Türkiye’nin Milli Güvenlik Sorunları

Yaşadığımız coğrafya sorunlarla çoğu zaman aynı anda mücadele etmek gibi bir zorunluluğu beraberinde getiriyor. Her birisi de süreç içinde birer milli güvenlik sorununa dönüşüyor.

Bu doğrultuda karşı karşıya olduğumuz sorunları ana hatlarıyla ifade etmek gerekirse, Türkiye’nin en önemli millî güvenlik meselesinin toplumsal kamplaşma olduğunu söyleyebiliriz. Ayrışmanın ve ötekileştirmenin hâkim olduğu toplumlarda hem iç hem de dış sorunlarla doğru şekilde mücadele etme imkânı ortadan kalkar. Türkiye siyaseti öncelikli olarak kin ve nefret dilini terk etmeli, sorumlu bir şekilde hareket etmelidir. Bunun yanında adaletin, ahlakın, ehliyetin, liyakatin, şeffaflığın, denge-denetlemenin, plan ve programın, kuvvetler ayrılığının merkeze alındığı bir sistem inşası ivedilikle hayata geçirilmelidir. Ayrıca özgürlük ve güvenlik dengesi mutlaka sağlanmalı, farklı bakış açılarına toptan retçi bir şekilde yaklaşılmamalıdır.

Bir diğer sorun iç savaşta 10 yılı geride bırakan Suriye’de yaşananlardır. Türkiye’nin en uzun kara sınırı Suriye iledir ve orada yaşanan her istikrarsızlık ve toprak bütünlüğünün geri dönülemez şekilde ortadan kalkması, Türkiye’nin doğrudan tehdit altına girmesi demektir. Türkiye ne yapıp edip bölgede haritaların yeniden çizilmesinin önüne geçmelidir. Büyük Ortadoğu Projesi bağlamında “Suriye’nin Afganistanlaştırılması” hedefi masada olmaya devam etmektedir. Osmanlı Devleti’nin yıkılmasından beri bölgesel istikrar ve huzurun kalmadığı bu coğrafyada atılan her adım tehlikenin ülkemize yaklaştığının bir göstergesidir. Yugoslavya’nın dağılmasından sonra ortaya çıkan küçük devletlerin her geçen gün küresel güçlerin kontrolü altına girdiği çok açık bir şekilde görünmektedir. Mesela, Kosova’nın büyükelçilik rezidansını Kudüs’e taşıması kararı herhalde tamamen kendi inisiyatifleriyle alınmamıştır. Benzer şekilde Ortadoğu’da meydana gelecek her hadise egemen devletlerin amaçlarına hizmet edecektir. Birinci Körfez Savaşı’ndan Suriye iç savaşına kadar on yıllardır bilinçli bir şekilde sürdürülen terör, şiddet ve istikrarsızlık ortamı herhalde sebepsiz değildir. Bölgenin en güçlü aktörü olması gereken Türkiye ise enerjisini iç siyasette kısır tartışmalarla boşa harcamaktadır. Aslında içerideki huzursuzluğun yanı başındaki baş döndürücü gelişmelere müdahale edememesi için yapay gündemler çıkarıldığının herkes farkındadır. Ama nedense yangına körükle gidilmektedir.

Diğer taraftan adına ister Güneydoğu Sorunu ister Terör Sorunu, isterse de Kürt Meselesi denilsin fark etmeyen bir gerçeklikle yüzleşmemiz gereklidir. Her bakış aslında ortada bir sorun olduğunu teyit ediyor. Böylesine önemli bir meseleyi gidermenin ana çıkış noktası, problemi iç dinamiklerle çözmek olmalıdır. Dış müdahaleye açık hale gelen sorunlar küresel güçlerin elinde aleyhimize kullanılabilecek birer karta dönüşüyor. Son yıllarda bununla ilgili emarelerde artış olduğu ve tehdit unsuru olarak kullanıldığı çok net olarak görülmektedir.

Suriye’nin yanında dış kaynaklı bir diğer sorun da Kıbrıs ve Doğu Akdeniz üzerinde yaşanan gelişmelerdir. Türkiye’nin bu sorunla mücadelede tek çıkış noktası, “değerli yalnızlık” gibi anlamsız tesellilere sığınmadan diplomatik atağa kalkmak ve bölge ülkeleri ile köprüleri yeniden kurmak olmalıdır. Hatta diplomasi kuralları çerçevesinde bölge ülkeleri ve onların yönetimleriyle ekonomik, sosyal, kültürel ve askeri alanlarda iş birliğine gidilmeli ve bölgesel ittifaklar oluşturmaya çalışılmalıdır. Malumunuz olduğu üzere dış politika duygusal davranışların ve tepkilerin en aza indirgenmesi gereken bir alandır. İlişkiler kopma noktasına gelmeden akl-ı selim ile anlaşma zeminleri oluşturulmalıdır.

Ayrıca salgın koşulları gıda güvenliğinin ne denli hayati bir konu olduğunu herkese göstermiştir. Bu gerçekten hareketle Türkiye tarım konusunu bir an önce milli güvenlik meselesi olarak değerlendirmelidir. Tarımı en fazla tehdit eden gelişme ise iç göçtür. Türkiye ülke genelinde nüfus dağılımını dengeli tutmak ve insanları doğdukları yerde doyuracak formülleri üretmek zorundadır. Tarıma milli gelirden gereken pay verilmeli, tarımda üretim yapmak isteyenlerin önündeki engeller kaldırılmalı, üretimi artıracak teşvikler doğru bir planla tabana yani bütün Anadolu’ya yayılmalıdır. Ayrıca nüfusun beşte birini İstanbul’a sıkıştırmak çok büyük bir risktir ve İstanbul üzerindeki göç baskısı sistemli bir şekilde durdurulmalıdır.

Türkiye’nin bir diğer milli güvenlik sorunu da üniversite mezunu genç işsizliğe bağlı beyin göçüdür. Beyin göçü bir ülkenin dışarıya yaptığı en önemli ve en büyük kaynak aktarımıdır. Gençleri bu ülkeye bağlayacak ve geleceklerine güvenle bakabilecekleri siyasi, sosyal ve kültürel ortamlar inşa edilmeli, ülkede sistem altyapısı buna göre düzenlenmelidir.

Son olarak Türkiye nüfusunun artış hızındaki düşüş de milli güvenlik meselesi olarak değerlendirilmelidir. 2019 yılında binde 13,9 olan nüfus artış hızı, 2020’de binde 5,5’e düşmüştür. Evlilik yaşının gittikçe artması, boşanma oranlarındaki önlenemez yükseliş şimdiden nüfusu tehdit etmeye başlamıştır. Ayrıca sezaryen ile doğum oranlarının yüzde 53’lere kadar çıkmasının sebepleri üzerinde gereken incelemeler yapılmamaktadır. Bu konu da nüfus artışı ve sağlıklı nesillerin gelişimi için önemli bir tehdit olarak varlığını korumaktadır.

Yukarıda saydığımız bütün bu başlıklara yeni ilaveler yapılabilir ama bu başlıklar konusunda genel bir ittifak olduğu, az-çok üzerlerinde genel bir kabul olduğu söylenebilir. Her bir başlığın daha detaylı bir şekilde incelenmesi de şarttır. Türkiye bu sorunlarla doğru zeminde, doğru kararlarla mücadele etmeyi başarmalıdır. Daha doğrusu başarmak zorundadır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?