Reklamı Kapat

İşgalci, sürgüne de hazırdır

İnsanları değerlendirirken, onların söylediklerine dikkat edildiği gibi asıl yaptıklarına önem verilir.

Yalan mı söyler doğru mu?

Sözünde durur  mu?

Güvenilir mi?

Doğru mu eğri mi?

Doğru ama dostlarının çıkarları için eğrilir mi?

Dost olsun, düşman olsun hakkın ve haklının yanında mı olur?

Gibi kriterlerimiz vardır.

Siyonistler için bu türden soruların hiçbir önemi yoktur.

Birleşmiş Milletler’de 1948’den bu güne kadar iki yüzün üzerinde alınan kararların hiç birine uymamışlardır.

Binin üzerinde kınama yemişler ama hiçbir kötülükten geri adım atmamışlardır.

Bu Siyonistler, 200 devletin hiçbirinin menfaati için çalışmadığı gibi bütün bu ülkelerin altın, gümüş, dolar, euro, yeraltı-yerüstü bütün servetlerini tırtıklamanın yollarını gözetlemeye devam ediyorlar. Bir adam, kendisini yaratan, yaşatan ve trilyonlarca hücresinin ihtiyacı olan hava ve gıdayı her salisede veren Rabbinin  sözünü tutmazsa insanların veya milletlerin sözünü neden tutsun. Tevrat’ta on emirden biri olan, “Öldürmeyeceksin” diyor, tutmuyor, 365 gün çocuk, yaşlı demeden öldürmeye devam ediyor.

Tevrat’ın, “Çalmayacaksın” yasağına uymuyor ve çağdaş para dalavereleri ile dünya insanının cebindeki parasının alım gücünü her saniye azaltıyor.

Kur’an-ı Kerim’de kendilerini Firavun’un işkencelerinden, zulmünden, katliamından kurtaran Musa aleyhisselama bile karşı geldiklerini haber veriyor:

“Ey kavmim, Allah’ın sizin için yazdığı mukaddes yere girin, sırtınızı dönüp kaçmayın, yoksa zarara uğrayanlara dönersiniz, demişti.

Dediler ki: ‘Ey Musa, orada zorba bir kavim vardır. Onlar oradan çıkmadıkça biz oraya katiyen girmeyiz. Eğer onlar oradan çıkarlarsa, biz gireriz.’

Allah’ın kendilerine nimetini verdiği, Allah’tan korkan iki er kişi şöyle dediler: ‘Onların üzerine kapıdan giriniz. Oraya girince de siz muhakkak galip geleceksiniz. Eğer iman ediyorsanız, yalnız Allah’a tevekkül ediniz.’

Musa’nın kavmi: ‘Ey Musa, onlar orada kaldıkça biz oraya hiçbir zaman girmeyiz. Sen ve Rabbin gidiniz ve onlarla harp ediniz. Biz burada oturacağız’ demişlerdi.

Musa: ‘Rabbim, ben kendim ve kardeşimden başkasına sahip değilim. Bizimle fasık kavim arasını ayır’ dedi.

Allah buyurdu: O mukaddes topraklar, onlara kırk yıl haram kılınmıştır. Onlar Tih Çölü’nde şaşkın şaşkın dolaşacaklardır. Fasık kavim için üzülme” (Maide süresi, ayet: 5/22-26).

İlk İsrail devletini kurduklarında o günün başbakanı, “İki bin yıllık hasretimiz bitti” derken iki bin yıldır sığındıkları ülkelerde yaptıkları kötülükler nedeniyle sürüldüklerinin de itirafıydı.

İnternette toplayabildiğim sürgün kronolojisi:

Milattan önce 721 tarihinde Asurîler zamanında tamamı yok edilmesi için öldürülmüşler.

Milattan önce 586 yılında Buhtunnasır, “Yeryüzünde Yahudi bırakmayın” emrini verir. Gizlenmeyi başaranlarla yeniden ürerler.

Milattan önce 203’te Suriye’de yeniden kılıçtan geçirilirler.

Milattan sonra 70 yılında Romalılar tarafından Kudüs istila edilir. Romalı komutan Titus, Kudüs’ün yakılıp Yahudilerin kılıçtan geçirilmesini emreder.

Yeniden derlenip toplanırlar ve yeniden isyana kalkınca 135 yılında Romalılar tarafından beş yüz bin Yahudi öldürülür.

Sevgili Peygamberimiz, Medine’ye hicret ettiğinde Yahudilere güvenlik sözleşmesi yapmasına, canlarını korumaya karar vermesine rağmen Yahudiler, Mekkeli müşriklerle, Medineli münafıklarla beraber hareket etmeleri ve Peygamberimizi öldürmeye teşebbüs etmeleri nedeniyle Beni Nadır Yahudileri kuşatılmış ve sonunda Medine’den sürülmeye razı olmuşlar.

