Reklamı Kapat

Şiddet sarmalı

Her uyandığımız yeni günden utanır olduk. Düne kadar gazetelerin üçüncü sayfa haberi diye bilinen ne kadar olay varsa, her birisi manşetlerin ve gündemin merkezine oturdu. Cinayet, şiddet, tecavüz haberleri öylesine sıradanlaştı ki, bazen, ‘kanıksıyor muyuz acaba’ diye kendi kendimize sormadan edemiyoruz. Çünkü kanıksamak başkalaşıma payanda olmaktır. Kanıksamak tepkisizliği beraberinde getirir. Olanlardan etkilenmemek duyguların dejenerasyonunu doğurur. İşte bu açılardan kanıksamak tam bir bitiş demektir.

Sokak ortasında küçücük çocuğunun yanında eşine saldıran mı dersiniz. Fotoğrafına baktığımda anneannemi gördüm zannına kapıldığım 92 yaşındaki kadına tecavüz edip, katleden mi dersiniz. Allah aşkına nereye gidiyoruz? Merhamet denilen duygu ne zaman kalktı bu toplumda fertlerin üzerinden?

Dün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü idi. Bu vesile ile bir kere daha şiddete uğrayan, katledilen kadınlar gündem oldu. Yapılan açıklamalar bu konuda herkesin dert yandığının delilleriydi. Ancak gel gör ki, bu türden olaylar her geçen gün birer istisna olmaktan çıkıyor. Ne eğitim seviyesi, ne gelişmişlik düzeyi, ne de başka bir kriter bu noktada belirleyici olmuyor artık. Toplumsal bir cinnet durumuna doğru hızla sürükleniyoruz. Bu cümleleri kurarken endişe ettiğimi de söylemeliyim. Acaba kötülüklerin çoğalmasına bu ifadelerle destek vermiş olur muyum sorusunu kendime de sordum. Ancak her şeyi olduğu gibi bu türden olayları da ideolojilerin tahkim edilmiş duvarlarının arkasından değerlendirilmesine olan itirazımı başka şekilde ifade edecek yolları da bulamadım.

Katilin kolunda şu emare var, o zaman bu işareti taşıyan herkes tecavüzcüdür, katildir diyenlerin insafsız ve izansız toptancılığının yanında, ‘bu işareti taşıyor olabilir ama bizden değildir’ diyenlerin bu sorunları doğru bir zeminde tartışma imkânı var mı? Yaşananların partiler üstü, ideolojiler üstü bir toplumsal travma olduğunu anlamadan, görmeden nasıl olacak da çözüm yollarını birlikte bulabileceğiz?

Bakınız bu gidişin sonu bunalımdır. Ayağa kalkacak bir suçlu aranıyorsa, bu sen, ben, o yani herkestir. Kadına şiddet, erkeğe şiddet, hayvana şiddet, çevreye şiddet, hatta kendi kendine şiddet haberlerinin sıradanlaştığı bir toplumda, iç barış, huzur ve güvenlikten söz edilemez.

“Eğitim şart” diye klişeleşmiş ifadeyi alay konusu olarak kullanmaya devam ettiğimiz müddetçe başımızdan belalar eksik olmayacak. Ahlakı bu toplumun temel direnç noktası kabul etmediğimiz takdirde bu kahredici olaylar gündemden hiç düşmeyecek. Bu bir şiddet sarmalı, bu bir kısırdöngüdür. Bu döngünün dışına çıkmak için önce durup düşünmek lazım. Biz nerelerde hata yapıyoruz sorusuna önyargısız cevaplar aramak lazım. Acıyla yaşamak ve acıya, kötülüklere alışmak aslında taban tabana zıt kavramlardır. Bu şiddet sarmalından çıkış mümkün. Yeter ki sorunları kişiselleştirmeyelim ve muhatabın bizler olduğunu bilerek hareket edelim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kaya - Mesaj Gönder

# mart

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?