Iskartaya çıkan ekonomik reform paketi

Pandemide dip yapan ekonomi tablosuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tavana pik yapıyor”, eski Bakan Albayrak, “V çıkışına geçtik” diyordu. Erdoğan’ın aklına ekonomide, demokraside, hukukta reformlar yapmak düştü geçenlerde. Hükümetlerin kullandığı sihirli kelimedir reform. Erdoğan anlaşılmayan bir ekonomik reform paketi açıkladı geçtiğimiz hafta. Esnafın gelir vergisinden muaf tutulacağını duyurdu ve “Kamuda tasarrufa gidilecek” dedi. Aklımıza diline pelesenk ettiği, “İtibardan tasarruf olmaz” sözü geldi tabi. Kendisi 50 araçlık konvoyla dolaşırken, makam hovardaları milyonluk araçlarla gezerken bu savurganlıkla kamuda tasarruf nasıl yapılacak? Sıfırı tüketmiş, geliri olmayan esnafın cebine girmeyen paranın vergisini almamak mı reform? Diğer yandan açıklanan paket Merkez Bankası Başkanı değişikliğiyle dövizin bir gecede uçması, TL’nin yüzde 10 erimesiyle ıskartaya çıktı, insanımız yine fakirleşti. Reforma kaynaklarımızı çarçur etmeyerek başlanmalı. Geçilmeyen otoyol-köprü, gidilmeyen hastane, uçulmayan havaalanlarının müteahhitlerine garanti ödemelerle cebimizden milyarlar akıtmayarak tasarruf yapılmalı. Hak etmedikleri parayı sözleşme böyle diye ceplerine indirenler için düzenlemeler yapılmalı. Milletin cebinde beş para kalmadı, evlerde derin bir hüzün iklimi hâkim. Derinleşen fakirlik için ne yapılıyor? Can yakan tablo büyürken Erdoğan, “Evime ekmek götüremiyorum” diyen vatandaşın üzerine, “Tepkini abartılı buldum” diyerek çay paketi fırlatıyor. Tuzu kuru AK Partili bir milletvekili, “Kuru ekmek yiyenler toktur” diyerek bizimle dalga geçiyor. “Bu ülkede fakirlik yok” diyerek acı gerçeklerden kaçamazsınız. TÜİK şaibeli büyüme, enflasyon, kişi başına düşen milli gelir rakamları açıklayarak aklımızla alay ediyor. Milet aç açık, İŞKUR önlerinde sefalet ücretine razı iş arıyor; işsizlik rakamları artıyor, gıda fiyatları gemi azıya almış gidiyor; çarşı-pazar ve market enflasyonu yüzde 40’larda. Dalkavuk yandaş medya, rakamları çarpıtarak algımızı yönetiyor, bizim ekonomiden anlamadığımızı, kendilerini akıllı herkesi aptal zannederek iktidarı pohpohluyor. Önce fakirliği yenip, insanımızın refahını yükseltip sofrasına ekmek-aş koymalıyız, çalışana geçinebilecekleri ücret verip yüzünü güldürmeliyiz. Bu da Erbakan Hoca’mızın “ağır sanayi”, “üretim” idealiyle, istihdam sağlayarak, fabrikalar kurarak yapılabilir. Beton zihniyetiyle, duble yol, köprü, otoban, ev-konut yapıp satmakla kalkınamayız. Teknoloji üretip katma değerli ürünler yaparak, ihracatla kalkınabiliz. Alım gücünü artırmak için Erbakan Hoca’mız gibi kaynakları insanımıza aktarılmalıyız. Refah-Yol döneminde yaşanan bir anıyı nakledeyim: Sendikalar yüzde 20-25 zam koparmak umuduyla hükümete gelirler. Hocamızın hükümeti beklentilerinin çok üzerinde zammı çalışanlara verir. Zamlar sonrası Mesut Yılmaz, “Kaynak nerede?” diye bağırdı günlerce. Bu ülkenin kaynakları çalışana, emekliye, fakir fukaraya, memura, asgari ücretliye yeter de artar. İktidar dirayetli şekilde kaynaklarımızı doğru kullanıp çarçur etmesin; müteahhitlere-yandaşlara akıtmasın; liyakatsizleri arpalıklara atayıp maaş vermesin; makam hovardalıklarını ve yolsuzlukları bitirsin; MB’nin döviz rezervlerini eritmesin; işadamlarının batık kredilerini silmesin; dolar baronlarını, rantiyecileri, faizcileri zengin etmesin. İnsanımızı rahatlatacak, fukaralığı bitirecek derinlikli ekonomik reform yapacaksanız; Erbakan Hoca’mızın havuz sistemini devreye alın, devlete para satan asalakları temizleyin; kaynakları yerinde kullanın, sosyal devlet olarak herkesi kucaklayın, fakir fukaranın sofrasına ekmek-aş koyun. Bu reform paketi iş ve aş getirdi mi, cebimize ne girdi Allah aşkına?

DİPNOT: Kadın-erkek eşitliği, kadına şiddeti önleme kisvesiyle aile yapımızı hançerleyen, Rabbimizin lanetlediği eşcinselliği meşrulaştıran, evlilik akdi olmadan “rızalı ilişkiler”i zina olmaktan çıkaran, cinsel tercih/yönelim, toplumsal cinsiyet kimliği, kalıplaşmamış toplumsal cinsiyet rolleri gibi karmaşık ifadelerle “eş” veya “nikâhlı”, “meşru eş” veya “meşru nikâhlı” yerine “partner” kavramını koyan, medeniyet, maneviyat, ahlâk değerlerimizle uyuşmayan paçavra İstanbul Sözleşmesi, Cumhurbaşkanı’nca feshedildi. Geç bile kalındı!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nedim Odabaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?