Yahudiler sürgün edilirlerken Sevgili Peygamberimiz ashabına, “Yahudilere borcu olanlar borçlarını ödesinler” buyurmuş. Her üç kişiye bir deve verilmesini, canlarına zarar verilmemesini, Şam’a kadar güven içinde gitmelerini sağlamış.

Hazreti Ömer zamanında onların yaptıkları haddi aşınca bir tek Yahudi kalmamak kaydıyla Suriye taraflarına sürgün edilirler.

1290 yılında İngiltere’de birçok Yahudi, idam edildikten sonra geri kalanları sürgün edilirler.

1306’da Fransa’dan,

1370’de Belçika’dan sürülürler.

1380’de Çekoslovakya’dan sınır dışı edilirler.

1394’te geri gelen Yahudiler tekrar sürgün edilirler.

1420’de Macaristan’da bir tek Yahudi kalmamak üzere sürülürler.

1444 yılında Hollanda’dan çıkarılırlar.

1492’de İspanya’dan sürülürler.

1510 yılında Rusya’dan çıkarılırlar.

1540 senesinde İtalya’da sürgün edilirler.

1551’de Almanya’da sınır dışı edilirler.

1562’de Çekoslovakya’ya geri gelenler tekrar kovulurlar.

1582’de yine gizlice Fransa’ya sızanlar tekrar ülkeden çıkarılırlar.

1744 yılında Çekoslovakya’ya gizlice girenler yeniden sürgün edilirler.

1919’da Ukrayna’dan çıkarılırlar.

“Yahudi sorununun nihai çözümü”nü Alman Nazileri beş milyon Yahudi’yi öldürmede görürler.

Yukarıda tarih ve adını verdiğim devletlerde içişleri bakanlıkları önce adres tespiti yapmış, maliye bakanlıkları çeşitli dalaverelerle mallarına el koymuş, Hıristiyanlarla ortak oldukları şirketler, Yahudileri şirketten kovmuş, işten çıkarmış beş milyonu öldürüldükten sonra arta kalanları Filistin’e sürgün etmişler.

Şu anda başta Amerika olmak üzere Avrupa ülkeleri ve diğer bütün ülkeler, kendi ülkelerinde olan Yahudileri, ülkeden çıkarıp İsrail’e göndermek için özendirici kararlar alırlar.

1900 yılından itibaren İngiltere ve Avrupa Siyonistleri bağırsaklarından uzaklaştırmak için gemilerle ülkelerinize taşıyıvereceğiz ve üstelik size altın vereceğiz diyerek Filistin’i işgale yardım ettiler.

Filistin’de Osmanlı kiminle savaştı ve savaştan sonra kimi yerleştirdi?

Sevmediği Siyonistleri neden oraya yerleştirir?

Siyonistlerin tilki kurnazlığından başka hiçbir güçlerinin olmadığını bilirler.

Dünyanın en eski milleti olmalarına rağmen en azı olmaları siyaset bilmediklerinin işareti olduğunu da bilirler.

Ama İslam âleminin başına bela olsunlar diye yerleştirdiler ve dünyaya yeniden dağılmasınlar diye de para ve silah desteği vermeye devam ediyorlar.

Yani Batı’nın bekçiliğini yapıyorlar.

Joe Biden’in ilk aldığı kararlardan biri de İsrailli milyarder işadamı Dan Gertler için Trump’ın aldığı olumlu kararları askıya almış ve Amerikalı işadamları ile iş yapmasını kısıtlama kararı almış.

Batılılara göre, işgalci İsrail ne olsun, ne ölsün, Müslümanların başına bela olarak kalsın mantığı işliyor.

Biz, “çıkmadık canda umut vardır” der, ölmelerini değil, Müslüman olmalarını istiyoruz.

Eğer Müslüman olmazlar ve yalnız Müslümanları değil, Yahudi olmayan herkesi “sağmal inek” gibi görmeye devam ederlerse sürgünleri yakın demektir.

Biz, bu gündüz ve akşam yazımda rakamlarını verdiğim Maide süresindeki ayetlerle İsra süresinin birinci sayfasını, eğer zamanınız varsa Necm süresinin baş sayfasını evinizdeki bir tefsirden okuyuverin.

Bugün (dün) 09.03.2021. Çarşamba’yı Perşembe’ye bağlayan gece, Miraç Gecesi’dir.

Miraç Geceniz hayırlara vesile olsun.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?