Çanakkale geçilmedi mi? -1-

Şanlı Çanakkale destanımızın 106. yıldönümünü hamasetlerle andık. Anmak; anlamak, dersler, ibretler, doğru okumalarla anlam kazanır. Yoksa sadece içi boş, anlamsız, ruhsuz, özsüz söz olarak kalır.

Öncelikle, İstiklal Marşı ve Çanakkale şiirlerini okuyarak, AB yolunda olmak garabetlerinden, çelişkilerinden kurtulup, samimi olmaya ihtiyacımız olduğunu anlamalıyız. Daha dedelerimizin mezar taşlarını okuyamıyoruz...

Çanakkale’yi sadece tarih veya şiir olarak okumak yeterli değildir. Onu doğru “okumak” ve değerlendirmek durumundayız. Bunu yapmayı başaramazsak hem merhum Akif’e hem de oradaki “kefensiz yatan şüheda”ya “reddi miras”, saygısızlık yapmış oluruz. Bizim için şu soru çok önemli: Çanakkale geçilmedi mi, 18 Mart 1915’ten sonra?!

-Saldıranlar emperyalist haçlı güçleriydi ve direnenler/savunanlar da maddeten çok zayıf ümmet-i Muhammed: Türk, Kürt, Arap, Fars, Afgan, Boşnak, Çerkez tüm farklı renkteki Müslüman kimlikler/ “ehl-i tevhit/hilal” omuz omuzaydı. Özetle “haç bayrağı” altındakilerle “tevhit/hilal” altındakiler... Ve Allah Teala’nın yardımıyla zafer kazanılmış, bir Haçlı Seferi daha durdurulmuştu. Hem haçlı kimliğinin kendilerine ait yolları, uygarlıkları, hukukları, dinleri, ilkeleri, hayat tarzları, kültürleri değerleri vardı. Hem de hilal kimliğinin kendine özgü bir dini, medeniyeti, kültürü, hukuku, değerleri, ahlakı, ilkeleri, kurumları, gelenekleri, hayat tarzları vardı. 

-İki kimliğin de yolları, kıbleleri, dinleri, hukukları, ahlak ve gelenekleri, sembolleri, değer yargıları, zihniyetleri farklıydı... Ve zıttı: Tevhit ve Teslis (şirk).

-Tevhit/hilal safında olanlar; gözlerini kırpmadan şehadet ve cihat coşkusuyla “canı, cananı, bütün varını” feda ediyorlardı, inandığı değerleri korumak için göğüslerini siper etmede yarışıyorlardı.

Dün/o gün ile bugünümüzü bir mukayese yaparsak:

Dün ehl-i salibe karşı omuz omuza şehadete koşup, cihat edenlerin torunları olarak bizler bugün birbirimizle kavgadayız, tefrikadayız. Türk, Kürt, Arap, Fars, Sünni, Şii, Alevi kimliklerimizle parça parçayız... Irk, mezhep farklılıklarımız çatışma nedenlerimiz olmuş...

Kalplerimiz, kalıplarımız, zihinlerimiz, yollarımız, dinimiz, coğrafyamız, devletimiz parça parça...

Dün düşman olarak karşımızda olanlarla bugün biz yine de işbirliğinde, ortaklıkta, ittifakta, aynı yolda ve düzendeyiz.

Kaynaklarımıza sahip olamıyoruz. Sürekli elimizden çıkıyor. Kaynaklarımız üzerinde tasarruf yetkimiz, haklarımız gittikçe sınırlanıyor. Bölünme tehlikesindeyiz.

Vatanımız üzerindeki haçlıların üsleriyle tehdit ve tehlikedeyiz. Yüz yıl sonra tekrar ümmet olarak yeni haçlı saldırılarıyla, Siyonist-Evangelist ittifakının işgalleriyle, “arz-ı mev’ud”, Sevr, BOP projeleriyle karşı karşıyayız. Haçlılarla değil, birbirimizle savaşıyoruz. Merhum M. Akif’in “tek dişi kalmış canavar”, merhum Aliya İzzetbegoviç’in “Batı uygar değildir”, “Düşmana benzediğimizde savaşı kaybederiz” uyarı ve tespitlerine inat, onların yolunda ısrarlıyız.

George Bush, yeni bir Haçlı Seferi olduğunu açıkça söylemişti. Kendi hukuk, medeniyet, ahlâk ve geleneklerimizden, değerlerimizden yüz çevirerek; onların hukukunu, ilkelerini, uygarlığını, kültürünü özetle hayat tarzlarını taklit eder olduk. Onlara benzetildik.

“Ehl-i kitaba uymayın”, “Onları veli edinmeyin”, “Kur’an’dan yüz çevirmeyin”, “Allah’a ve Resulüne muhalefet etmeyin”, “Düşmanlarınızı sevmeyin”, “Kur’an’ı terk etmeyin”, “Allah’ın ipine tutunun, tefrikaya düşmeyin”, “Tağutlarla savaşın”, “Dinde tefrikaya/ihtilaflara düşmeyin”, “Zalime meyletmeyin”, “Düşmanlara karşı hazırlıklı olun”, “Allah yolunda savaşın”, “Allah’tan başkasını veli edinmeyin” İlahi emirlerine, Son Peygamber (S.A.V.): “Size iki emanet bırakıyorum. Kur’an ve Sünnet. Bunlara sarılın ki kurtulasınız. İzzet bulasınız, parçalanmayasınız” tavsiyesine aldırış etmemede, zulümdeyiz, zilletteyiz, parça parçayız...

NATO’da yeni düşman İslam sayılmasına rağmen NATO’dayız.

Sevr, BOP, “arzı mev’ud” projeleriyle yurdumuz ve halkımız bölünmeye çalışılırken, (İsrail meclisindeki haritada Güneydoğu’muz kendi ülkelerinde görünüyor) biz yine de emperyalistlerle işbirliğinde, stratejik ortaklıkta, ittifaklarda ve BOP eş başkanlığında ısrar ediyoruz.

Onların kıyafetlerini, Latin harflerini, Gregoryen takvimini, kriterlerini; hukukunu, tatil ve bayramlarını, hayat tarzlarını aldık. Ecdadınkileri terk ettik.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bahaddin Elçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?