“Kuuuu Enfüseküm”

“Kendinizi koruyunuz” dememe gerek yok.

Kendimizi korumak için temiz hava ve bol gıdayı almak için hepimiz çalışıyoruz.

Rahatsız olduğumuzda doktorumuza gidip tedavimizi oluyoruz.

Bulaşıcı hastalıklardan korunmak için elimizden geleni yapıyoruz.

Bütün bu yaptıklarımız yetmiş yıllık bir hayat içindir.

Harama bulaşmadan, helal yollardan kazanıp tenimizin, ailemizin, çevremizin, ihtiyaç sahibi olanların ihtiyacını karşılamak için yaptığımız her iş, her adım bize sevap kazandırır.

Ama asıl korumamız gereken bu ten ve canın cehennemde yanmaması için korunmasıdır.

Bizi inkarla insanlıktan çıkaran, mafyalıktan devlete dönüştüren ve ülkelerde can alan, kan döken, dünyanın havasını ve suyunu kirletmeden önce insanları materyalist, kapitalist, komünist mantıkla zehirleyen nefsin dizginlenmesi, kul olarak yaratılan insanların kurallarına uyarak kula kul olmaması birinci ve en önemli koruma görevimizdir.

Bunu yapmazsak, bir gün gelir kan dökenin kanı dökülür, can alanın canı alınır.

Bunun bir örneği olarak İsra Süresi’nde İsrail oğullarını verir Rabbimiz.

İsrail oğulları, öylesine azmışlar ki, insanların başını koparmaktan, kasasını soymaktan bütün dünyaya rahatsızlık vermekten bıkmadan devam ederken, bir gün bir ordu gelmiş ülkelerini baştan başa ellerinden aldığı gibi evlerinde gizlenenleri bile çıkarıp öldürmüşler veya sürgüne göndermişler.

Rabbimiz bize ve tüm insanlığa:

“Eğer iyilik yaparsanız, kendinize iyilik yapmış olursunuz. Eğer kötülük yaparsanız, kendinize (kötülük yapmış olursunuz). (O iki bozgunculuktan) sonuncusunun zamanı geldiğinde (öyle kullarımızı göndeririz ki) yüzlerinizi kara etsinler, ilk kez girdikleri gibi yine mescide ( Kudüs'e) girsinler ve yendiklerini mahvetsinler.” (İsra Süresi, Ayet 17/7)

İyilik yapan da, kötülük yapan da ilk önce kendine yapmış olur.

Yapılan iyilik olarak bize döndüğü gibi, kötülüklerimiz de döner.

Rabbimiz buyurur:

“Ey iman edenler, kendinizi ve ailenizi ateşten koruyun…” (Tahrim Süresi, Ayet 66/6)

Bu ayet indiğinde bir gece Allah’ın Rasülü bu ayeti, arkadaşlarına okuduğunda bir delikanlı bayılarak yere uzandı. Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem, elini delikanlının göğsüne koydu, kalbinin hareket ettiğini görünce delikanlıya, “Delikanlı, La ilahe illallah/Allah’tan başka yaratan, yaşatan ve yöneten yoktur’ de” dedi. Delikanlı da söyledi. Allah’ın Rasülü onu cennetle müjdeledi. Arkadaşları, “Bizim aramızda o genç mi cenneti hak etti” dediklerinde Allah’ın Rasülü,

“…İşte bu (Cennet), benim makamımdan korkan ve vaid (azab)ımdan korkanlar içindir." (İbrahim Süresi, Ayet 14/14) ayetini duymadınız mı?” buyurdu. (Hakim, Müstedrek, K. Tefsiri Süreti Tahrim ayet 6)

İsrail oğulları, kendilerini firavunun esaretinden ve zulmünden kurtaran Musa Aleyhisselam’ın Rabbine ve onun emir ve yasaklarına uymayı bırakıp, Samiri’nin altından yaptığı buzağıya tapınıp, Samiri’nin kurallarına uymalarının ardından Rabbimiz,

“Hani Musa kendi milletine: ‘Ey milletim! Siz buzağıyı tanrı edinmekle kendinize zulmettiniz. Yaratanınıza tevbe ediniz. Nefislerinizi öldürünüz. Bu Rabbiniz katında sizin için daha hayırlıdır. O tevbenizi kabul eder. O tevbeleri çok kabul edendir, merhamet edendir’ demişti” buyurur. (Bakara Süresi, Ayet 2/54)

O rahman ve rahim olan Rabbimiz, rahmeti gereği buzağıya tapanlara bir yol gösteriyor ve tevbe/yaptığına pişman olup vazgeçen, bir daha yapmamaya karar veren ve yaptığı için Allah’tan af isteyenleri af edeceğini bildiriyor.

Biz, bugün çağdaş Samirilerin kurallarına uymaktan derhal vazgeçip, Rabbimizin kurallarına uymaya karar vererek,

Nefsin gayri meşru isteklerini vermeyerek ve geçmişimiz için Allah’tan af dileyerek nefsimizi öldürüp Rabbimize yöneleceğiz.

Yalan dememeye, haram yememeye karar vereceğiz.

Yeryüzünde helaller haramlardan daha çoktur.

Haramlar sayılabilir ama helaller sayılamayacak kadar çoktur.

Fakat nefisimizin gözü haramdadır.

O bizim imtihan sorumuzdur.

Bu dünyada huzurumuz nefsimizin İslami ilim, amel ve edeple gemlenmesindedir.

Nefse ağır gelse de nefsimizin bizim kontrolümüzde olması bizim iki dünyamızı güzel eyler.

Şair Ali Erdoğan;

“Mananın sırrına

Ulaşmak istiyorsan

Kendini döv

Nefsini döv

Bir başkasının dayağı

Ayarını bozmasın” der.

Başkaları ayarımızı bozmadan, kendimizi Rabbimizin kurallarına göre ayarlayalım ve kendi kendimizi resetleyerek, formatlayarak, fabrika ayarlarına döndürelim.

Osmanlı’yı parçalayanlar kimler?

Yemen’de Çanakkale’de kiminle savaştık?

İstanbul’u kim işgal etti?

Antep’i, Maraş’ı kim işgal etti?

İzmir’de denize dökülenler kimlerdi?

Bizi geri bırakmak için yüz yıldır çalışanlara şimdi biz ne yapıyoruz?

Bizi bozan kanunlarını ithal ile ne elde edeceğimiz malum.

Gelin canlar, canlarımızı ve tenlerimizi yaratan ve yaşatanın kurallarına dönerek iki dünyanın ateşinden kendimizi koruyalım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?