Reklamı Kapat

Eğitim uzaktan, sınav yüz yüze 

Salgın hayatın her alanını etkilediği gibi yeni uygulamaları gündeme getirdi. Özellikle eğitimde salgın sebebiyle uzaktan eğitimin yüz yüze eğitimin yerini alması sadece öğrencilerde değil, velilerde de kafa karışıklığına ve uyumsuzluğa sebep oldu. Her ne kadar özellikle Milli eğitim Bakanı başından beri uzaktan eğitime methiyeler düzüyor, adeta yüz yüze eğitime eş bir başarının yakalandığını açıklıyor olsa da gerçek öyle değil. Uzaktan eğitim ile birlikte öğrencilerin okulları ile bağlarının kopma noktasına geldiği gibi okullarda yüz yüze eğitimde ulaştıkları motivasyona kesinlikle ulaşabilmiş değiller. Bunu söylerken uzaktan eğitimin gereksizliğini savunuyor değilim. Şartların sebep olduğu uzaktan eğitimden mümkün olduğunca yararlanmak gerekiyor. Ancak, olayın yüz yüze eğitimin yerini tuttuğu, adeta uzaktan eğitimden de yüz yüze eğitimde alınan sonucun alındığı ya da alınabileceği yaklaşımı gerçeği yansıtmıyor. Elbette çocuklarımızın uzaktan eğitim ile okulları ile ilişkilerinin zayıflamamasını, ekranlardaki yüzlerin okullarındaki öğretmenlerinin yerini doldurmasını gönül arzu eder ama öyle olmuyor. Sebep ister yıllardır sürüp gelen uygulamanın oluşturduğu alışkanlık deyin ister uzaktan eğitimin yüz yüze eğitimin yerini almasının imkânsızlığı deyin ortaya çıkan sonuç iki senedir uygulanmakta olan uzaktan eğitimin çocukların büyük bir bölümü bakımından kayıp yıllar oluşturduğunu görmezden gelmek gerçeğe gözümüzü kapamak anlamına gelir.

Derdim karamsar bir tablo oluşturmak değil, gerçeğin görülmesi, mümkünse var olan eksikliklerin ve yetersizliklerin vakit geçirilmeden telafi edilmesine dikkat çekmek. Çünkü Milli Eğitim Bakanı Selçuk’un son açıklamalarından uzaktan eğitimin kalıcı olacağı anlaşılıyor. Salgın sona erdiğinde salgın şartlarının ortaya çıkardığı uzaktan eğitimin kalıcı hale getirilmesinin hiçbir anlamı yoktur.

Uzaktan eğitimin yüz yüze eğitimin yerini tutmadığı yaklaşımı sadece bize ait bir durum değil. Bu hususta eğitimciler de ikiye bölünmüş durumda. Bazı eğitimciler kademeli olarak uzaktan eğitime geçilebileceğini ileri sürerken bazıları da yaklaşık bir yıldır devam eden uygulamanın ortaya çıkardığı sonuçlara bakarak klasik eğitim sisteminin öğrenci, öğretmen ve okul birlikteliğinin sürdürülmesi gerektiğini savunuyorlar. Özellikle uzaktan eğitimde öğrencilerin öğretmenleri ile doğrudan iletişim kuramıyor olmaları verimi düşürdüğüne dikkat çekiyorlar. Bunun sebebinin de öğretmen, öğrenci etkileşiminin uzaktan eğitimde oluşmadığı, hatta uzaktan eğitimin öğrenciler açısından adeta kendi gölgesi ile boks yapar bir duruma yol açtığı belirtiliyor. Bunun da ötesinde yüzyıllardan beri başarılı sonuçlar alınmış bir uygulamanın terk edilerek öğrencilerin sadece ekranlarla baş başa bırakılmasının sağlıklı olmayacağı gibi, ayrıca çeşitli sebeplerden dolayı henüz yaklaşık 3 milyon öğrencinin uzaktan eğitime erişemediğine dikkat çekiliyor.

Kısacası, ülkemizde yıllardan beri sürüp gelen eğitimde eşitsizliğin uzaktan eğitim ile birlikte daha da artacağı gerçeği söz konusu. Bir yılı aşkın bir süreden beri öğrencilerin tamamının bilgisayar, tablet ve akıllı telefon gibi vasıtalara sahip olamadıkları düşünüldüğünde salgının bir an evvel sona erdirilmesi ve yüz yüze eğitime dönülmesinin hazırlıklarının tamamlanması eğitimde hedef olmalıdır. Bunları söylerken hiçbir şekilde uzaktan eğitim olmaz diyor değilim. Bu tamamen öğrencinin tercihine bırakılmalı, uzaktan eğitim konusunda bir genelleme yapılmamalıdır. Aksi halde psikolojik olarak öğrencilerin eğitimden kopmaları devam edecektir.

