Reklamı Kapat

Nasıl okuyacağız?

Geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden Doğan Cüceloğlu hatıralarını anlatırken, Amerika’da, hiç eğitim almamış bir kişinin beş dolar için cinayet işleyecek durumda olduğunu ve onlarla aynı odada kalmayı tehlikeli bulduğunu ancak bu kişilerin eğitim düzeyleri yükseldiğinde olgun ve sorumluluk sahibi olabildiklerini ve bu durumda bu kişilerle aynı odada kalmaktan kaçınmadığını ifade eder. Cüceloğlu bu örneği ülkemizle kıyaslar ve bizim illerde kentli olmuş ve eğitim almış kişilerin merhametsiz, çıkarcı, kibirli ve rekabetçi olduklarını, eğitim alamamış Anadolu insanının ise değer bilincinin yüksek olduğunu ve bu kişilerle aynı ortamda rahatlıkla kalabileceğini ifade eder. Doğan Cüceloğlu’nun bu ifadeleri oldukça düşündürücü. Zira her ne kadar insanlarımız hâlâ “okumuş mürekkep yalamış insandan zarar gelmez” anlayışıyla hareket etseler de mevkii bizim insanlarımızı bencilliğe ve kibre sürüklüyor. Değişen yaşam şartları ve teknolojinin gelişmesi eğitim alma imkânını kolaylaştırdı ve bu vesile ile toplumun büyük bir kısmı yüksek tahsil edinme şansı buldu. Artık insanlar istedikleri takdirde uzaktan eğitim alabiliyor, birkaç branşta uzmanlaşabiliyor,  yeteneklerini geliştirip sertifika sahibi olabiliyorlar. Fakat ne acıdır ki, okumuş mürekkep yalamış kişiler makam mevkii sahibi oldukça öz değerlerinden uzaklaşıyor ve kibir dehlizlerinde kayboluyorlar.

Eğitimli insan deyince tasavvurlarımızda dünyevi ilimleri tahsil etmiş, kariyer sahibi olmuş, aklıselim kişiler canlanıyor. Bu kişiler maddi anlamda istedikleri hedeflere ulaşıyor ve ailelerinin onuru haline geliyorlar. Ancak adalet, merhamet, şefkat, fedakârlık, sabır, paylaşım gibi değerleri kaybediyor ve tek boyutlu bir varlığa dönüşüyorlar. Maddi anlamda kazanıyorlar belki ama içsel zenginliklerini kaybediyor ve yoksullaşıyorlar. Değer algıları zayıf olduğundan paylaşımı, fedakârlığı ahmaklık olarak görüyor, rekabeti seviyorlar, tevazuu güvensizlik olarak algılıyorlar. Tarihi dinamiklerini bilmiyor, öz değerlerini küçümsüyor ve hayata seküler gözlüklerle bakıyorlar. İnsanları maddi olanakları üzerinden değerlendiriyor ve hakkaniyet noktasında hassasiyet göstermiyorlar.

Kutsal kitabımız Kur’an’ın ilk emri “Oku”dur. Mesajına “Oku” diye başlayan sure, “İnsana bilmediklerini belleten, kalemle (yazmayı) öğreten Rabbin en büyük kerem sahibidir” diye devam eder. Rabbim burada insanı ilme teşvik ediyor ve neyi nasıl okuyacağı noktasında yön gösteriyor.

İcra ettiği meslek ne olursa olsun kişi Allah’la olan akdini merkeze almalı ve insan kimliğine yatırım yapmalıdır. Matematik, şiir, roman, felsefe, fizik, kimya hiçbir ilim hikmetten beri değildir, her biri bağrında derin anlamlar barındıran değerlerdir. O nedenle mesleği ne olursa olsun kişinin maksadı Allah’ın rızasına ulaşmak olmalıdır.

Materyalist ideoloji ilmi dünyevi-uhrevi olarak ayrıştırıp insanı özünden uzaklaştırdı ve tek boyutlu bir varlığa indirgedi. Peki, bu mümkün müydü? Görevini ibadet ruhuyla icra eden bir doktor bundan mükâfat elde edecekse, ilmini vahye hizmetkâr kılan ve genç bireyleri hakka davet eden bir eğitimci Resulullahın övdüğü kişilerin safında yer alacaksa, çocuğuna helal lokma götürebilmek için çaba gösteren baba bunun ödülünü alacaksa insanın tek boyutlu bir varlığa dönüşmesi mümkün olabilir miydi? Dünya üzerinde gurbeti yaşayan ve gerçek yurduna olan hasreti bütün hücrelerinde hisseden insanın tek boyutlu bir varlığa dönüşmesi düşünülebilir miydi? Eğer bu mümkün olsaydı bunca şaşalı hayata rağmen ruhsal boşluğun ve depresif sorunların kucağına düşmezdi insan… Öyle değil mi?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

02

Seyfeddin Yıldırim - Şuanda dünya Ne sıkıntı çekiyorsa, güya eğitilmiş, kişilerden çekiyor,karaya vurmuş balinaya yas ilan edenler, Afganistan'da Filistin'de Keşmir de etiopyada Filipinlerde cezayide Bosna'da Irak'ta Suriye'de Yemen'de doğu Türkistan'da,insan ları öldürmeyi, başarılı Bir devlet adamı Olarak, görenler, güya yüksek tahsil görmüş, eğitilmiş,, insanlar, ülkemizde yolsuzluğu yapanları çoğunluğu eğitilmiş,insanlar batsın böyle eğitim, başınıza çalınlsin, dünyayı yaşanmaz hale, getirdiler...

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 27 Mart 11:09
01

Aydın - Hocam ya "karşı taraf" yapması gerekeni yapıyor lakin biz ne yapıyoruz yahut yapmıyoruz asıl mesele bu.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 26 Mart 10:04


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?