Reklamı Kapat

Ba’de Harabi’l-Cordoba

1976’da Arjantin’de Jorge Rafael Videla Redondo isimli bir general, birkaç asker arkadaşıyla birlikte yönetime el koyar. Darbeler ülkesi olarak bilinen Arjantin’de bu ne ilk askeri cuntadır ne de son olacaktır. Yönetme arzusundaki bir avuç acımasız varlığın hüküm sürmek istemesi sebebiyle insanlar öldürülür, insanlar yerinden yurdundan edilir, hapsedilir, ihraç edilir, ortadan kaldırılır, kaybedilir. Kimileri başkent Buenos Aires’ten kilometrelerce uzakta Parana Deltası’nda bulunur. Kimileri hiç bulunmaz. Delta sıra dışı bir toplu mezar işlevi görür. Sıra dışıdır, akıl dışıdır, vicdan dışıdır çünkü yüzlerce, belki binlerce insan uçaktan atılmak suretiyle oraya gömülür. Canlı mı fırlatıldılar, cesetleri mi atıldı, onun bile bilgisine ulaşılmaz. Darbenin hüküm sürdüğü altı yıllık zaman diliminde ölenler öldürülür, kalanlar adam akıllı sindirilir. Sonra sivil yönetime geçilir ve güya Videla ile yardakçıları yargılanır. Sonuç her zamanki gibidir; eceliyle öldüğü 2013 mezkûr darbeci Mayıs’ına kadar paşalar gibi yaşar. Hayatı boyunca sadece 1998 yılında 28 günlüğüne hapsedilmiştir. Hayattan koparılan 30 bin kadar insanın anneleri, akrabaları, çocukları Mayıs Meydanı Anneleri (Madres de Plaza de Mayo) isminde bir oluşumla 45 yıldır yakınlarını aramaya devam eder.

1983 yılında güya demokrasiye dönen Arjantin’de Raul Ricardo Alfonsin’in devlet başkanlığından sonra 1989-1999 yılları arasında görev yapmış kökeni Suriyeli Müslüman bir aileye dayandığı için “El-Turco” lakaplı Carlos Saúl Menem hükümeti vardır ki akıllara sezadır. Menem, küresel şirketlerden rüşvet almak suretiyle gerek devlet ideolojisini gerekse baskı altında tutmayı başardığı halkını haraç mezat satmaktan imtina etmez. Hakkındaki iddiaların haddi hududu yoktur ama kimse de karşısına çıkıp çatır çatır hesap soramaz. Zira karşısında gerek darbe döneminde, gerekse darbeden sonra yaşadıkları fevkalade demokratik süreçlerde adamakıllı sindirilmiş bir halk vardır. Bu toprağın insanlarının şimdiki zamanda yaşadıklarını biraz erken yaşamış olmaktan gayrı ayırt edilecek bir fark olmayan halk, demokratik söylem içinde diktatörleşen bir devlet başkanına tahammül eder. Carlos Menem, devleti büyük bir şirket görmek biçimindeki ‘yürütme’ anlayışıyla Arjantin’de devlete ait tüm kamu kuruluşlarını özelleştirir. İcraatlar hep tanık olduğumuz ama tanımazlıktan geldiğimiz türdendir. Anayasa’da çiğnenmedik kural bırakmamak, başkanlık süresi dolunca görev süresini 4 sene daha uzatmak, hatta yüzsüz bir şekilde 3. uzatma yöntemlerini aramak, sonradan silah kaçakçılığı yaptığı ortaya çıkıp hapse atılmak, çıkar çıkmaz tekrar aday olmak, Yüce Divan’ın yarısını kendisi atamak, geri kalan yarısını da satın almak, Arjantin’de özelleştirmedik bir çivi bile bırakmamak gibi neo-popülizmin en iyi örneklerini gösteren bir yüce şahsiyettir. 14 Şubat 2021’de öldüğünde dahi dünyadaki en aptal ve yeteneksiz siyasetçilerden biri olarak anılan Menem’in ne menem bir şey olduğu bu toprağın insanının hiç de yabancısı olduğu cinsten değildir.

‘Bunlardan bize ne’ demeden buraya kadar okumuşsanız geriye sadece şunlar söylenebilir: Kötülük, işleyenin yanına kâr kalır. Altından sular akmış, üstünden zaman geçmiştir. Yargılamalar, kınamalar, pişmanlıklar, umursamazlıklar ulu orta yayılmış cesetlerin arasında eriyip kaybolmaya mahkûmdur. İnsanlar gördükleri zulmü beraberinde götürür. Toprağa bırakılmış bir insanla birlikte yaşadıkları da toprak olur. Davalar açılır, davalar kapanır. Bir can kaybı söz konusuysa olup biten geride kalanların tamamıyla dünyalık oyalanmasından ibarettir. Çoğu kimse müdahil olmayıp sadece seyreder. Dâhil olanlarsa yaşadığı zaman çerçevesinde kendi oyununun büyüsüne kapılır. Hesap sorulmaz, hesap alınmaz, hesap ödenmez. Ödenmiş olan çoktan ölmüşlerin hayatının yaşamasına izin verilmeyen kısmıdır. Gördükleri işkencenin, yedikleri kurşunun, denizde yahut nehirde boğulmanın, intihar süslerinin dünyada hiçbir karşılığı bulunmaz. İkinci Dünya Savaşı sorgulayan yüzlerce film İkinci Dünya Savaşı olmadığı gibi müsebbipler ve diktatörler hiçbir karşılık görmez. Görmüş olsalar, doğrusu onlar da mağduru oynayacaktır. Belki hesap sormaya kalkanlardan da bir gün hesap sorulur korkusuyla öyle olur ama kötülük hep cezasız kalır.

Umut ancak fakirin ekmeğidir. Fakir ise zenginin malıdır. Herhangi bir zalim, idamla cezalandırılsa dahi canını yaktığı, canından ettiği binlerce, milyonlarca insanın hakkı tahakkuk edilmiş mi olur? Gücü ele geçiren yahut elinde bulunduran için bu dünyada bir sorgu söz konusu değildir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İshak Koç - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?