Reklamı Kapat

Usta, Pardon!

Ne çıkar, bahtımızda ayrılık varsa yarın, / Sanma ki hikâyesi şu titreyen dalların, / Düşen yaprakla biter. / Böyle bir kara sevda kara toprakla biter.

Birkaç gündür dilime dolanmıştı bu şarkı, bir başka usta dediğimiz sanatçı Haluk Bilginer’den dinlemiştim. Tabi kiZeki Müren’den dinlerken de uzun uzuunn gözlerim anılara dalıp gitmişti.

Sosyal medyadan beni takip edenler de bilirler, dilime dolanan böyle nadide güzel şarkıların güftelerini bazen oralarda paylaşırım. Şarkısını da paylaşırım. Bu şarkıları seven herkesin sözlerini bilsin ve o şarkıya bilinçli bir şekilde eşlik etmesini isterim.

Geçen akşam uyku tutmamıştı. Dön o yana, dön bu yana. İçimde bir sıkıntı vardı. Hayır olsun inşallah dedik.

Hisler, sıkıntılar ve hayırlar usta sanatçı Rasim Öztekin’e imiş meğer! İyi ve de sıkı bir Galatasaraylıydı. Hani ünlülere magazin sorusu olarak sorulduğunda verilen cevap kadar değil, tribünden ve de yürekten Galatasaraylıydı. Ezeli rakip taraftarları, kulüp yöneticileri, başkanları, sporcuları ve de teknik ekipleri bile sever sayardı. Büyük camialarda azdır böyle birleştirici, uzlaştırıcı “çimento” dediğimiz insanlar, Rasim baba da onlardan biriydi. Kendisiyle uzun sohbetlerimiz yoktu. Tribünlerde karşılaşır selam verirdik. Bazen uzaktan göz göze gelir, kafamızı eğer ellerimizi kalbimize götürürdük. Hani kalpten kalbe giden bir yol vardır ya, bizimkisi de öyle bir şeydi yani!

Hem Rasim babayı tanımak ve sevmek için birebir diyaloga girmeye ne gerek vardı. Seksenler dizisinin “icat çıkarmayın yahu” diyen Fehmi babasını ben babama benzetirdim. Çünkü o lafın aynısını babam da kullanırdı. Hep babamı hatırlardım. Tabii o cümleyi ipe sapa gelmez, saçma sapan işler için söylemişti. Yoksa Seksenler’in Fehmi babası da benim babam da ileri görüşlü, geleneklerine ve dinine bağlı, yeniliklere ve icatlara açık, mahallenin sevilen ve sayılan insanlarıydı. Seksenler’i iliklerine kadar yaşayan biri olarak Seksenler dizisini oynamak onun için zor değildi.

Onu, ben ilk Ferhan Şensoy ile birlikte Adnan Pazarlama, Şey Bey skeçlerinde TRT’de izlemiştim. Rasim Öztekin için tiyatrodan sinemaya uyarlanan Pardon filmi ise tam bir başyapıt, tam bir zirveydi. Defalarca izlemiştim. Hemen hemen tüm replikleri ezberlemiştim. Hatta ezberlemiştik. Gençler ve eski dostlarla bir araya geldiğimizde karşılıklı âşık ozanlar gibi atışırdık. Sinop Cezaevi’ni gezdiğimizde onların kulaklarını epey çınlatmıştık. “Dolaaar”, “siz yemeyecek misiniz” ve “hâkim çok babacan bir adamdı” gibi. Pardon’unMuzo’suydu. Ferhan Şensoy ise İbrahim’iydi. Unutulmaz karakol sahnesi. “Muzo: -Ben bu adamı tanımıyorum. Tezgâh açmayın bana. Yarın bankada işim var benim. İbrahim: -Sen beni nerden tanımıyorsun Muzo?”

Kısacası Rasim Öztekin’i sevmek ve anlamak için “nereden tanımıyorsun”a hiç gerek yok. O her evin, her ailenin bir ferdi gibiydi. O her mahallenin Fehmi babasıydı. Allah rahmet eylesin. Mekânı cennet olsun. Ailesine Allah sabırlar versin. Sanat ve spor camiasının başı sağ olsun.

Ne titreyen dalların hikâyesi düşen yaprakla biter, ne de Rasim babanın aile, tiyatro, sinema, televizyon ve de Galatasaray sevgisi kara toprakla biter.

Unutulmaz anılar, eserler bırakmıştır. İyi bir usta sanatçı olarak hatırlanacaktır.

Şu anda zirvede yalnız kalan İstanbul’un 3 ezeli rakiplerine şöyle bir önerim var. Camialarda bu tarz herkes tarafından sevilen insanlar giderek azalıyor. Gelin Rasim Öztekin’in anısına ölüm tarihini milat olarak seçin ve oturun tüm eteklerinizdeki taşları dökerek anlaşın. Böyle çimento isimleri de anarak 45’er dakikalık bir günde bitecek bir turnuva düzenleyin. Ben artık Türkiye’min saha ve salonlarına barış ve huzur gelsin istiyorum.

Ben, Erol Bulut’a Fenerbahçe’yi çalıştırdığını ve F. Bahçe’nin bir İstanbul takımı olduğu esprisiyle birlikte Anadolu’da oynadığı gibi Saraçoğlu’nda da kazanması gerektiğinin hatırlatılmasını yazmak isterim. Fatih Terim’e Falcao’nun harika bir golle dönüş yaptığını, Mustafa ile birlikte yıllar önce olduğu gibi oynatabileceğini belirtmek isterim. Sergen Yalçın’a, farkındaysa Aboubakar (Ebubekir yazınca anlaşılmıyor imiş), Atiba ve Ghezzal üçlüsünün Kartal’ı şampiyonluğa doğru uçurduğunu söylemek isterim. Abdullah Avcı’ya Trabzonspor ile iyi başladığı yolculuğunu keyifli bitirmesini ifade etmek isterim.

Usta… Pardon yani!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hamit Dizman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?