Geçmişe yolculuk

Öğrencilik yıllarımda bana babalık yapan ve desteğini hiçbir zaman esirgemeyen hocam Hacı Parlak Bey’in kaleme aldığı Geçmişe Yolculuk adlı kitabı okurken geleneksel kültürün hayat bulduğu dönemle, seküler rüzgârın savurduğu hayatlar arasında gidip geldim. Ve… Hayatlarını eğitime adamış şahsiyetlerin, insanı, yaşanmışlıkları ve dönemin siyasi, kültürel akışını bir uzman duyarlılığı ile okuyup tecrübeye dönüştürürken büyük bir hassasiyet gösterdiklerini düşündüm.

Hocam hatıralarını derleyerek oluşturduğu kitabında dönemin sadece sosyal ve kültürel sorunlarına değinmemiş, toprağın, suyun, havanın ve insan tabiatının bozulmadığı dönemlere gitmiş ve paylaşım odaklı yaşayan yurdum insanını bugüne taşımış. Teknolojinin hayatımıza girmediği dönemlerde eğitimin hangi değerler üzerine bina edildiğinden, öğrencilerin zorlu hayat şartlarına rağmen kendilerini geliştirebilmek için hangi zorluklara katlandıklarından, bilgiye ulaşabilmek için tırmandıkları ağır yokuşlardan bahsetmiş ve yarım asır önceki çocukları resmederek, zorlukların mutluluğa engel olamayacağını ifade etmiş.

Geçmişe Yolculuk adlı kitabında hocam, gölgesinde büyüdüğü ailesinden köy insanına,  eğitim aldığı hocalarından çalışma arkadaşlarına kadar hiçbir şeyi, hiçbir kimseyi atlamamış ve her insanın okunmaya değer bir kitap olduğunu düşünerek hak ettikleri değeri vermiş. Hayatını çocuklarına adayan annesinden, köyde hatırı sayılır bir kişi olan babasından, bilgelik yönüyle tanınan büyük babasından bahsederken, bu değerlerin gölgesinden fazlasıyla istifade ettiğini ve hayata sevgi ile bakabilmeyi onlardan öğrendiğini ima etmiş.

YÜKLERİ SEVGİYDİ

Hacı Parlak hoca Geçmişe Yolculuk adlı kitabında hayallerini renklendiren köyüne ve köy insanının tutunduğu değerlere genişçe yer veriyor. Köyde insanların yoksulluğa rağmen büyük bir dayanışma ağı örerek birbirlerine kenetlendiklerine ve zor şartlar altında kendilerini ayakta tutacak miktarda sevgi ve mutluluk üretebildiklerine değiniyor. Hasat zamanı ekinlerin vaktinde biçilmesi gerektiğini, aksi takdirde başakların ziyan olabileceğini, bunu bilen köylülerin birbirlerine destek vererek ürünü kurtardıklarını ve sevgi ile kenetlendiklerini akıcı bir üslupla aktarıyor. Bugün istedikleri her şeye kısa yoldan ulaşabilen nesillerin pek önemsemedikleri empati ve paylaşım gibi değerlere vurgu yapıyor ve bu değerlerin o insanların hayatlarında filizlenerek hayat bulduğunu ifade ediyor.

Hacı Parlak’ın kaleme aldığı Geçmişe Yolculuk adlı kitapta toprakla bütünleşen köy yaşamına ve burada yuva kuracak gençlere nasıl el uzatıldığına genişçe yer veriliyor. Hacı Parlak, sekülerizmin kirlerine bulaşmamış köy halkının yeni evlenmiş gençlerin evlerini yerel usullere göre inşa ettiklerini, kadınların evlenecek kişinin evini sıvayarak hazır hale getirdiklerini ve evlilik sürecince gençlerin bütün ihtiyaçlarını karşıladıklarını akıcı bir dille anlatıyor. Biz duygusu ile hareket eden köy halkının dayanışma odaklı yaşadıklarını, bahçedeki ürünlerin devşirilmesinden kış için hazırlanacak tarhana, konserve ya da ekmek gibi ürünlerin yapılmasına kadar her konuda imece usulü çalıştıklarını ifade ediyor ve paylaşımın bu insanların güven duygusunu geliştirerek, strese karşı kalkan olduğunu belirtiyor.

Geçmişe Yolculuk adlı kitabında Hacı Parlak hoca, ilkokul öğretmeninin hayatındaki yerine de değiniyor ve öğretmenin güçlükle elde ettiği gazetelerden Adnan Menderes’in idam edilişini sınıfta okuduğunu ve kritik ettiğini o dönem gündemde olan olimpiyat şampiyonu Yaşar Doğu’nun vefat haberini okurken de kendilerine azmi ve mücadeleyi öğütlediğini belirtiyor. Okullarda yaşanan imkânsızlıkları, soğuk kış günlerinde öğrencilerin evlerinden getirdikleri odunla ısınmaya çalıştıklarını ve bu şekilde sorumluluk bilinci elde ettiklerini ifade ediyor. Cezaevinde staj yaptığı dönemlerde mahkûmlarla sohbet ederken babasının adının geçtiğini ve mahkûmların ondan övgü ile bahsettiklerini aktarırken, babanın çocuğuna bırakabileceği manevi mirasın önemine değinir.

Hayatının bir döneminde Erbakan Hocam gibi, Tahir Büyükkörükçü gibi birçok âlim ve mütefekkirin feyzinden faydalanma şansı bulduğunu ifade eden Hacı Parlak hoca, o günlerden özlemle bahsediyor. İmam hatip okulunda görev yaptığı günlerde eğitimcilerle bir araya gelip genç bireyleri değerlerle nasıl buluşturabilecekleri konusunda toplantılar yaptıklarını aktarırken, laik baskı ve dayatmaların yoğun olduğu dönemlerde bunun sanıldığı kadar kolay olmadığına belirtiyor.

Hocam Hacı Parlak’ın hayatla olan yolculuğunu akıcı bir üslupla kaleme aldığı eseri,   okuyucu üzerinde kalıcı bir etki bırakıyor. Nitekim kitabın satırları arasında yol alırken bir eğitimcinin, bir babanın, vicdanlı bir şahsiyetin hayata bıraktığı notları, edindiği tecrübeleri, meşakkatlerle nasıl başa çıktığını, hayatın girizgâhlarında gizlenen inceliklerini, ödenen bedelleri ve zamana sığmayan mesajlarını görebiliyorsunuz. Hacı Parlak hoca, akıcı bir romanı andıran hatıratında köy yaşamına da genişçe yer veriyor ve burada sergilenen paylaşıma, spontane olarak gelişen empatiye ve duru bir sevgiye vurgu yapıyor. Kitap, okuyucuya sadece değerli bilgiler sunmuyor bunun yanında dinlendiriyor ve heyecan da veriyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?