Geçmişte belirli bir dil/üslup ile savunduğu bir konuyu şayet bir hareket savunmaz hale gelir ya da savunu sırasında üslubunu değiştirirse tutarlı olma konusunda boşluğa düşebilir ya da şüphelere neden olabilir.  

Onun içindir ki, kurumsallaşma kriterleri arasında zikredilen önemli başlıklardan birisi, eylem ve söylemde tutarlılıktır.

Esasında bu tutarlılık hali, parti ya da hareketler açısından kendi konumlanmasının da yolunu açacaktır.

Karar alma süreçlerinde, örneğin yeni Anayasa tartışması gibi güncel gelişmeler karşısında, hareketin ortaya koyacağı geçmişiyle tutarlı söylem ya da eylemler, onu tartışma zemininde ayrı bir konuma taşıyabilecektir.

Örneğin Türkiye’de Millî Görüş partilerinin ülkeyi ilgilendiren konularda sağ ya da sol partilerin herhangi birisinden yana tavır almaksızın kendi eylem ve söylemini inşa etmesi, onu siyasal hayatta ayrı bir konuma yükseltmiştir.

Öyle ki, Türkiye’de gerçek manada çok partili yaşama geçişin fiili başlangıcının Millî Nizam Partisi’nin kurulmasıyla yaşandığı, iki partili kurgudan çok partili kurguya bu sayede geçilebildiği bilim çevrelerinde ifade edilmektedir.

Sonuç olarak, kurumsallaşma sürecinin öngörülebilir hale gelmeyi içerdiğini belirtmek gerekmektedir. Bunun için ise, eylem ve söyleminde tutarlı olmayı başaran, üyelerine değer aşılayabilen ve üyelerini konsolide edebilen hareket olma zorunluluğu vardır.

Buna ek olarak, kurumsallaşmayı doğal gelişimden uzaklaşma şeklinde algılamak da eksik bir değerlendirme olacaktır. Kastedilen şey; hareketin işleyişinin ve ideolojik konumlanmasının kodlarının belirlenmesidir.

Hareketlerin böylesi bir niteliğe bürünmesi siyasetin de öngörülebilir hale gelmesini sağlayacaktır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bekir Gündoğmuş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?