Reklamı Kapat

Çocuklarımızı kimden koruyoruz?

Zaman zaman çocuklara milli ve manevi değerler öğretilmek istendiğinde çocuğun psikolojik gelişimini etkileyeceği vurgusu ile bu değerler için erken olduğu ya da hiç öğretilmemesi gerektiği konusunda bir yargı ile karşılaşıyoruz. Geçtiğimiz günlerde 18 Mart Çanakkale Zaferi münasebetiyle okullarda yapılan etkinliklere benzer bir tavır konduğunu gördük. Tabi ki çocuğa neyi, ne zaman ve nasıl anlatacağımız önemli bir konu. Ama bu demek değil ki çocuğa milli ve manevi değerleri hiç anlatmayacağız. Burada üzerinde durulması gereken iki konu var.

Birincisi çocuğu tanımamız. Çocuğa görelik ilkesi göz önünde bulundurularak ona vermek istediğimiz mesajı doğru bir şekilde verebilmemiz gerekiyor. “Cıs, Allah yakar” gibi yaklaşımlar ne kadar yanlışsa, “Büyüyünce nasılsa öğrenir” diyerek İslami değerlerin verilmesini ertelemek de o kadar yanlıştır. Birinci örnekte olduğu gibi korkutulan çocukların Allah inancı zedelenirken, ikinci örnekteki çocuklara da belirli bir yaştan sonra ulaşamadığımızı görüyoruz.

İnsanın hayata bakışı, değerleri, yargıları çok küçük yaşlarda oluştuğu göz önünde bulundurulursa milli ve manevi değerlerinde çok küçük yaşlarda verilmesi gerektiği sonucuna ulaşabiliriz. Nitekim Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “İlk söz olarak çocuklarınıza güzel bir şekilde, ‘Lâ ilâhe illâllah’ demeyi öğretiniz!” Demek ki İslami eğitim çocuğa çok küçük yaşlardan itibaren verilmelidir. Ayrıca milli ve manevi değerleri, tarihi hadisleri çocuğun küçük yaşlardan itibaren öğrenmesi de onun en doğal hakkıdır. Çünkü geleceğin inşası ancak dün ve bugünün tam olarak idraki ile mümkündür.

İkinci konu ise insanların bundan neden rahatsız olduğudur ki bu basit bir karın ağrısı değildir. Sürekli aileleri ve çocukların dikkatini başka yerlere çekerek bir takım temel konuların daha sonraya bırakılması ya da hiç verilmemesi noktasındaki söylemler niyedir üzerine düşünmeliyiz. Bir toplumu var eden inançları ve milli değerlere olan bağlılığı değil midir? Lafa geldiğinde Avrupalı ülkeler gibi olmak için can atanlar onların nasıl çalıştığını, olmayan şanlı tarihlerini var etmek için nasıl mücadele ettiklerini niçin görmüyorlar?

Adamların tarihlerinde anlatabilecekleri bir tane kahramanları yok ama kendi uydurdukları süper kahramanlarını tüm dünyaya izlettiler. Bizim tarihimiz Seyit onbaşılar, Ulubatlı Hasan’larla dolu ama bir tanesinin bile hikâyesini doğru düzgün anlatamadık. Noel’i anlatan kaç tane çizgi film çekmişler biliyor muyuz? Noel sahnelerini izlerken çocukların gözündeki o ışıltıyı, rengârenk Noel sahnelerinin ballandıra ballandıra çocuklara nasıl servis edildiğini biliyor muyuz? Bir tane çocuk kitabı, bir tane çizgi film var mı Ramazan Bayramı’nı, Kurban Bayramı’nı anlatan? Var olsa bu eleştirilerin odağından kurtulabilir mi? Bir millet kendine ait bir şeyi ortaya koymaktan neden çekinir?

Biz çocuklara kendi dinimizi, tarihimizi, kültürümüzü anlatalım mı anlatmayalım mı ikileminde boğulurken bizim çocuklarımız batılın sunduğu çizgi filmlerle, kitaplarla, oyunlarla büyüyorlar. Onlardan insanlığı, medeniyeti öğrenmiyorlar ne yazık ki. Biz gerçek hikâyeleri çocuklarımızdan saklarken çocuklarımız sabahtan akşama kadar güya strateji geliştiren bilgisayar oyunlarında öldürme eylemini içselleştiriyorlar. Kendinden olmayan toplumları kana bulayan, savaş ve gözyaşı ile beslenenlerin çocuklarımıza sunduğu şeylerden ne öğrenmelerini bekleyebiliriz ki?

Avrupalı medeni(!) ülkeler gibi olalım diye taviz vererek, önce ahlâk ve maneviyat düsturunu göz ardı ederek nasıl bir hale geldiğimizin farkında mıyız? Özgür, ayakları üzerine basan bir nesil yetiştireceğiz derken, canının her istediğini yapmayı, ahlaksızlığı, hakaret edebilmeyi özgürlük sanan, kendine yabancı bir nesil yetiştirdik. Şimdi soruyorum size bunca sürede çocuklarımızı sahiden koruduk mu yoksa onları bir şeylerden koruyalım derken daha büyük bir boşluğa mı ittik?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Selime Sümeyye Abatay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?