Reklamı Kapat

Erbakan’ın mirasçılığı ve emaneti-2-

Öteki rakip siyasilerden birisi sandılar. Anlayanların bir kısmı da -hırs ve hasetlerinden dolayı-karşısında konumlandılar. Nefretle buğzettiler. İslam’la savaşanlar (ırkçı emperyalizm, Siyonizm) onu düşman edindiler ve engellemeye çalıştılar. (Partilerinin kapatılmasını, hükümetten uzaklaştırılmasını sağlayabildiler.) İslam’ı siyasete araçla sömürenler de düşmanlarının yanında konumlandılar. 28 Şubat böyle doğdu... Karşıtlar da, sömürenler de temelde aynı Batılı/Batıcı ideolojilerde/yollarda çözüm öneriyor, arıyorlar. Hâlbuki o Milli Görüş’e/adil düzene, “doğru yola” çağırıyor, öteki yolların (sağ-sol) çıkmaz, çözümsüz olduğunu haykırıyordu.

Merhumu sağda veya solda göstermeye, konumlandırmaya, tanıtmaya çalışmak ya onu tanımamak veya istismar etmektir. Bu da ona “iftira”dır, zulümdür. Çünkü O kendisini Milli Görüşçü olarak tanımlar; öteki yapay, Batı kaynaklı uyduruk ve ithal isimlendirmeleri, tanımlamaları reddederdi. Milletimizin de sağcılık ve solculukla bölündüğünü ifade ederdi.

Kendi kelime ve kavramlarımızla ancak iletişim ve uzlaşma sağlayabiliriz. Batılı/Batı’dan ithal olanlarla iletişim, anlaşma ve uzlaşmak ne kadar mümkün?

Liberalizm, kapitalizm, faşizm, sosyalizm, komünizm, liberal, sosyal demokrasilerin, beşeri tüm ideolojilerin bizimle ilgisinin olmadığına, bizi tanımlayamayacağına vurgu yapardı. Bunlarda ahlâk, ahiret, maneviyat yoktur. Onun benimsediği yücelttiği kavram ve kelimeler kendi medeniyetimizin değerleriydi; tevhit, adalet, ümmet, ahlâk, hak, bereket kavram ve kimlikleriydi. Onun çağrısı tevhide, doğru yola, hak ve adalete, adil düzene, İslam Birliği’ne/kardeşliğineydi. Zulme, Batı taklitçiliğine, emperyalizme itirazla direnişe mücahedeydi. Oysa sağcı veya solcu partiler, Batı taklitçisi olup, AB yoluna aynı batıl yola çağırıyorlardı. Batı’nın değerleri, kriterleri, kültür ve medeniyetini, laik hukuku benimsemenin, Batı’ya bağımlılık, kölelik ve zillet olduğunu tekrarla bizim İslam medeniyetimizin, değerlerimizin Batı’nınkilerden farklı ve üstün, özgün olduğunu vurgulardı. O Allah’ın, Resulünün yoluna çağırıyordu. O küresel egemen zulüm düzenine, onun tüm kurum ve kuruluşlarının işleyişine itirazla, alternatif çözümleri de teklif ediyordu. Batı’nın dost-düşman kriterlerini benimsemiyor, kendi görüşünü/ilahi mesajın adalet, hak, dost-düşman kriterlerini benimsiyordu.

Erbakan; tevhit/hak/adalet temelinde dönüşümle Batıcı küresel cahiliye düzenine itirazla, meydan okuyor, alternatif çözümler sunuyordu. Devletin/düzenin/yolun yönünü/kıblesini doğrultmak/düzeltmek cihadındaydı. “Birileri gitsin biz gelelim; bu bozuk düzeni sürdürelim. Onların yerine makamlarda biz oturalım; iktidar imkânlarından biraz da biz yararlanalım” anlayışıyla siyaset yapmıyordu. Merhumun bu teşebbüsü, küresel şeytanların içimizdeki işbirlikçileri eliyle önlendi. Yeniden “laiklik ve demokrasi” ayarları yapıldı. 28 Şubat bunun içindi. O zamandan günümüze kadar Batıcı, AB, ABD, NATO yol, hukuk ve siyasetinde bir değişiklik olmadığına göre 28 Şubat devam ediyor mu, etmiyor mu tartışmaları abes değil midir? Zulüm çarkı, batıl yol, ideolojik bağnazlık sürdürülüyor. AKP iktidarı 28 Şubat ile sürdürülüyor; rağmen değil. Milli Görüş’e bir yıl tahammül edemeyenler, 19 yıllık iktidarla niçin uyumlular?!

Zulüm düzeni... 28 Şubat da küresel sistemin korunması, yürütülmesi için değil miydi?

Biz Milli Görüşçülere önemli görev ve sorumluluklar yükleniyor. O’nun bize bıraktığı emanet ve mirası özenle korumak... O yoldan ayrılıp, yamulmamak. Sabır ve sebat etmek. Yolda yatmamak, oturmamak, koşmak... Yolun sağa-sola çekilmesine izin vermemek. Tüm ideolojilere eşit mesafede durmak. İstikamette sabır ve sebat etmek... Dünyevi beklentilere tekliflere kapılarak davayı satmamak. Nefsimize, şeytana uyarak kardeşlik, beraberlik hukukunu zedelememek. Kesinlikle tefrikaya düşmemek. Kardeşimizi kendimize tercih etmek. Dışarıdan bizi bölmeye, ayartmaya çalışanlara yüz vermemek. Baba evimizi terk eden kardeşlerimize de kapımızı açık tutmaya devam etmek. (Hz. Yusuf’un (A.S.) kardeşlerine yaptığı muameleyi yapmak bize yakışır.) Kötü mirasçılardan/mirasyedilerden, mirası istismar edenlerden olmamak. Emaneti korumak ve sürdürmek. D-8, Kudüs, 2. Yalta, Yaşanabilir Yeniden Büyük Türkiye ve Yeni Bir Dünya hedeflerine kilitlenmek... Milli Görüş’e, adil düzene herkesin ihtiyacı var. Rabbimizin “kendi yolunda cihat edenlere yardım vaadi” var. Siyonizm’in projeleri, planları da yakında çökecek; insanlığa kurduğu tuzaklar, düzenler kendi ayağına dolanacak, bundan hiç şüphe etmiyoruz (Araf/167, Fâtır/43). La galibe illallah. Hem ülkemize hem de dünyaya yeniden “hak gelsin, batıl yok olsun” dualarımızla...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bahaddin Elçi - Mesaj Gönder

# ABD

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?