Aşk, Azim ve Adanmışlık: Prof. Dr. Necmettin Erbakan

20. asır, İslam dünyası ve insanlık için tarihin en çetin imtihanlarının yaşandığı süreçlerden birisi olarak geçti. İslam toplumlarında 18. yüzyıldan itibaren iyice etkisini artıran ekonomik, sosyal ve itikadi sarsıntılar, 20. yüzyılda Müslümanların harp sahasında, ekonomik alanda yenilgiye uğraması ile birlikte İslam dünyasının başsız kalması ile sonuçlandı. Her ne kadar bir kısım Müslüman aydınlar hilafet makamının 20. yüzyılda işlevinin kalmadığını iddia etse de, hilafetin kaldırılması ile Müslümanların başsız kalması sahada alınan yenilginin psikolojik etkisinin çok daha yüksek olmasına neden oldu. Daha önce de defalarca sahada mağlup olan, ancak özüne ve inancına sarılarak tekrar ayağa kalkmak suretiyle hakkın hâkim olma mücadelesini veren ümmet, kendisine doğru yön verecek bir iradenin olmamasının etkisi ile içinde bulunduğu geri kalmışlık hali ve yenilgi psikolojisinden kurtulmak için yanlış reçetelere yönlendirildi. Bütün İslam dünyası sözde aydınlar tarafından sunulan Batılılaşma akımına maruz kalırken, özden giderek uzaklaşmayı getiren Batılılaşma süreci ilerleme ve kurtuluş bir yana, ümmetin daha da mahkûm ve geri kalması sonucunu doğurdu. Müslümanlar derin bir düşünce ve yaşam biçimi krizi yaşarken oluşan boşlukta, insanlığı sömürmek için tasarlanan yenidünya düzeni kuruldu.

Bu süreçte ümmetin gidişatını değiştirerek yeniden ayağa kalkmasını hedefleyen, idealleri ve mücadeleleri ile umut olan İslami hareketler de ortaya çıktı. Bu İslami hareketlerin en büyük ve etkili olanları 1941 yılında İngiliz hâkimiyetindeki Hindistan’da İslami uyanışı başlatmak için yola çıkan Cemaat-i İslami hareketi ve 1928 yılında Mısır’da üstat Hasan El Benna tarafından kurulan İhvan-ı Müslimin hareketiydi. Bu iki İslami hareket de İslam dünyasında yeniden öze dönerek mücadele etme azmini artırıcı etkili fikri etkiler oluşturdu. Ancak dünyanın dört bir yanında yaşayan ümmet için, tüm yeryüzünde aynı hedef ve ideal birliğini sağlayacak ve yeniden İslami uyanışa istikamet çizecek liderliğe ihtiyaç vardı. İhtiyaç duyulan lider, ümmetin birliği, ortak mücadelesi, ideali ve ideale ulaşmak için verilecek mücadeleye ilişkin yolu, yöntemi belirleyebilecek fikri derinliğe sahip olmakla birlikte, mücadeleyi tüm yerküreye yayarak her koşulda devam ettirecek bir mücadele adamı olmalıydı. Aranan niteliklere sahip olan lider, ümmetin başsızlığa mahkûm edildiği topraklardan çıktı. Tüm beklenti ve ihtiyaçlara cevap verebilecek niteliklere sahip, vereceği mücadele için manevi açıdan hazırlanmış, ufkuna bütün insanlığın kurtuluşunu tesis edecek “hakkın ve adaletin hâkim olduğu Yeni Bir Dünya” kurmayı sığdırmış bir adam; Prof. Dr. Necmettin Erbakan, ümmetin önünde zor ve meşakkatli bir mücadele yolunda yürümeye başladı.

