Reklamı Kapat

Yeni bir ekonomik sistem arayışına cevap olarak adil ekonomik düzen

Adil Ekonomik Düzen, 54. T.C. Hükümeti Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın bizzat başında yer alarak birkaç akademisyen ve üst düzey bürokratla birlikte altyapısını oluşturdukları bir İslam ekonomisi modelidir. Ticari kapitalizm olarak adlandırılan merkantilizm, sonrasında klasik ve neoklasik okulla temelleri atılan liberal kapitalizm ve ona alternatif olarak gösterilen, kimilerine göre ise kapitalizmden kaçanlara, tekrar kapitalizme dönünceye kadar geçici bir sığınak sunma amacıyla tasarlanmış olan sosyalizm olmak üzere iktisat dünyasında iki önemli sistem kabul görmektedir.

Kapitalizm, son dönemde bütün dünyada egemen iktisadi sistem olsa da ekonomide neden olduğu konjonktürel dalgalanmalar istikrarın en büyük düşmanı olmuş ve gelir dağılımında uçurumlar meydana getirmiştir. Onun alternatifi olarak gösterilen sosyalizm ise Doğu Bloku ülkelerinde uygulanmış fakat uzun ömürlü olmamıştır. Bunun en önemli nedeni, sosyalizm, emeği, gelir dağılımını ve eşit haklara sahip olmayı öncelemesine rağmen uygulamada hak, adalet ve özgürlük ilkelerinden uzaklaşılmaktadır. Ayrıca büyük balığın küçük balığı yutması ne kadar hak ve adaletten uzak ise eşitlik de o kadar hak ve adaletten uzaktır.

Bütün bunlardan dolayı yeni bir sistem arayışı hep gündemde olmuştur. Ancak küresel iktisadi sistem üzerinde egemen olan finans çevreleri kapitalizmden vazgeçilmesini istememektedir. Bundan dolayı özellikle klasik ve Keynesyen iktisadi düşünceler ve bu düşüncelerin farklı kombinasyonlarından meydana gelen diğer Ortodoks iktisat teorilerini bu istekleri doğrultusunda desteklemiş, diğer iktisadi düşünceleri görmezden gelmiştir. Daha detaylı düşünecek olunursa kapitalizm, mevcudiyetini devam ettirmek için klasik veya Keynesyen iktisadi düşüncelerin de bir kısmını görmezden gelmiştir. Adam Smith homoeconomicus kavramının üzerinde dururken bir yandan da özellikle davranışsal iktisada konu olan değer yargılarından bahsetmektedir. Örnek olarak rasyonalitenin empati demek olduğunu ortaya koyduğu “Ahlaki Duygular Kuramı” adlı eserinde Adam Smith, mübadelenin, karşısındakinin çıkarını düşünmek ile daha iyi hale geleceğini belirtmektedir. Ancak kapitalizm, Adam Smith’in bu düşüncelerini o gün için görmezden gelmiştir.

Kapitalizmin sahibi olan küresel finansal çevrelerin telkinleriyle iktisadi ilim, idare ve iş çevreleri nezdinde denenmiş olan sosyalizm dışında kapitalizme alternatif bir sistemin varlığı inkâr edilmektedir. Oysa İslam Peygamberi ve onun halifeleri döneminde İslam ekonomisi bir sistem olarak ortaya konmuş ve o günkü koşullara göre uygulanmıştır. Sonraki İslam devletleri dönemlerinde yine bu sistem uygulanmıştır. Bugün bazı İslam ülkelerinde yine bu sistem günün şartlarına göre yorumlanarak uygulanmaktadır. Bu durum İslam ekonomisinin bin dört yüz yıldır alternatif sistem olarak mevcudiyetini koruduğunun en açık göstergesidir. Kaldı ki iktisat ayrı bir bilim dalı olarak kabul görmeden önce Müslüman bilim adamları tarafından araştırma konusu olmuş, bugünkü Batılı bazı eserlere kaynak olmuştur (Bkz. Haldun-Laffer Curve). Ancak yukarıda belirtildiği gibi bütün bu çalışmalar ve uygulamalar hakim iktisat çevreleri tarafından görmezden gelinmiştir. Buna rağmen son dönemde İslam ekonomisi ile ilgili çalışmalar başta Türkiye olmak üzere İslam dünyasında ivme kazanmaya başlamıştır.

