Kayıp kayıt diye bir dergi var, çok güzel

Kayıp Kayıt dergisi yaklaşık iki buçuk ay evvel çıkmıştı. Ben ona ulaşıncaya kadar 2. sayısı çoktan çıkmış, dergiyi sadece zihnimde tasavvur edebiliyordum. Diyeceksiniz ki kardeşim sana dergiyi adamlar Ankara’dan göndermişler, bir koşu gidip alıp okusaydın ya? Eskiden olsaydı Üsküdar olmazsa Sultanahmet’te buluşup emanetleri alırdık. Fakat zaman değişti, zamana bağlı olarak mesafelere karşı huyumuz da değişti. Bir semt ötesi insanın gözünde büyüyor. Hani “getir-götür” işleri yapan yerler var, onlar gidip emaneti o arkadaştan alamaz mı diye düşünmedim değil. Neyse ki geçen gün dergiyi iki sayıdır çantasında itina ile saklayan dostumdan aldım. Sanki kaybettiğim bir şeyi bulmuş gibi sevindim.

Doğrusu boy bos, endam olarak böyle bir dergi beklemiyordum. Benim için Kayıp Kayıt güzel bir sürpriz oldu. Hah dedim, sonunda ebat dogmatizmi olmayan bir dergiye rastlayabildim. Sadece ebat mı? Sayfa düzeni, ürünlerin ürün sahibiyle birlikte sayfaya rahatça yerleşebilmesi… Ayaklarını uzatıp, bacak bacak üzerine atabilmesi hiç de fena olmamış. Üstelik kapak resmi de tabiattan seçilmiş. İlk sayı kapakta bir geyik resmi, 2. sayıda ise gökdelenler ve plazalara karışmış bir baykuş resmi var. Ne yalan söyleyeyim, beğendim her ikisini de. Derginin genel yayın yönetmenliğini de yürüten şair dostumuz Mehmet S. Fidancı’nın elinin değdiği belli. Dergideki titiz grafiker marifeti kendini hemen fark ettiriyor.

İki sayıyı yan yana koyduğumuzda Kayıp Kayıt dergisi daha çok bir kadro dergisi intibaı vermekte. Hemen hemen aynı isimler yer alıyor her iki sayıda da. Cengizhan Orakçı Ayrılıklar İçin Projeler isimli uzun soluklu bir şiirle yer almış dergide. Uzun pandemi günlerinde Cengizhan’ın nefesi daha bir açılmış sanki. Mehmet Fidancı da öyle. Ülke Çiçeği başlıklı beş parça şiirle yer alıyor Fidancı da ilk sayıda. Şu iki narin dizeyi yerinden incitmeden koparıp koklayarak defterimin arasına yerleştirdim: “Allah inayetiyle de Allah / İnsan ara sıra insan.” Kurtuluş Kayalı’nın Uzun Uzadıya Yazmak başlıklı yazısından şu satırın altını fosforlu kalemle çiziyorum: “Ciddi olan, zor olan Oğuz Atay’ın 1970’li yıllarda ciddiyetinin farkına varmak.” Mustafa Kurt’un Susanları Anlamak İçin Sözlük yazısı beni heyecanlandırdı. Kendime çok yakın gördüm.

Hüseyin Atlansoy, Mevsimsiz başlıklı şiirinde mevsimsizliklerin insana yaptığı fenalıkları hatırlatıyor. Şu iki dizeyi zor günler için yanıma alıyorum: “düşülsün kayıt! dibe vurduk/ çıkılacak yeryüzü doğacak güneş var demektir.” Mehmet Aycı, Akarken Akarken ve Alt Çizgi başlıklı iki ayrı şiirle Kayıp Kayıt dergisine yakışıyor. “Sana nasıl alıştım, sevincin gibi” dizesini birine hediye etmek için alıp mendilimin arasına yerleştirdim. Cevdet Karal Ölüm Meleği Alışverişte başlıklı nefis bir şiirle derginin güzelliğini paylaşan şairlerden. Mehmet Can Doğan da öyle; Süt Kesildiğinde şiirini okuyup bitirdim, ama aklım “çıkan ölünün sesi doldurur evi” dizesinde kaldı. Uzun bir aradan sonra Mehmet Solak ile aynı dergide yazmak bana iyi geldi. Mehmet’in şiirinin başlığı “bir”. Bir kere okudum, bir kere daha okuyacağım bu şiiri. Muhammed Yusuf Aktekin ve Erdoğan Kul derginin diğer şairleri.