Yeryüzünün dört bir yanında yenilgi psikolojisi ile emanetin gereğini yerine getiremeyecek haldeki Müslümanları, aynı inanç ve ideal uğruna ayağa kaldıracak bir çağrı yaptı. Bu çağrı, büyük mücadele süreçleri bakımından kısa sayılabilecek bir süreçte dünyanın dört bir yanında karşılık buldu. Tüm dünyada şuurlu Müslüman aydınlar, partiler ve hareketlerin gündemine İslam birliği ve yeni bir dünya hedefini sokmayı başardı. Patani’de, Arakan’da, Moro’da Bosna’da… Kısaca yeryüzünde nerede Müslümanların verdiği bir mücadele varsa orada, Erbakan adı ve etkisi duyuldu. Kudüs davasını İslam ümmetinin ortak davası olarak tüm ümmetin kalbine yerleştirmek de ona nasip oldu, 100 yıl içerisinde İslam’ı yeryüzünden silme hedefinin konulduğu Siyonist Kongre’nin yapıldığı salonda, 100 yıl sonra Avrupa İslam Birliği Kongresi’ni toplayarak, o menfur hedefi koyanlara İslam’ı asla bitiremeyeceklerinin mesajını vermek de…

Zor bir yolu yürüdüğünü biliyordu. Ama sabır, sebat, adanmışlık ve mutlak irade sahibine tam bir teslimiyet sahibi örnek bir mücadele adamıydı. Karşılaştığı hiçbir engel, müdahale, tehdit veya teklif ona yolunda bir anlık duraksama dahi yaşatmadı. Kürsülerde vaaz eden hocaların anlattığı Kur’an kıssalarının hayatımıza ve mücadelemize rehberlik etmek için örnek olarak indirildiğini bizzat mücadelesindeki duruşu ile hepimize öğretti. Yaşadığımız asırda bir Müslüman nasıl yaşamalı diye sorulsa, en doğru cevap olarak, “Erbakan gibi yaşamalı” dedirtecek bir ömür sürdü. Örnek mücadelesine şahitlik edenler tarafından, “Mücahit Erbakan”, “Gamzesine Kudüs konduran sevgili”, “Şefkatin başbakanı”, “Efsane başbakan”, “Baharı başlatan çiçek”… Daha nice unvanlarla anıldı. Tüm bu unvanların tamamının altını sonuna kadar doldurarak, “Hayat iman ve cihattır” sözünün gereğince son nefesine kadar mücadele etti. Asrı değiştiren bir ömrün sonunda, böyle bir hayata böyle bir ölüm yakışır dedirtircesine, görevinin başında, hayatı boyunca olduğu gibi mücadelesinin içinde, kendisine karşı yapılan ve 1000 yıl süreceği söylenen ihanetin yıldönümüne bir gün kala, kıyamete kadar sürecek bir iz bırakarak emaneti teslim etti. Tüm dünyadan Müslüman toplumların temsilcilerinin katılımı ile benzeri görülmemiş mahşeri bir kalabalığın cehdine, sebatına, geride bıraktığı silinmez izlere şehadet ettiği bir cenaze namazı ile emanetin sahibine uğurlandı.

Bütün ömrünü adadığı, nasıl gerçekleştirileceğine dair en ince ayrıntıları dahi belirlediği, ümmetin zihnine nakış nakış işlediği, gerçekleştirileceğine dair sarsılmaz bir imana sahip olduğu ideallerin gerçekleştirilmesini yolundan gidenlere, sevdasını kuşananlara miras bırakarak gitti. Bu nedenledir ki; Erbakan Hoca’mızın yolundan gitmek, çizdiği ufku idrak edecek birikim sahibi olmayı, koyduğu hedefleri gerçekleştirmek için tıpkı onun gibi aşkla mücadele edebilmeyi, davanın menziline ulaşacağına dair sarsılmaz bir iman sahibi olmayı gerektiren bir meydan okumadır.

Rabbimiz, bize bıraktığı ideallerin varisi olmayı, mirasına sahip çıkarak istikamet üzere mücadele etmeyi nasip eylesin…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muhammed Maruf - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?