İslam ekonomisi ile ilgili çalışmalar genel olarak iki gruba ayrılmaktadır. Bunlardan birinci grubu İslam kaynaklarından ekonomi ile ilgili hükümleri ortaya koyan çalışmalar oluşturmaktadır. Bu çalışmalarda daha çok faiz, vergi, zekât vb. konularda Kur’an, sünnet ve icma hükümleri üzerine araştırma ve incelemeler yer almaktadır. İkinci grup çalışmalar ise İslami finans veya katılım bankacılığını ele alan çalışmalardır. Bu çalışmalar, İslam’da faizin yasak olması dolayısıyla tasarruflarını faizsiz finansal araçlarda değerlendirmek isteyen özellikle dindar Müslümanlar için kapitalist sistemde bir alternatif sunma gayesiyle kurulan katılım bankacılığı üzerine yapılan çalışmalardır. Gerçekleştirilen bu çalışmalardan ilki İslam devletleri ile sınırlı iken ikincisi bütün ülkeleri kapsamaktadır. Öyle ki Müslümanların tasarruflarını çekmek için kapitalist bankacılık sistemine dahil bazı finansal kurumlar dahi katılım bankası kurmuş veya mevduat sahipleri için sundukları finansal araçlar içerisine faizsiz finansal araç seçenekleri eklemişlerdir.

İslam ekonomisi ile ilgili istisnai olarak üçüncü grup çalışmalar bugünün dünyasında uygulanma kabiliyetine sahip yeni bir iktisadi sistem üzerinedir. Bu çalışmalardan bir kısmı yine para ve bankacılık üzerine yoğunlaşırken yapılan bir çalışma topyekûn yeni bir iktisadi sistem ortaya koyan Adil Ekonomik Düzen çalışmasıdır. Bu model başlangıçta Türkiye için tasarlanmış, sonrasında İslam dünyası ve nihayet bütün ülkeler için alternatif bir sistem olarak sunulmuştur.

Adil Ekonomik Düzen’in uygulanmasında dini vecibeler kaynak olarak alınsa da din vurgusu yapılmamaktadır. Adil Ekonomik Düzende zekât veya sadaka ifadeleri yer almamakta ancak bu ibadetler, sosyal yardımlar ve vergi sistemi için temel kaynak olarak alınmıştır. Adil Ekonomik Düzen meydana getirilirken faizsiz bankacılık, enflasyon, para sistemi vd. makroekonomik başlıklarda aynı yöntem uygulanmıştır. Buradan anlaşılmaktadır ki Adil Ekonomik Düzen içerisinde dini ifadeler barındırmasa da aslında bir İslam ekonomisi modelidir.

Adil Ekonomik Düzen’de ne liberalizm gibi piyasanın kendiliğinden dengeye geleceği ne de karşıtlarının iddia ettiği gibi devletin tam müdahalesi gerektiği kabul edilir, ikisi de kabul edilmez ve devletin yalnızca organize edici, düzenleyici ve denetleyici rolü olduğu üzerinde durulur. Çünkü özel sektörün gücünün yetmediği durumların olması, organize edici bir ele ihtiyaç duyulması ve piyasada dengeyi bozucu unsurlara karşı denetleyen bir gücün olması gerekmektedir. Bu anlamda kimi liberaller tarafından sosyalizmin farklı bir versiyonu olmakla itham edilen Keynesyen iktisadi akımla benzerlik göstermektedir. Oysa büyük buhran sonrası bu akım onlar için kurtarıcı rolünü üslenmiştir. 1970’lerde ise Keynesyen düşüncenin de yetersiz olduğu anlaşılmıştır. Bütün bunlardan dolayı Adil Ekonomik Düzen’in ortaya koyduğu ekonomide devletin rolünün gerekliliğinin konjonktüre bağlı olarak değişmeyeceği ve süreklilik arz edeceği beklenmektedir.