Burda Çocuklar Kara başlıklı şiirin şairi sayfa dipnotundan öğrendiğime göre1996 doğumlu Leyla Naz İçli. “Dünya kendini sürüyor yaralarına” dizesini aldım ve kabul ettim. İsmail Karakurt, Cengizhan Orakçı şiiri üzerine yazdığı geniş bir yazıyla ilk sayıya dâhil olanlardan. Karakurt, Orakçı’nın ilk şiir kitabından Fotoğrafta Çirkin Çıkan kitabına kadar şiir serüvenini masaya değil, sayfaya yatırıyor. Zira sayfa bir yazıyı yatırmak için çok müsait. Bu arada yazıda yer alan Ayasofya Camii’ndeki Cengizhan Orakçı fotoğrafını çeken kişinin adı belirtilseydi daha iyi olurdu.

Uzun şiir kervanına katılan şairlerimizden bir diğeri de Elçin Sevgi Suçin. Elçin Sevgi Suçin Paralize Zaman Diyalogları başlıklı şiiriyle bir sayfadan diğerine akıyor. “Herkes yaşadığı kadar tanrım / adaleti bizden öğrenecek değilsin / keder darasını düş ömrümüzden” dizelerini alıp bir kenara koyuyorum. Emin Gürdamur bir makaleyle, Faruk Dinç, Dinçer Apaydın, Selçuk Azmanoğlu, Sema Bayar hikâyeleri ile dergide yer almışlar. İbrahim Şahin’in Tanpınar’ın Sahnenin Dışındakiler romanında geçen Kudret Bey’in Burnu Hakkında başlıklı yazısını da ilave etmeden geçmeyelim.

Kayıp Kayıt dergisinde tercüme şiirler de ihmal edilmemiş. Modern Arap şiirinden Bedir Şakir Seyyab’ın şiirini Mehmet Hakkı Suçin, Edgar Allan Poe’nin şiirini ise Faruk Uysal dilimize kazandırmış.

Kayıp Kayıt dergisinin 2. sayısı yeni kalemlerle daha bir zenginleşmiş. Cantürk Coşkun, İsmet Emre, Kaan Eminoğlu, Ali Necip Erdoğan, Aliye Uslu Üstten, Fatih Yerdemir, İsa Koyuncu, Meral Afacan Bayrak, Mustafa Çiftçi, Naim Öztürk, Önder Öztürk, Sadık Koç, Sibel Mermer, Şenol Korkut, Tayfun Haykır ve Tuba Dere yeni sayıya dâhil olan yazarlar.

Sonuç: Kayıp Kayıt çıkmakla iyi etmiş. Ankara’yı gözümde biraz daha güzelleştirdi bu dergi. Bir de her şair her dergide bir başka duruyor. Orkestra değişik olduğundan olmalı. Az daha unutuyordum, Kayıp Kayıt’ın 2. sayısında ben de dergiye bir şiirle kaydoldum. Yanında bir de resim istediler. Nüfus cüzdanı sureti ve ikametgâh senedinden muafım. Tükenmeden alın derim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder

# Ankara

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Yaşar Akgül - Çok güzeldi yazınız kardeşim....şair ve yazarları yüreklendirmek değerlendirmek asalet ister...tebrikler teşekkürler

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 16 Mart 14:25


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?