Sözünü Tutan Bir Yiğit: Şevket Kazan

Yeni nesil ne iş yapıyorsa; iyi ya da kötü, doğru ya da yanlış, faydalı ya da zararlı, adilane ya da zalimane olarak önceki kuşaklardan aldığı miras üzerine inşa eder. Önceki neslin aksaklıkları ya da güzellikleri yeni neslin davranışlarında neşet eder. Bu sebeple Müslümanlar evlatlarına iyi örnekleri sunmak zorundadır. Çocuklarına, gençlerine kendi önderlerini, önderlerinin yaptıklarını aktarmak büyüklerin üzerine vazifesidir. Bize güzel örnek olanlara vefa gereği de bunu yapmak gerekmektedir.

Şevket Kazan’ı aklım erdiğinde ilk dinlediğim zaman Bolu İmam Hatip Lisesi’nde okurken siyasi yasaklı olduğu dönem olan 2002 senesiydi. Siyasi yasaklı olmasına rağmen ülkesi ve ümmet için çalışmadan geri durmuyor, sivil toplum örgütlerinin düzenlediği programlarda “adalet, hak arama” üzerine konferanslar verirdi. Şevket Kazan o gün konuşmasında başörtüsü zulmünü anlattığı kendi yazmış olduğu şiiri okumuştu. Şevket hocamı dinlerken o muydu başörtüsü mağduru yoksa ben miydim karar verememiştim. Öyle bir yürekten okuyordu ki, hiçbir başörtüsünden mağdur olmuş kişi şiiri o duyguda okuyamazdı. O gün bir daha anlamıştım ortada bir dert varsa bu derdi her gönül ehli, her sorumluluk sahibi Müslüman ve her insanlıktan nasibini almış kişi o dert kendi derdiymiş gibi dertlenirmiş. Ama Şevket hocam şiiri okurken öyle bir durumdaydı ki, o dertleri bedenin bütün hücrelerine yerleştirmişti, adeta hücrelerinin bir yapı taşı haline getirmişti.

Fakat Şevket hoca diğer başörtüsü savunucularından başka bir şey daha yapmıştı o gün. Bir sorunla, bir meseleyle karşılaşıldığında illa siyasi alanda değil sivil alanda da hak arama çalışmaları yapılabileceğini, yedi kişi bir araya gelip bir dernek kurabileceğini, bu dernek faaliyetleri sahasında hem hakların aranacağını hem kamunun dikkatinin çekilebileceğini ifade etmişti. Bu iki yıldır başörtüsü mağduriyeti yaşayan birinin karşılaştığı farklı bir teklifti. O senelerde, başörtüsü imam hatiplerde dahi yasaklandığı zamanlarda, dönemin hocaları, önderleri biz öğrencilerine ya başörtülerimizi çıkarmamızı ya başka illere giderek lise tahsilimizi tamamlamamızı ya da eve gidip oturmamızı tavsiye edip, bırakmışlardı. Belki yapabilecekleri o kadardı ama Şevket hoca bize o günkü konferansta bu mücadelenin başka alanına işaret etmişti.

O konferansta Şevket hocamdan öğrendiğim bir hak arama mevzubahis olduğunda farklı alanları vardır ve orada da çalışmalar yapılmalıdır, oldu. Hele de hak davayı savunuyorsan yoluna devam etmelisin. Şevket hocanın hayatı da zaten böyle bir mücadele örneğiydi biz gençler için.

Daha sonra Şevket hocayla Eskişehir’de kesişti yolumuz. Bir ara Eskişehir Saadet Partisi il sorumlusuydu. Her ay teşkilatta yapılan çalışmaların raporlarının sunulduğu toplantıya Şevket hoca bazı aylar eşiyle birlikte katılırdı. Teşkilata, mensupları olarak o gelişlerinde Şevket hocanın eşine gösterdiği hürmetin şahitleri oluyorduk. Yıllardır kürsülerde anlatılan Hz. Peygamber Efendimizin eşlerine muamelesinin örneğini görüyorduk. Şevket hocamın eşinin fikrini sorması, programını sorması, ara ara eşine yaptığı latifeleri görmek bir Müslüman ailede iletişimin nasıl olması gerektiğine dair bir fikir oluşturuyordu. Kürsülerde zalimlere karşı kükreyen Şevket hocanın eşinin karşısındaki munisliği bir Müslüman’ın nerede, nasıl davranması gerektiğinin güzel misaliydi.

Son katıldığı toplantılarda muhakkak Ahzab Suresi 23. ayet-i kerimeyi okuyordu: “Müminlerden öyle er kişiler vardır ki, Allah’a verdikleri sözü yerine getirdiler. Onlardan bir kısmı adağını yerine getirdi (canını verdi) kimi de (Allah için canını vermeyi) beklemektedir. (Özlerini ve sözlerini) hiç değiştirmediler.” Bu ayeti okuyuşunda hissediyorduk ki ayette geçen “sözünü tutan yiğitlerden” olmak arzusuydu.

Şevket Kazan sadıklardan olarak bu âlemden gerçek âleme göç etti. Bize de sonraki nesillere gösterebileceğimiz bir güzel örnek bıraktı. Yaşamında hak davadaki duruşuyla, Erbakan Hoca’mıza arkadaşlığıyla, parti teşkilatlarındaki koşuşturmasıyla, Meclis kürsüsünde bir şair hassasiyetiyle konuşmalarıyla yeni nesil istediği özelliğini kendine rehber edineceği bir önder oldu. Toplumda olumsuz davranışlar sergileyen, gençlere kötü örnek olan kişileri dilimize pelesenk yapmak yerine iyi insanları, güzel davranışları olanları, hakkaniyetli davası olanları analım ki, gençler meselenin özünü öğrensinler. Şevket hocamıza ve davamızda emeği geçen güzel büyüklerimize bin rahmetle…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Elif Örs - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?