 Adil Ekonomik Düzen’de ayrıca devlet beşinci üretim faktörü olarak özel sektöre genel hizmetler sunar ve bunun karşılığında vergi alır. Genel hizmetler, ulaşım, enerji, altyapı, sağlık, güvenlik vb. hizmetlerden oluşmaktadır. Devlet bunları temin eder ve karşılığında üreticiden vergi alır. Yani vergi de bir faktör geliri kalemi olur. Bunun dışında da bir vergi olmayacak yani tek vergi prensibi geçerli olacaktır. Çünkü üretimden alınan vergi kamu harcamalarının tamamını karşılamaya yeterli olacaktır. Özetle ve özellikle son dönemde kapitalizmin bir sömürü aracı olan ve fiyatların içerisine gizlendiği için hakkaniyete uygun olmayan KDV, ÖTV gibi dolaylı vergilerin tamamı kaldırılacaktır.

Para ve finans konularında Adil Ekonomik Düzen’in topyekûn para sistemini değiştirme gayesi bulunmaktadır. Bunun en önemli nedeni mevcut para sisteminin bankalarda kaydi yani hayali para üretmesi ve anaparanın neredeyse on katına kadar ürettiği bu hayali para üzerinden devasa faiz geliri elde ederek gelir dağılımında çok büyük adaletsizliğe ve böylece büyük bir sömürüye neden olmasıdır.

İkinci konu faizdir. Adil Ekonomik Düzen, faizsiz bir ekonomik sistem öngörmektedir. Önce faizin nedenlerinin ortadan kalkması için üretimin artırılmasını ana hedeflerden biri haline getirmekte iç ve dış dengeyi hedeflemektedir. İçeride bütçe harcamalarını kısma yerine gelirleri artırma yoluyla, dış ticarette ise korumacılık politikalarından çok ihracatı artırma ve bunun için üreticiyi destekleme neticesinde iç ve dış denge sağlanmış olacaktır. Böylece borç ihtiyacı da kalmayacak ve faizin en önemli nedeni ortadan kaldırılmış olacaktır.

Adil Ekonomik Düzen’de enflasyonun en önemli nedenlerinden biri olan faizin ortadan kalkması gibi, faizin en önemli nedenlerinden biri olan enflasyonun da ortadan kalkması hedeflenmektedir. Bunun en önemli aşaması yukarıda ifade edilen para sisteminin yeniden yapılandırılması ve paradan para doğuran finansal sistemin topyekûn değişmesi olacaktır.

Adil Ekonomik Düzen’de faizsiz kredi seçenekleri mevcut olacaktır. Bunlar, ortaklıklar, hakkı müktesep karşılığı kredi, rehin karşılığı kredi, proje karşılığı kredi, emek karşılığı kredi, vergi karşılığı kredi ve selem senedi karşılığı kredidir. Bu krediler faizsiz kredilerdir ve kredi verenin de alanın da herhangi bir zararı söz konusu olmadığı gibi kârı söz konusudur. Bilindiği üzere mikro iktisatta sıfır kâr normal kâr olarak adlandırılmaktadır. Çünkü kâr yalnızca nakdi kârdan ibaret değildir.

Adil Ekonomik Düzen sosyal güvenlikte de yeni bir anlayış ortaya koymakta ve bu sistemi her bireyin primsiz bir şekilde sigortalı olduğu esası üzerine bina etmektedir. İşsizlik ve emeklilik maaşı da bu modelde geçerlidir. Kişi istediği zaman emekliye ayrılır ve çalıştığı döneme göre belirlenen bir katsayıyla emeklilik maaşını alır. Ancak çalışma döneminde faizsiz kredi gibi haklara daha fazla sahip olacaktır.

Öneri: Üzerine ambargo uygulandığı halde bilinmektedir ki çok ciddi araştırmalar veya çalışmalarla bu ambargo delinebilmektedir. Şu var ki, son dönemde katılım bankacılığı ve İslami finans ile ilgili çalışmalara yer verildiği görülmektedir. Ancak yalnızca finansal araçların çeşitlendirilmesi ve Müslüman halkların tasarruflarını ekonomiye dahil etmek amacına hizmet eden bu çalışmalar kapitalizm için bir tehdit unsuru olarak kabul edilmemektedir. Bunun için yapılacak araştırmalar derinleştirilmeli ve modern bilimsel araçlardan da faydalanılmalıdır. Son dönemde yeni bir ekonomik model arayışına en güçlü yanıtı ve altyapıyı Adil Ekonomik Düzen sağladığından dolayı yapılacak çalışmalar bu model üzerine inşa edilebilir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İbrahim Halil Sugözü - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?