Reklamı Kapat

Ülkemizde Yaşlılık Sorunu Var

Gençlerimizi suçlayanlar, onların kendi çocukları olduğunu unutan yaşlılarımızdır.

Yaşlılarımız, kendi hatalarını onlarda görünce aslında hatalara kızıyorlar.

Bu durum bile iyiye işarettir.

İslam’ın insana kazandırdığı ve gönlün günahla karşılaştığında ondan iğrenmesi, o kişinin gönlünün hâlâ İslam’a açık olduğunun alametidir.

Hani sizin önünüzde yürüyen adam, ağzındaki tükürüğü yere attığında siz onu ayıplıyorsunuz ya, işte o anda siz kendinizin de öyle yaptığında arkadan gelen adamın sizi ayıpladığını anlarsınız ve bir daha yapmazsınız.

Yaşlılarımız yanlışı kendileri yaptığında farkına varmıyor ama aynı yanlışı çocuğu yaptığında “gençleeer” demeye başlıyor.

Aydınlarımızın cehaleti bu günlerin ürettiği bir şey değil. Osmanlı’nın ürettiği İslam düşmanı ayarında bir kâfiri Cumhuriyet dönemi üretememiştir.

İslam dinini önce alaya alarak aşağılama, güldürü konusu yapma konusunda yazılan eserler 1800, 1850’li yıllarda başlayıvermiş.

1900’lü yıllarda zırvanın zirvesine ulaşmış.

Aynı dönemlerde çok güçlü İslam âlimleri, bunlara karşı mücadele etmişler ama Batı yanlısı insanlara destek daha çok olduğundan İslam âlimlerinin sesleri gürültüye boğulmuş.

Batı, askeri ve ekonomik gücüyle öne geçmeye başlayınca Batı’nın öne geçen Fransızların dilini okullarda okutma zorunluluğunu hissetmiş.

Bütün bozulmaların temelinde gençler değil yaşlılar vardır.

Yaşlıların gazına gelemeyelim. Kitapları yazanların, gazete köşelerinde her gün hepimizin beynini yıkayanların, gazetelerin haber müdürleri, Millet Meclisi’nde kanun çıkaranların yaş ortalaması ellinin üzerinde.

Mafya babalarının, uyuşturucu tacirlerinin, fuhuş bataklığını yapıp işletenlerin, hazineye hortum takanların yaş ortalaması altmışın üzerinde çıkar.

Televizyon haberlerinde bize gösterilenler, bir gramla yakalanan gençler, sokakta uzanıp yatan eroinman gençlerdir.

Bir tonu bir defada ülkeye sokanlardan bir tanesinin resmini görmedik.

Bir ton uyuşturucu alabilecek paraya sahip genç bulunmaz ülkemizde.

Rasgele bin gençle, bin yaşlı insanımıza aynı soruları sorarak İslami bilgi araştırması yapılsa gençlerimiz kazanır.

Osmanlı’nın bozulma döneminde İslam’a küfreden yazılar ve şiirler yazanlar vardı.

Günümüzde ise en katısı dolaylı konuşuyor.

Bize karşı İslam düşmanı gibi görünen biri, bir kapitalist veya sosyalist yabancı kâfirin karşısında İslam mücahidi kesiliveriyor.

“Kalbine hapsettiği, sevdiği ama sevdiğinin adını bilip tadına varmadığı, hakkında bilgi edinmediği İslam için, Kur’an için canını verecek adam çok buluruz da, onu okuyup öğrenecek insan bulmada zorlanıyoruz” diyerek kendimizin üzerinden sorumluluğu atıveriyoruz.

İstersek yol bulunur.

Bakkal, köy öğretmeninin komünist olduğunu duymuş.

Öğretmen, her gün bakkaldan ihtiyaçlarını alırken propagandasını da yaparmış.

Bakkal ekonomik dengesizliği fikrine katılır, inkârcılık fikrine katılmazmış.

İkisi iyi dost olmuşlar.

Bir gün öğretmene, “Ben okuma yazma bilmem. Şu kitabı da okumak istiyorum. Sen bana her gün okuyuversen ben de sana sayfa başına para versem, sen para sıkıntısı çekmezsin, ben cahillik karanlığından kurtulurum” der ve okuyup dinlemeye başlayıverirler.

Kitap bittiğinde, öğretmenin komünistliği biter ve birlikte başka kitapları köy odasında köylülerle akşamları okumaya başlarlar.

Yeter ki siz, karşınızdaki insana kindar gözle değil dindar gözle bakınız ve yaşlılarla gençleri  ayıt etmeden bilgilendirme tarafına gidiniz.

Hollanda’da konferans verirken bir yerinde, “Hollandalılara bakarken güçlü kuvvetli bir Hollandalı gördüğünüzde içinizden, ‘Bu adam Müslüman olsa bundan ne Hamza olur ya’ deyiniz. Cüce birini gördüğünüzde, ‘Bundan en Abdullah bin Mesud olur yaaa’ deyiniz” dedim.

Konferanstan sonra bir Türk lokantasında yemek yerken benim tam karşımda uzun boylu, güçlü kuvvetli, omzuna kadar iki kolu da dövmeli ama bize benzemeyen biri oturuyor.

Başkana, “Bu kim” dedim,

“Bu bir lisede beden eğitimi öğretmeni. Müslüman oldu, adını Ali koyduk” dedi.

Herkesin gönlüne giriş yolu ayrıdır.

Nasıl bu yolu bulacağız demeyin, yavrusunu kaybeden ananın hasretiyle yaklaşırsanız, karşı karşıya gelince yüreklerinizden çıkan dalgalar, havada karşılaşırlar, birlikte cehalet perdesini yakıp yok ederler ve dine çekilen engeller ortadan kalkar.

Rabbimiz buyurur:         

“Uğrumuzda cihat edenlere elbette yollarımızı göstereceğiz. Muhakkak Allah, ihsan (her an Allah’ın kendisini gördüğüne inanarak, iyilikle ikramını en iyi şekilde) yapanlarla beraberdir” (Ankebut süresi ayet 29/69).

Sekiz milyar insanın sekiz milyar giriş yolu vardır.

Not: Bu ayetin tefsirini Şifa Tefsiri’nden bir okuyuverin.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?