Reklamı Kapat

Şiddet sarmalı

Toplumsal ilişkilerdeki bozulma, hem insani olan hasletlerin, insan ilişkilerinin ve mikro bazda da kişilerin bozulmasını tetikliyor, hem de bunlardaki bozulma tarafından tetikleniyor. Aslına bakılırsa çift taraflı bir mekanizma, kapalı devre bir şiddet akımının sürekli hale gelmesine neden oluyor.

Adaletin olmadığı yerde huzursuzluk, kuralsızlık, insanların birbirlerine ve adalet müessesine olan güvensizliği palazlanıyor. Halk tabiriyle “kavga gürültü”, “gürültü patırtı”, “hır gür” eksik olmuyor, herkes kendi adaletini sağlamaya girişiyor, “orman kanunları” hüküm sürer hale geliyor, “namuslular” “namussuzlar” kadar cesaret sahibi olamadıklarından suç işlemek geçer akçe haline geliyor. Suç işlemeyi önleyici mekanizmalar, cezai müeyyidelerin caydırıcı olmamasından ve kanunları uygulama noktasındaki eksiklerden ötürü etkili çalışamıyor. Suçlular, hiç olmadıkları kadar patavatsız ve cüretkar hale geliyor.

Bu durumu etkileyen hususlar çeşitlidir muhakkak. Ancak siyasetin kullandığı dil de başat nedenler arasındadır. Sürekli şekilde kavga eden, hakaretlerde bulunan, suçlayan, düşmanlaştıran, öfke saçan, içinde sevgi ve saygıdan yana zerre barındırmayan bir dil ve tavır, toplumu da kışkırtıyor. Bilinç ve bilgi düzeyi düşük, ahlaken ve vicdanen sorunlu kimselere cesaret veriyor, savunmasız insanları hedef haline getirebiliyor.

Toplumsal manada bir şiddet sarmalının içinde olduğumuzu söylemek mümkün. Sokaktaki vatandaş da, siyasetçi de, gazeteci de, sporcu da bundan nasibini bir şekilde alıyor. Şiddet giderek bir tavır olmaktan çıkıp bir yöntem haline geldikçe, bu şiddet sarmalı da bir girdap veya hortum gibi büyüdükçe daha fazla kişiyi içine çekip genişliyor. Bu şiddet sarmalının hızla ve istikrarlı şekilde büyümesi, bir noktadan sonra ilgili ilgisiz herkesi bir şekilde yutacak, herkesi bir şekilde olumsuz etkileyecek.

“Kadın programı” tabir edilen ama giderek cinayet programlarına evrilmiş olan TV programlarında ortaya serilen ve medyaya yansıyan hadiselere bir bakın. Toplumun sıradan insanlarının yaşantılarının ön planda olduğu ve suç-gerilim-polisiye-cinayet filmlerini aratmayan olaylar, cinayetler, yasak ilişkiler, türlü çeşitli rezaletler ortaya seriliyor. Dışarıdan bakıldığında aile babası/anası kimselerin, birilerinin komşusu, akrabası, hışmı olan sıradan insanların, süregelmekte olan yozlaşmadan paylarını nasıl aldıklarını görmek mümkün.

Toplumsal yozlaşma ve ahlaki çürüme, gelip dayanıp bir yerde patlak veriyor. Gizleseniz de, üstünü örtseniz de, konuşmasanız da ortaya seriliyor. Toplumun sıradan insanları arasında bile “adam öldürmek” gibi korkunç bir eylem sanki çok sıradan bir hadiseymiş gibi değerlendirilir, konuşulur hale geliyor. Veyahut basit bir park yeri meselesi yüzünden tartışma yaşayan iki kişi yüzünden, bunların aileleri, akrabaları, tanıdıkları, komşuları vs hiç tereddüt etmeden duruma müdahil olabiliyor. Ancak bu müdahil olma hali, tarafları yatıştırmak, teskin etmek, arayı bulmak, sulhü sağlamak için değil de “karşı tarafa” yapılan taarruzda bir tekme, bir tokat atabilmek, bıçak, pala vs sallayabilmek için!

Toplumun fertleri arasındaki ilişkilerde şiddetin bu denli belirgin bir role erişmesi düşündürücü ve çok tehlikeli bir gidişatın da habercisi. Önceleri iki kişi tartışmaya veya kavgaya tutuştuğunda ayırmaya çalışılırken, şimdilerde haklı-haksız kim diye bakmadan “karşı tarafa” ölümüne çullanan insanlar görüyoruz. En basit bir münakaşada birbirlerini bıçaklayan, vuran insanlara rastlıyoruz. İnsanlar yanlarında bıçak, silah vs taşır hale gelmiş demek.

Gündelik hayattaki trafikte tartışmanın, maç için kavga etmenin giderek beğenmediği görüşe saldırma, düşman ilan etmeye evrilmesi çok tehlikelidir. Kendi dışındaki herkesi “hain”, “düşman” vs görmek, hakaret etmek, alenen nefret etmek, iftira atabilmek, hedef göstermek... Bir siyasetçiye, bir muhalif lidere veya muhalif bir gazeteciye yapılan saldırılara karşı en ufak bir tepki, en basit bir “geçmiş olsun”u bile esirgemek… Bütün bunların bileşkesi kendini bilmez kitlelerin önüne gelene fiziken saldırması, zarar vermeye, canına kastetmeye yönelmesi oluyor.

Siyasetin dili ve tavrı da sürekli bir düşmanlaştırma, ithamda bulunma, kavga etme üzerine oldukça toplumu kim yatıştıracak mesela? İnsanları kışkırtmak da hayli ağır bir vebalken ve siyaset kurumu da toplumun önemli rol modellerinden birini oluşturuyorken, siyasi rant uğruna sorumsuz eylem ve söylemlere devam mı edilecek?

Toplumun uğradığı ahlaki erozyonu ve yozlaşmayı, yönetenler ne zaman gündemlerine alacak ve buna uygun bir dil ve eylem planı geliştirecekler acaba? Hiçbir şey yapmamak, şiddet sarmalının önüne geleni yutmasına neden olacak bu gidişle.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Kamile E. - Ne güzel Eba var.Ne güzel,kadrolu lise öğretmenleri var.Dünyada ki tüm üniversiteleri geride bırakacak T.C. üniversiteleri var.TYT ve AYT,liyakatların çarpıştığı 2 sınav.Gazetede ki üst yazıyla alakalı bir yazı oldu.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 16 Mart 14:13


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?