Reklamı Kapat

Avcı’yı tuzağa düşürmek!

Trabzonspor- Fenerbahçe maçı, Beşiktaş-Trabzonspor kalitesinde oynanmadı fakat karşılaşmada müthiş bir taktiksel mücadele yaşandı. Erol Bulut, Başakşehir’de birlikte çalıştığı hocası Abdullah Avcı’yı tuzağa düşürdü. Hem de öyle bir düşürdü ki, Avcı o tuzağı hiç fark edemedi.

Bordo-mavili takımın ilk on birini görünce, Abdullah Avcı’nın Beşiktaş maçında olduğu gibi Fenerbahçe’nin de oyun planını ikinci yarıda bozmak istiyor diye düşünmüştüm, yanılmışım. Yanıldığımı Avcı’nın maç sonunda yaptığı açıklamada söylediği cümlelerin satır aralarında buldum.

Abdullah Avcı’nın maç sonu açıklaması şöyle;

Avcı, beraberlik gibi duran maçı en iyi hissettikleri anda, basit bir hatayla kaybettiklerini belirterek, “Dengeli, berabere bitebilecek bir oyunu kaybettik. Bunun üzüntüsü var” dedi. Maçın başında, özellikle 30 dakikalık bölümde Fenerbahçe’ye baskı yapmayı planladıklarını anlatan Abdullah Avcı, bu baskıyı doğru zamanda beraber yapamadıklarından dolayı sarı-lacivertlilerin teknik kapasiteleri yüksek oyuncularıyla çabuk kırdığını söyledi.

Beraberlik gibi duran maç.

Dengeli, berabere bitebilecek bir oyun.

Takımıyla 10 maç yenilmezlik serisine imza atan, 7 maç üst üste galip gelen, düşme potasından zirveye taşıyarak başarılı teknik adam unvanını geri alan, daima cesur hamlelere yaparak rakiplerini şaşırtan isim maç sonunda denge ve beraberlikten söz etti.

Oysa galibiyete daha çok ihtiyacı olan takım Trabzonspor’du. Tabi ki Fenerbahçe’nin de kırılma noktası bir maçtı. Fakat rakibini yakalayıp, yaklaştığı zirvede kümede kalma hesapları yapılırken şampiyonluk şarkıları söylenecekti. Seri devam edecekti. Takım havaya girecekti. Vesaire vesaire.

Yani beraberlik söylemlerini Erol Bulut yapmış olsaydı yadırgamazdım. Zor bir deplasman derdim. Yenemedi fakat yenilmedi de derdim. Hiç yoktan iyidir derdim. Derdim de derdim.

İfade ettiğim gibi, Erol hoca akıllı planlar yaparak bu kez hem sevindi hem de sevindirdi. Fenerbahçe’nin en etkili kanadı hiç kuşkusuz sol taraftır. Sol bek de oynayabilen stoperSzalai’yı bu maçta o bölgeye çekmek çok doğruydu. Szalai, Mesut, Pelkas o kanadı hep diri tuttu. Trabzonspor ise daha defansif bir kadro ile maça çıktığı için hep savunmada kaldı. Ve hep sol taraftan gelen Fenerbahçe ataklarıyla ilgilendi. Sağ kanada o yüzden çok dönüş yapamadı. Orta sahadan dikine inemedi. Yani Flavio ve NWakaeme gibi silahlarını kullanamadı. Zaten NWakaeme’nin önünde tecrübeli Gökhan Gönül vardı. NWakaeme’nin topu sevmesi, arkadaşlarına pas vermemesi, doğru ve yerinde paslar ile Gökhan’ı yormaması bu tecrübeli ayağın işine geldi ve toplara yerinde müdahaleler yaptı. Eğer Uğurcan’ın kurtarışları olmasaydı maç ilk yarıda bitmişti. Uğurcan’ın kurtarışları Trabzonspor’u ayakta tutmuştu. Maçta tutmuştu. Djaniny ve Bakasetas’a çok güvenmiş olacak ki onları oyunda bıraktı. Oysa iki isim de gününde değildi ve oyunda yoklardı. Szalai’ın sol bek oynaması Fenerbahçe’yi ve Pelkas-Mesut ikilisini oldukça rahatlattı. İlginçtir maç 0-0 devam ederken de ilk hamle Fenerbahçe’den geldi. Yani Fenerbahçe galibiyeti daha çok isteyen taraftı ve hamlelerini de önceden kurguladığı gibi tek tek yapıyordu. Avcı ise kendine göre sadece dengeli bir maç izliyordu. Yani daha önce hamle yapması, oyuncu olmasa bile oyun düzeninde değişiklik yapması gereken oydu. Hani yalnızları oynayan NWakaeme’yi Fener’in yumuşak karnı Serdar ile Tisserand’ın arasına yollayıp, Ekuban’ıNWakaeme’nin yerine koysa bile oyun da durum da değişebilirdi. Ekuban daha seri bir isim olduğu için Gökhan’ı o bölgede yorar ve de zorlardı. NWakaeme ise o bölgede mikserlik yapıp Pelkas’ın Trabzon’a attığı golün aynısını oyunda olmayan Bakasetas’a attırabilirdi. Fenerbahçe’nin hücum bölgesinde haftalardır sıkıntıya düşmesinin nedenlerinde biri olan Pelkas’ın yokluğu idi. EeePelkas oyunda ve Mesut’un çıkmasıyla kendi bölgesine geçmesi bir tehlike oluşturmuyor muydu? Eğer hem teknik adam hem de sahadaki oyuncular bu durumu gözden kaçırır ise Uğurcan da her zaman kurtaramaz. Hatta yaptığı mükemmel kurtarışlarıyla maçın kahramanı pozisyonundayken, Pelkas’ın uzaktan şutunda yerinde olmaması, erken davranması ve kapattığı köşeden topa engel olamaması konumunu “bu gol de yenir mi be”ye getirdi. (Bir parantez açalım. Golden önce Ferdi’nin baskı yapıp topu kapması, çalımı ve pası takdire şayandı.)

Buradan çıkan sonuç “boynuz kulağı geçer” olmuştur. Bir de şunu ilave edelim. Yazının en can alıcı yeridir çünkü. Galatasaray  ezeli rakibi Fenerbahçe’yi nasıl yendiyse, sarı-lacivertliler de aralarında şampiyonluk gerginliği yaşadığı Trabzonspor’u aynı şekilde yenmiştir.

Şimdi ara transferde güçlenen Galatasaray, yıldız isimlerinin çokluğu ile oyun imha planı yüksek Beşiktaş ve Fenerbahçe artık zirvenin sahibiler. Kim hata yapar ise o tökezler. Yani zurnanın “zırt” dediği yerdeyiz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hamit Dizman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?