Reklamı Kapat

Eylemler ve kalkanlar

Her insan eylemlerini kendi dünyasında meşruiyet sağlayarak gerçekleştirmek ister. Normal şartlarda hiç kimse sırf kötülük olsun diye bir harekette bulunmaz. Ancak yaptığı eylemi meşru kılacak haklı veya haksız gerekçeler üretir. Böylece eylem sahibi kendisine olmayan bir hak tayin etmiş olur. Bu kişinin kendi iç muhasebesi açısından böyledir ama bir de yapılan eylemlerin diğer insanların nezdinde bir açıklaması olmalı ki, kendi eylemlerini o insanlara karşı da meşru kılabilsin.

Yapılan eylemleri, eylemlerin bizzat haklılığı dışında diğer insanlara karşı haklı gösterebilecek iki gerekçe üretilir. Bunlardan ilki eylemleri insanların hassasiyet gösterdiği değerlerle gerekçelendirmektir. Böylece eylemlerin mahiyeti geri planda kalırken bu gerekçeler gündeme gelecek ve bizzat kötülüğün kendisi sorgulanamayacaktır.

Bir diğeri ise eylemin mahiyet olarak iyi olduğuna dair inancın yerleşmesidir. Bu durum daha çok ideolojik yaklaşımın bir neticesi olarak eylemleri ahlakla değil ideolojik içerikle yorumlamayı ifade eder. Örneğin kapitalist anlayışta faizin ekonominin bir gerçeği olduğu inancı faizi diğer insanlar nezdinde haklı kılabilmektedir. Hâlbuki ahlaki bir içerikle olaya yaklaştığımızda faizin bir sömürü aygıtı olduğu anlaşılmaktadır. 

Gündelik hayatın içinde gördüğümüz ve insan psikolojisinin doğurduğu bu temel arızayı siyasetin içerisinde de rahatlıkla görebiliyoruz. Günümüz siyasetinin temel meşruiyet kaynağı halkın rızasıdır. Fakat bu rızayı elde etme yolunda sarf edilen çabanın ne kadar meşru olduğu tartışmalıdır. Çünkü bu rıza algıların ve duyguların yönlendirilmesiyle de elde edilebilir. Biraz önce bahsettiğimiz mevzu tam buraya tekabül ediyor.

Siyasiler eylemlerinin sorgulanmasını ve eleştirmesini pek istemezler. O yüzden söylemlerini ve eylemlerini üzerinde düşünmeye fırsat vermeyecek bir kavrama, değere veya ideolojik forma yaslamak zorunda hissederler. Bu kavram, değer veya ideolojik form tabanın ve hedef kitlesinin dünyaya bakış açısına göre değişir. Hedef kitlesi milliyetçi bir düşünceye sahipse devlet, vatan, bayrak gibi kavramları eylemlerinin merkezine yerleştirir. Dindar bir kitleyse dini değerler eylemlerinin bir gerekçesi olarak hoyratça kullanılır. Ya da laik/seküler bir kitleyse eylemlerine Kemalist söylemlerin gölgesinde meşruiyet kazandırır.

Bu şekilde popülizme bulaşmış bir siyaset anlayışının uzun vadede doğuracağı olumsuz sonuçları gözden kaçırmamak gerekiyor. Kavramları ve değerleri siyasi ihtirasına malzeme yapan bu anlayış kavramların kirlenmesine, değerlerden uzaklaşılmasına ve ideolojik kutuplaşmalara yol açacaktır. Daha dün 28 Şubat sürecinde Kemalist söylemi gerekçe gösteren yasakçı zihniyetten kaçan insanların sağ/muhafazakâr bir partiyi büyük bir oy oranıyla nasıl iktidara taşıdığını gördük.

Günümüzde ise siyasilerin dini/milli kavram ve değerleri her defasında gündemine alarak kendilerine meşruiyet alanı açması bu kavram ve değerlerin insanlar nezdindeki önemini ve güvenilirliğini yok etmektedir. Özellikle yeni nesiller bu kavramların ve değerlerin yorgunluğunu üzerlerinde taşımaktadırlar. Çünkü gündemlerini sürekli meşgul eden bu kavramların aslında bir kalkan olduğunu fark etmeleri zor olmamaktadır.

Netice itibariyle hayatın her alanında tüm eylemlerim gerekçesi dini, milli ve ideolojik formla soslanmış söylemler değil ahlaki zemin olmalıdır. Çünkü ahlaki zemin eylemlerin pratik hayattaki karşılığına tekabül eder. Buna karşın arızalı bu tür söylemler, eylemlerin teorideki gerekçesini oluşturur yani pratikte arzu edilen sonucun kalkanı olmayı ifade eder.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muhammet Esiroğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?