Reklamı Kapat

Çanakkale Deniz Zaferi’ne yön veren rüya

Düşman donanmalarının boğazı geçmek için ciddi bir taarruza hazırlandığı haberi alınmıştı. Daha önceden denize döşenen mayınların yerleri, gözetleme uçuşuna çıkan düşman uçakları tarafından tespit edilmiş ve bu mayınlar imha edilmişti. Çanakkale Müstahkem Mevkii Komutanı Cevad Bey mahzun ve düşünceli bir halde iken aşırı yorgunluğun da tesiriyle uykuya dalmıştı. Rüyasında hatiften bir ses işitti:

-Ey Cevad! Sizler Allah Teâlâ’nın yüce kelamına hürmet edersiniz. Bunun için Cenab-ı Hakk’ın yardımı sizinledir. Şu denizin üzerine bir bakıver!” Cevad Bey, denize bakınca nurlar arasında “kef” ve “vav” harflerini gördü. Ardından da uyandı. Ertesi gün bir mezarın başında Fatiha okurken rüyasındaki sesi bir kez daha işitti:

-Ey Cevad! Depolardaki 26 mayını denize döşe!”

Heyecana kapıldı. Manevi bir sır ile karşı karşıya idi. Biraz sonra nur yüzlü bir zat ile karşılaştı. Bir sıkıntısının olup olmadığını soran bu zâta başından geçenleri anlattı. O gönül ehli zat ise bu olayları şöyle açıkladı:

 -“Evladım! Denizin üzerinde gördüğün nur zaferimizin alametidir, “kef” ve “vav” harfleri ebced hesabına göre “26” eder. O halde deponuzdaki 26 mayını denize döşemeniz zaferin en büyük hamlelerinden biri olacaktır.”  17 Mart 1915 Gecesi saat 22.30’da Çanakkale Müstahkem Mevki Mayın Gurubu Komutanlığı’nın telefonu çaldı. Telefonu Komutan Binbaşı Nazmi cevaplıyordu:  -Buyurun ben Binbaşı Nazmi. Karşıdaki sesi tanımıştı. Arayan Albay Cevad Bey’di.

-Emredin Komutanım!

-Nazmi Bey biraz bana kadar gelebilir misiniz? 

-Baş üstüne efendim şimdi geliyorum. 

Teşekkür ederim Binbaşım diyen komutan, telefonu kapadı. Hemen karargâha gelen Nazmi Bey’i yaver karşıladı.

-Buyurun Binbaşım, komutanım sizi bekliyor diyerek yol gösterdi. Komutanın odasına giren Nazmi Bey selam verdi. Albay Cevad Bey: 

-Hoş geldin Binbaşım şöyle otur diye yer gösterdi. Albay Cevad Bey: -Bu akşam Karanlık Liman’da yine aynı olay cereyan etti, hatlara sokulamadılar. Patlayan mayın ilerde patladığına göre, fırtına ile oralara sürüklenmiş olacak, yalnız bu gemilerin Karanlık Liman’da böyle pervasız dolaşmaları sinir bozuyor diyen Cevad başını hafifçe öne eğdi. Bir müddet sonra birden doğrularak elindeki kalemin ucunu masaya aralıklarla vurmaya başladı. Bu arada Nazmi Bey’in gözlerine bakarak:

-Kaç mayınımız var Binbaşım diye sordu.

-26 tane efendim.

-Güzel... Bunları bu gece Karanlık Liman’a bir hat üzerine dökebilir misiniz Nazmi Bey?

-Emredersiniz efendim.

Teşekkür ederim Binbaşım, ben Nusret’i şimdi getirttim. Kılavuz Yüzbaşı Hafız Bey de hazır, emir bekliyor dedi ve haritada rüyasında gördüğü yeri göstererek:

Bakınız Nazmi Bey düşman gemileri en ziyade şu noktaya Akyarlar önüne geliyor, buna sebep de Rumeli kıyısındaki tabyalarımıza rahatça ateş edebilmesidir. Buralardaki derinliklerin sizce bir mahsuru olabilir mi?

-Olmaz efendim.

-Ne zaman hareket edebilirsiniz?

-Şimdi hazırlığa başlar, saat 24.00’da demir yerinden ayrılırız komutanım.

-Siz de gidecek misiniz? -İzniniz olursa... Buna mecburum komutanım. -Bir soru daha Binbaşım, bu iş tehlikeli değil mi? -Burada tehlikeyi değil görevi ön plana alıyorum efendim. Albay Cevad Bey bu yiğit komutanına güvenle baktı. Omzunu tuttu:

-Cenab-ı Hak muvaffak etsin. Her türlü sıkıntıdan muhafaza buyursun. -Âmin efendim. İzniniz olursa... diyerek gitmek için müsaade istedi. Cevad Bey: -Güle güle gidip başarıyla dönün Binbaşım dedi. Gece yarısı Nusret mayın gemisi ile boğaza açıldı. Geminin kaptanı Tophaneli Yüzbaşı Hakkı Bey idi. Yüzbaşı Hakkı Bey, iki gün önce kalp krizi geçirmişti. Fakat bu zor vazifeyi bir başkasına emanet etmek istemediği için hasta haliyle de olsa geminin başına geçmişti.   18 Mart sabahı müttefik devletlerin donanmaları bütün gücü ile taarruza geçtiler. İngilizler zaferden o kadar emindiler ki Churcill, taarruz başlar başlamaz İngiltere başbakanına zafer müjdesini veriyordu. Fakat hiç de planda olmayan şeyler yaşanmaya başladı. Düşmanın devasa zırhlılarının bir kısmı mayınlara çarparak, bir kısmı da Mehmetçik’in külüstür denebilecek toplarının ateşi sonucu isabet alarak ya batıyor, ya da arızalı bir şekilde kaçıyordu. Hâlbuki taarruzdan önce deniz, gözetleme uçakları ile taranmış ve temiz olduğu rapor edilmişti. Bu uçaklardan deniz yüzeyinin 5.5 metre altındaki mayınlar bile kolayca görülebiliyordu. O günün akşamında başta İngilizler olmak üzere bütün müttefik kuvvetler şok olmuşlardı. Gözetleme uçağında bulunan ve denizin temiz olduğunu rapor eden binbaşıyı kurşuna dizmişlerdi. Çünkü onlar mayınların esrarlı hikâyesini bilememişler, faturayı binbaşıya çıkarmışlardı. Bu esrar, Nusret Mayın Gemisi’nin “ilahî nusret” (Allah’ın yardım) ile teyit edilmesiydi...  (Muzeffer Taşyürek’in “Son Nefes Çanakkale” isimli eserinden alınmıştır.)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kasadar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?