Reklamı Kapat

Hülasa-i kelam Sadık Yalsızuçanlar

Bir rivayete göre 1961 bir başka rivayete göre ise 1962 doğumludur. Rivayetleri bir kenara koyarsak gerçek doğum tarihi ortaya çıkacaktır. Her günle doğan sevincin ve aydınlığın yaşındadır. Malatyalıdır, ama sanki Kütahyalı, Sinoplu, Urfalı, Turhallı, Merzifonlu… 81 ilin hepsine hemşeri olduğunu sanırsınız. Ben liseyi bitirdiğimde o üniversiteyi bitirmiş. Hacettepe Türk Dili ve Edebiyatı mezunu. Bir süre Sivas’ta öğretmenlik yapmış. Keşke öğretmenlik anılarını bir sohbette uzun uzun anlatsa. İki senenin ne anısı olacak demeyin. Hikâyeci adamın her vakti ömür geçtikçe geriye doğru genişleyip hayatın her köşesine yayılır. Sinema ve televizyon alanında çalışıp özgün ürünler ortaya koyması bu sebepten tesadüf değildir. Şehirleri Süsleyen Yolcu isimli hikâye kitabının adında ve kapağında hep o sinematografik tarafı görmüşümdür. Bu kitaptan sonra yazarını daha bir dikkatle adım adım izledim. Ona kimi zaman bir hikâyede, kimi zaman bir roman ya da masalda, bazen de bir denemede rastladım. Hiçbirine selamsız geçmedim. Sohbetinde ashap sıcaklığı hissettiğim için olmalı “kim bilir şiir yazsa ne güzel olur” diye içimden geçirmişliğim vardır. Sadık abinin Rüya Sineması kitabını okuduğumda da onun edebiyat ve sanatının derinliğini bir kez daha fark etmiştim. Rüya ideal dünyanın (utopia ya da fantazya) sinema ise bu ideal dünyaya ulaşmak için rüyanın izini sürüp taklit etmenin peşindedir. Çocukluğumuzda o sinemayı uyanık rüya görmek için gözlerimizi kapayıp bir takım şekil suret ve desenlere ulaşmak suretiyle yaşıyorduk. Rüya imgesini yakalayan kişinin güçlü bir sinema felsefesine sahip olacağını düşünmüşümdür hep. Bu yüzden Yalsızuçanlar imzasını taşıyan hiçbir metni okumadan geçmemişimdir. Onun yazdıklarında biraz hayal, biraz rüya ve biraz masalla yoğrulmuş hikâyeler görürüz. Fizik, metafizik ve tasavvuf iç içe geçmiş gibidir. Bir papağanın gerçekliği incitişine şahit oluruz (Gerçeği İnciten Papağan). En son öykü kitabı Ali’nin Parçaları sadece hikâye okuyucuları için değil, şiir okuyucuları ve şairler için de çok şeyler anlatıyor. Eğer bir gün bir yerde rastlarsanız ona, unutmayın selam söyleyin. Niyazi Mısri’den ya da Eşrofoğlu Rumi’den olursa daha bir makbule geçer.

ALPER GENCER

İsmini ilk Hüsrev Hatemi hocamdan duymuştum. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde öğrencisi olduğundan, iyi şiirler yazdığından bahsetmişti. İstanbul Harbiye’de Diyabet Hastanesi’nde Hatemi Bey’i mutat ziyaretlerimden birinde onun şiirlerini bir zarf içerisinde bana vermiş ve kanaatimi öğrenmek istemişti. Hastaneden çıkar çıkmaz şiirleri okumaya başlamış o günün akşamında bitirmiştim. Coşkulu, akışkan ve sesini yükseltmekten çekinmeyen bir şiirdi Alper’in şiirleri. Acemi bir yürüyüş değildi Alper Gencer’in yürüyüşü. Bunu bir süre sonra Varlık dergisi Yaşar Nabi Nayır şiir ödülüne layık görüldüğünde daha bir anlamış olduk. Uzun bir süre aynı dergilerde yazdık. Aynı şarkıyı aynı dilden söylüyor gibi bir şeydi bu. İlk şiir kitabı Ah acılara akraba olan her insanın müşterek ünlemini yansıtıyordu. Rahat, hasbi ve harbice bir söyleyiş. Tokluk sadece sesinde değil şiirin işaret ettiği anlamda da dikkat çekiciydi. Âh kitabından sonra Şarkısızın Şarkısı ile son beş yılın şiirlerini yayımladı. Her topa girmedi, gereksiz çalımdan kaçındı, ofsaytlara karşı dikkatini korudu. Dünyaya, hayata ve topluma karşı söyleyeceklerini futbol üzerinden söylemeye çalıştı. Brezilyalı Kanarya isimli hikâye kitabıyla bunu somutlaştırdı. Hüseyni Bakış’la hocası Hüsrev Hatemi’yi anlattı. Bir şairi hangi kelimelerle anlatırsınız? Bunun ne denli zor bir soru olduğunu bilmez değilim. Çünkü işin içinde bir sürü hoşa gitmeyen sözcük dolaşıma girecektir. Fakat söz konusu olan şair Alper Gencer ise durum sanıldığı gibi hiç de zor değildir. Onu şu üç kelimeyle anlatabilirim: “İnsaniyet, Adalet ve Merhamet.” Alper’i pazaryerlerinde aramaya kalkmayın, çünkü bulamayacaksınız. Siyaset meydanlarında, şair kulislerinde, başıboş vadilerde ona rastlamanız mümkün değildir. Çünkü o vicdan kaybından ayakta duracak hali kalmamış bir dünyanın nöbetini tutmaktadır. Arayacaksanız onu cepten değil kalpten arayın, ancak öyle ulaşabilirsiniz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Yaşar Akgül - Her iki yazı da harikaydı kardeşim...yüreğine sağlık..selamlar olsun...

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 23 Mart 13:17


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?