Reklamı Kapat

Eksi rezerv…

Geçen senenin, yani 2020 yılının ekonomide en çok konuşulan ve tartışılan konu başlığı muhtemelen Merkez Bankası rezervleri meselesiydi. Bu konuda yöneltilen eleştirilerin temelinde Merkez Bankası’nın net rezervlerinin Swap anlaşmaları çıkarıldığında eksi seviyelere inmiş olmasıydı. Rezervlerinin -45 milyar dolar olduğu ve bunun hangi mantıkla, hangi gerekçeyle, hangi akli önermelere dayanarak yapılabildiği soruları soruldu, bu yönde eleştirilerde bulunuldu.

Siyasi iktidar ise ısrarla bu iddiayı, daha doğrusu Merkez Bankası bilançosunda yer alan bu realiteyi reddetme yoluna gitti. Hatta zaman zaman her zamanki münakaşacı ve polemikçi üslubuyla meseleyi bağlamından koparan tarzda cevaplara yöneldi.

Halbuki açıklanan verilerden yapılan hesaplar, bu eksi rezerv garabetini doğruluyordu. Nitekim, geçen hafta Cumhurbaşkanı’nın, eski Hazine ve Maliye Bakanı’na destek çıkan açıklamaları arasında bu konuyu da teyit ettiğini gördük. Yani, “eksi rezervi” dile getiren ve bu konuda hükümeti eleştirdiği için her türlü hakarete maruz kalan muhalefetin iddiaları doğrulanmış oldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir süredir maruz kaldığımız ekonomik tuzaklarla mücadele ederken, salgın bahanesiyle yeni bir finansal dalgalanma oluşturmak isteyenlere, elimizdeki tüm araçları kullanarak fırsat vermedik. Dövizlerin önemli bir bölümü işte bu mücadelede kullanılmıştır. Bu sayede, kuru ve faizi çok yükseklere taşıyarak toplumsal kargaşa peşinde olanların oyunlarını da bozduk” açıklamasında bulundu.

Yine birtakım “ekonomik tuzaklar”, birtakım “karanlık eller”, birtakım “faili meçhul” eleştiriler söz konusu oldu. Bu tuzakların neler olduğu veya bu karanlık ellerin kimlere ait olduğu yine öğrenilemedi. Merkez Bankası’nın 128 milyar dolarlık döviz rezervinin 1,5 yıllık bir süreçte harcanarak rezervlerin “eksiye” düşmesi, sanki çok normal bir halmiş gibi takdim edildi.

Rezervlerin, “döviz kurunu baskılamak” için harcandığı iddiası, aslında “finansal dalgalanma”ya karşı harcandığı ifadesiyle teyit edilmiş oldu. Döviz kurunun yukarı yönlü hareketi, Türkiye’de her daim bir “kriz alameti” olarak görüldüğünden ve yüksek kura bakan vatandaş “krize uyanmasın” diye Merkez Bankası rezervleri tüketildiyse eğer, bu çok büyük bir hadisedir. Yapılan açıklama da, “finansal dengelenme için harcandı” derken, meseleyi muallakta bırakıyor.

Rezervlerin tüketilmesi sayesinde “kurun ve faizin çok yükseklere taşınmasının önlendiği” önermesi ise, birkaç senede 4,6 liradan 8,6 liraya kadar yükselen dolar kuruna bakılırsa pek de geçerli değil gibi. Hele ki yine kuru baskı altında tutmak için yüksek faiz uygulanan şu günlerde, “faizin yükseklere gitmesini önledik” demek havada kalmaktadır.

Finansal dalgalanmaya karşı rezervleri harcayıp eksiye düşürüldü ve son tahlilde ne döviz kuru yatıştı, ne de faizler indi. Geldiğimiz noktada dolar adeta faizdeki en ufak bir gevşemeyi bekler vaziyette ve faiz de rantiyeyi sevindiren seviyelerde bulunuyor. Rezervleri eksiye düşürmek gibi vahim bir eylemin neticesi olarak elde kocaman bir sıfır bulunuyor. Gelinen nokta adı konmamış bir IMF programı, halka sunulan acı reçete ve yüksek faiz vererek rantiyenin kucağına teslim edilmiş bir ekonomi... Bu durumu eleştirmek veya “değdi mi bu hamleye?” diye sormak da herkesin hakkı elbette ki.

Bütün bir ülkeyi ilgilendiren bu meselede şeffaflık ve bilgilendirme olmayacaksa ve olan biteni kavga dövüş 1,5-2 sene sonra öğreneceksek, o zaman nasıl yönetimde “hesap verebilirlik” söz konusu olacak? Her bir politika kararı milyonlarca insanın hayatını doğrudan etkilerken, hala mı “ben yaptım, oldu” tavrı sürecek?

Bu kadar ciddi bir meseleyi bile enine boyuna, tüm yönleriyle ve gerekçeleriyle konuşmayacaksa bu ülke, o zaman neyi konuşup tartışacak?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Kazım N. - Ekonomi,para ve zenginlik.Şuna veya buna oyuncak olmaktansa..Başkası almadan önce.Eskiden bir bardak çay için saatlerce yürürmüşler.İçmek için.Çalmak için değil.Dolar üzerinden yürüyen bir sürü iş.Bir gün..

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 03 Mart 14:26


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?