“Allah katında tek makbul din İslam’dır”

Resulü Müctebâ Efendimiz buyuruyor: “Uykuyla uyanıklık arasında bulunduğum bir zamanda semadan bana iki melek geldi. Bu iki melekten birisi diğerine dedi ki, ‘Bu kimse için bir temsil var onu anlat. O temsili bu zata anlat.’ Diğer melek de, ‘Bir efendi bir bina inşa etti ve ziyafet hazırladı. Sonra haber veren bir münadi gönderdi ve o misali anlatmasını istedi’ dedi.” Peygamberimiz Hz. Muhammet Mustafa Efendimiz dinimizin mahiyetini, aslını anlatıyor bu hadis-i şerifiyle. Hadiste zikredilen iki meleğin Hz. Cebrail ve Hz. İsrafil olduğu rivayet edilir. Hadis-i şerifte bina diye söylenen ve inşa edilen şey cennettir. Hazırlanan ziyafet de dinimiz İslam’dır. ‘Münadi’ olarak insanları çağırmak için gönderilen de peygamberlerin sonuncusu âlemlere rahmet Muhammed Mustafa Efendimizdir. Son olarak Resulullahın ‘efendi’ olarak aktardığı kişi de Yüce Allah’tır. Hadis-i şerifte anlatılanlar gerçekten de muazzam bir temsildir. İki melek arasında geçen bu konuşmada Peygamber Efendimizin İslam’a davetinin bütün insanlığı kapsadığını anlayabiliriz. Bu hadis-i şerifle anladığımız bir diğer şeyse tüm insanlığın peygamberi olan Hz. Muhammed Mustafa’nın şeriatının, kendinden önceki tüm peygamberlerin şeriatını ortadan kaldırdığıdır. Yani geçmişteki peygamberlerin getirdiği dini emirlerin geçerliliği yoktur, bundan sonra Peygamber Efendimizin risaletinin, İslam’ın emirlerinin geçerli olduğu beyan ediliyor.

TÜM PEYGAMBERLERE İNANMAK ZORUNDAYIZ

Biz Hz. Adem dâhil olmak üzere ondan sonra gelen tüm peygamberlerin peygamberliğini kabul ediyoruz. Bir rivayete göre 124 bin peygamber gelmiş ancak Kur’an-ı Kerim’de 28 tanesinin adı zikredilmiş. Biz imanın gerekçesi olarak Allah tarafından gönderilen tüm peygamberlere inanmak zorundayız. Onların getirdikleri, söyledikleri de hak dindir ama Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’nın tebliğ ettiği İslam ile birlikte geçmişteki peygamberlerin getirdiği şeriatlarla ortadan kaldırılmıştır. “Uykuyla uyanıklık arasında bulunduğum bir zamanda semadan bana iki melek geldi. Bu iki melekten birisi diğerine dedi ki, ‘Bu kimse için bir temsil var onu anlat. O temsili bu zata anlat.’ Diğer melek de, ‘Bir efendi bir bina inşa etti ve ziyafet hazırladı. Sonra haber veren bir münadi gönderdi ve o misali anlatmasını istedi’ dedi” hadis-i şerifiyle Peygamber Efendimiz, kendisiyle gönderilen hükümlerin, emirlerin, yasakların, haramların, helallerin vs. her şeyin evrensel ve tek hak din olduğunu buyuruyor.

MÜMİN OLMANIN ŞARTI İSLÂM’I KABUL ETMEKTİR

Mesela hakiki, gerçek olan, tahrif edilmemiş olan Hıristiyanlıkta da, Hz. İsa Allah’ın oğlu değil, Allah’ın babasız olarak yarattığı bir peygamberdir. Hz. İsa da kendisiyle birlikte gönderilen dinin esaslarını anlatmıştır. Hz. Musa da Allah’ın peygamberidir ve söyledikleri haktır. Ancak şuan Hıristiyanlar, ‘Allah bir’ deseler bile o dinin hükümleriyle amel edemezler, geçerli olmaz. Keza Yahudiler de, ‘Hz. Musa’yı peygamber olarak kabul ediyoruz. Allah bir’ deseler bir hükmü olmaz. Hz. Muhammed Mustafa Efendimizin son peygamber olduğunu kabul etmedikleri sürece, Peygamber Efendimizin tebliğ ettiği İslam dinini kabul etmedikleri sürece mümin sayılmazlar.  Yahudiler ve Hıristiyanların dışındaki ateist, Budist vs. olanlara ‘kitapsızlar’ diyoruz. Yahudiler ve Hıristiyanların, ‘Allah yoktur’ diyenlerle farkları vardır. Ama bu fark onları ahiret gününde kurtarmaz. Çünkü ayet-i kerime ile de sabit olduğu gibi, “Allah katında tek makbul din İslam’dır.” Bir insan ahiret gününden sonra ebedi saadete ulaşmak istiyorsa, Kur’an-ı Kerim’in emirleriyle, Peygamber Efendimizin sünneti ve emrettikleriyle, ümmetin icmiasıyla, müçtehitlerin kıyasıyla şekillenen İslam dinin kabul etmesi lazım. 

ALLAH’A BİZİ MÜSLÜMAN OLARAK YARATTIĞI İÇİN NE KADAR ŞÜKÜR ETSEK AZDIR

Elhamdülillah biz Müslümanlar olarak Hz. Muhammed Mustafa’ya, Kur’an-ı Kerim’e inanıyoruz ve “La İlahe İllallah Muhammedün Resulullah” diyerek iman ediyoruz. İslam dinine inanan insanlar olarak Kur’an-ı Kerim’de ne kadar emir varsa hepsini tasdik edip inanmak zorundayız. Biz Peygamber Efendimizden önce gelen peygamberlere ve onların getirdiği şeyleri de kabul etmek zorundayız. Yani eskiden yaşamış olan hakiki Hıristiyanlara ve Yahudilere kâfir diyemeyiz. Allah’a bizi Müslüman olarak yarattığı için ne kadar şükür etsek azdır. Biz imanla şereflendirildiğimiz için gerçekten çok şanslıyız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Prof. Dr. Cevat Akşit - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?