Eğitim uzaktan, sınav yüz yüze 

Salgın hayatın her alanını etkilediği gibi yeni uygulamaları gündeme getirdi. Özellikle eğitimde salgın sebebiyle uzaktan eğitimin yüz yüze eğitimin yerini alması sadece öğrencilerde değil, velilerde de kafa karışıklığına ve uyumsuzluğa sebep oldu. Her ne kadar özellikle Milli eğitim Bakanı başından beri uzaktan eğitime methiyeler düzüyor, adeta yüz yüze eğitime eş bir başarının yakalandığını açıklıyor olsa da gerçek öyle değil. Uzaktan eğitim ile birlikte öğrencilerin okulları ile bağlarının kopma noktasına geldiği gibi okullarda yüz yüze eğitimde ulaştıkları motivasyona kesinlikle ulaşabilmiş değiller. Bunu söylerken uzaktan eğitimin gereksizliğini savunuyor değilim. Şartların sebep olduğu uzaktan eğitimden mümkün olduğunca yararlanmak gerekiyor. Ancak, olayın yüz yüze eğitimin yerini tuttuğu, adeta uzaktan eğitimden de yüz yüze eğitimde alınan sonucun alındığı ya da alınabileceği yaklaşımı gerçeği yansıtmıyor. Elbette çocuklarımızın uzaktan eğitim ile okulları ile ilişkilerinin zayıflamamasını, ekranlardaki yüzlerin okullarındaki öğretmenlerinin yerini doldurmasını gönül arzu eder ama öyle olmuyor. Sebep ister yıllardır sürüp gelen uygulamanın oluşturduğu alışkanlık deyin ister uzaktan eğitimin yüz yüze eğitimin yerini almasının imkânsızlığı deyin ortaya çıkan sonuç iki senedir uygulanmakta olan uzaktan eğitimin çocukların büyük bir bölümü bakımından kayıp yıllar oluşturduğunu görmezden gelmek gerçeğe gözümüzü kapamak anlamına gelir.

Derdim karamsar bir tablo oluşturmak değil, gerçeğin görülmesi, mümkünse var olan eksikliklerin ve yetersizliklerin vakit geçirilmeden telafi edilmesine dikkat çekmek. Çünkü Milli Eğitim Bakanı Selçuk’un son açıklamalarından uzaktan eğitimin kalıcı olacağı anlaşılıyor. Salgın sona erdiğinde salgın şartlarının ortaya çıkardığı uzaktan eğitimin kalıcı hale getirilmesinin hiçbir anlamı yoktur.

Uzaktan eğitimin yüz yüze eğitimin yerini tutmadığı yaklaşımı sadece bize ait bir durum değil. Bu hususta eğitimciler de ikiye bölünmüş durumda. Bazı eğitimciler kademeli olarak uzaktan eğitime geçilebileceğini ileri sürerken bazıları da yaklaşık bir yıldır devam eden uygulamanın ortaya çıkardığı sonuçlara bakarak klasik eğitim sisteminin öğrenci, öğretmen ve okul birlikteliğinin sürdürülmesi gerektiğini savunuyorlar. Özellikle uzaktan eğitimde öğrencilerin öğretmenleri ile doğrudan iletişim kuramıyor olmaları verimi düşürdüğüne dikkat çekiyorlar. Bunun sebebinin de öğretmen, öğrenci etkileşiminin uzaktan eğitimde oluşmadığı, hatta uzaktan eğitimin öğrenciler açısından adeta kendi gölgesi ile boks yapar bir duruma yol açtığı belirtiliyor. Bunun da ötesinde yüzyıllardan beri başarılı sonuçlar alınmış bir uygulamanın terk edilerek öğrencilerin sadece ekranlarla baş başa bırakılmasının sağlıklı olmayacağı gibi, ayrıca çeşitli sebeplerden dolayı henüz yaklaşık 3 milyon öğrencinin uzaktan eğitime erişemediğine dikkat çekiliyor.

Kısacası, ülkemizde yıllardan beri sürüp gelen eğitimde eşitsizliğin uzaktan eğitim ile birlikte daha da artacağı gerçeği söz konusu. Bir yılı aşkın bir süreden beri öğrencilerin tamamının bilgisayar, tablet ve akıllı telefon gibi vasıtalara sahip olamadıkları düşünüldüğünde salgının bir an evvel sona erdirilmesi ve yüz yüze eğitime dönülmesinin hazırlıklarının tamamlanması eğitimde hedef olmalıdır. Bunları söylerken hiçbir şekilde uzaktan eğitim olmaz diyor değilim. Bu tamamen öğrencinin tercihine bırakılmalı, uzaktan eğitim konusunda bir genelleme yapılmamalıdır. Aksi halde psikolojik olarak öğrencilerin eğitimden kopmaları devam edecektir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?