Reklamı Kapat

İçsel yalnızlık

Yalnızlığın ihtiyaç haline geldiği anlar olur. Böyle durumlarda kısa süreliğine de olsa kendimize vakit ayırıp iç sesimize kulak verebilir ve çocuklukta sorduğumuz “ben kimim” sorusunu yeniden sorabiliriz. Bu bir ihtiyaçtır, patolojik bir yalnızlık değildir.

Büyük adamların dertleri de büyük olur derler, toplumlara yön veren önemli şahsiyetlerin hayatlarının bazı dönemlerinde yalnızlığa çekilerek düşünmeye ve olayların muhakemesini yapmaya ihtiyaç duydukları anlar olmuştur ki, bu gayet anlaşılabilir bir durumdur. Kişinin arkadaşları, eşi, çocukları ve sosyal bir ortamının olmasına rağmen kendini yalnız hissetmesi ve bu duygudan bir türlü kurtulamaması ise hayatın doğal akışıyla ve insanın tabiatıyla uyumlu değildir. Görünürde kişinin zengin bir çevresi vardır ve fiziki anlamda yalnız değildir fakat iç dünyasında dört tarafı duvarlarla örülmüş bir mahzende yaşamaktadır. Issız, sessiz ve tekdüze bir mahzendir bu…

İç dünyada yaşanan yalnızlaşma buz dağının altında akan bir su gibidir. Görünürde her şey normaldir, kişi arkadaşlarıyla sohbet etmekte ve işler yolundaymış gibi bir görüntü çizmektedir. Fakat buz dağının arkasında yalnızlığa açılan koskoca bir hüzün dalgası vardır ki, kişi arka tarafta bu dalgalarla boğuşmaktadır.

Eğer aynı ortamda yaşadığınız insanlarla müşterek noktalarda buluşamıyorsanız, paylaşabileceğiniz ortak değerleriniz, ortak sevinç ve neşeniz ve birbirinizi besleyecek alışverişleriniz yoksa hareket eden nesnelere dönüşür ve kalabalıklar içinde yalnızlaşırsınız.

İnsan ekonomik ve sosyal anlamda hangi imkânlara sahip olursa olsun şu üç şeye kuvvetle ihtiyaç duyar: Takdir, onay ve sevgi… Bu ihtiyaçlar insanidir, doğaldır ve karşılanmadığı durumlarda ise kişi etrafında ne kadar insan olursa olsun kendini güvende hissetmez ve yalnızlaşır.

İnsanın iç dünyası uçsuz bucaksız bir okyanus gibidir ki, olayların gölgesi, kişilerin bıraktığı izler, kabuk bağlamış hüzünler, ayrılıklar, küllenmiş sevgiler, hatıralar bu okyanusun derinliklerinde yaşamaktadır. Sonsuzluğa doğru akan bu okyanusun kıyıya vurduğu iki dönem vardır. Birincisi ferdin çocukluk çağından çıkıp, erişkinler dünyasına katıldığı ergenlik dönemidir. Bu dönem genç birey kendini dilini bilmediği bir ülkede hisseder ve erişkinlerin dünyasına uyum sağlayabilmek için büyük çaba gösterir. Çocukluk tarihi sona ermiştir fakat o erişkin dünyasına pek de adapte olamamıştır. Bu sancılı süreçte genç kendini yalnız hisseder ve iç dünyasında oluşan bu karmaşayı çözmeye çalışır. İkincisi yaşlılık dönemidir ki, bu dönem kişi akranlarının, arkadaşlarının büyük çoğunluğunu kaybetmiştir, çocukları ile de ortak noktaları pek kalmamıştır. Kayıplar vardır, ölümler, yıkımlar, mesafeler her ne kadar onu yalnızlaştırmış olsa da iç dünyada konaklayan gölgeler her fırsatta ortaya çıkmaktadır. Dalgalar kıyıya vurdukça derinlerde gizli kalan sevgiler, umuda durmuş tomurcuklar, özgürlüğe uçan güvercinler ve hayat denen gizemli gemi suyun yüzeyine çıkmakta ve duygusal dalgalanmalara neden olmaktadır.

Yalnızlıkla akrabalığımız çok eskilere dayanır. Nitekim yaşamın ilk yıllarında karanlıktan, yalnızlıktan ve tanımadığımız nesnelerden korkarız ve anne-babanın gölgesine kaçar, burada kendimizi güvende hissederiz. Sonraları ise kendi kaynaklarımızı geliştirir ve bizi hiçbir zaman terk etmeyecek bir Yaratıcı’mızın olduğunun bilincine varır ve kendimizi güvende hissederiz. Allah’ın bize şahdamarlarımızdan daha yakın olduğunun bilincine varmışsak hangi korku, hangi yalnızlık, hangi boşluk bizi etkileyebilir ki? Allah var ye’s yok, Allah var endişe yok, Allah var karamsarlığa yer yok…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder

# İnsan

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Nurettin Gedikoğlu - Kardeşim insanlar bazı içsel bir yolculuğa çıkıp kendisini sorgulamalı : ne yapıyorum ne yapmalıyım, yanlızmıyım yoksa toplumlamıyım iyimi yapıyorum kötümü ve vicdanen müsterihmiyim

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 11 Mart 12:34


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?