Reklamı Kapat

İyi adamlar iyi atlara binmez

İyi atlara bindikleri bilinen kişiler şimdiki zamanda jokeylerdir ve onlar için pek de iyi adamlar denmez. Belki kötü adam da denmez ama iyilik ölçütü hiçbir zaman krupiyelik olmamıştır. Jokeyler dışında iyi atlara binenler elbette bulunur. Onları iyi diye niteleyebilmek için de iyilik ölçütlerini yeniden sorgulamak gerekir. Tarihin tozlu sayfalarından taştığı kadarıyla iyi ata bindiği bilinen şövalyeler, komutanlar, dükler, arşıdükler, kontlar, vikontlar, bilmem hangi savaşın kahramanı diye yansıyanlar ve saireler niye iyi adam diye nitelendirilsindir ki? Nihayet başlı başına iyi ata biniyor olmak insanı iyi kılmaz. Üstelik çoğunlukla binicisi dolayısıyla at değer kazanmaz. Zaten atlar kendilerine has kılınması gereken asaletten dolayı değerlidir; ona sahip olup binmeye kalkan ancak at kadar değer kazanır.

İyi at olmanın ölçütleri bellidir. O ölçütler çerçevesinde yetiştirilmiş at iyi diye kabul edilir. Bugünün algısında iyi at olabilme ölçütü, 6’lı ganyanı 5’liye çevirebilecek türden yarış kazanmakta mahir atlara izafe edilirken geçmişin güçlü, kuvvetli, asil hayvanları sırasında savaş şartlarında gösterdikleri hünerlerle bilinir. Aynı ölçütler adamlık için geçerli olamayacağına göre iyi adamlığın nasıl olması gerektiği sorgulanmalıdır. Tanıdığımız, bildiğimiz, gördüğümüz hiçbir iyi adam iyi ata binmemiştir yahut bindiği atla tanınmamıştır.  Bir at edinmesi iktiza ettiyse öyle asil, soyu sopu belli bir hayvan seçmemiş sıradan, işini gören, kendisini taşıyan, yediğinden yiyen, içtiğinden içen, kendisine yoldaşlık edenle iktifa etmiştir. Ve şayet at şimdinin araçları gibi algılanıyorsa, hiçbir iyi insanın da iyi araçlara binmesi gerektiği iddia edilemez. İyi atlara binip gidenler varsa onların dahi iyiliği-kötülüğü sorgu götürür. Öyle bir elitist tavır iyiliğin önünde önemli engeller zümresinden kabul edilmelidir. Yoksa her mersosu olanı, her ferrosu için ruhunu satmaya kalkanı iyi adam zannetmek işten değildir.

İyi adamlar, “Herkes Audi’yle gelirken ben Passat mı çekeyim yanlarına” diyerek, milletin hakkını yemek suretiyle edindiği lüks makam aracını savunmaz. Dahası hiçbir iyi adamda makam edinme derdi yoktur. Onlar makam denen şeyi musikiye yorarak ses dizilerinin belli kurallar çerçevesinde kullanılması diye bilirler. Ve dahi makam aracı diye söylenenleri de herhalde 53 koma 8 sesi çıkaran herhangi bir enstrüman, bir müzik aleti olarak anlarlar. Yani iyiliğin makam yahut araç düşkünlüğüyle bir alakası yoktur. İyi adamlar, zamanında kötü atlara, şimdilerde Passat’lara binmek, binmemek derdi taşımazlar. Hele ki iyi ata binip bir de gitmeye kalkmak düpedüz yükünü tutup kaçmaktır. İcabında kötü bir ata sahip olmaksızın kalmak iktiza eder. Sonra iyiler, ne demirin tuncuna, ne insanın hıncına kalacak bir dünya bırakır. Zira öylelerin derdi dünyayı güzelleştirmektir ve bu güzellik idealinde kendi dünyasını değil, insanların yaşadığı dünyayı önceler. Dolayısıyla hiçbir iyi, mücahitken müteahhit olmaz; sonra geçmişine dönüp samimiyetten yoksun bir şekilde günah çıkartmaya kalkmaz.

İyi adamların tıpkı iyi ata binmek yahut dünya nimetlerinden bir kısmını biriktirmek gibi ilginç dertleri hiç olmamıştır. Çok çok rahmetli Müslüm Gürses’in söylediği gibi iyi dostlar biriktirmiş olabilirler: “İyi dostlar biriktirdim, hepsi ailem oldu; küçük bir aşk yetiştirdim, düzene yenik düştü…” diye anlatır rahmetli bu durumu. Gerçi orada iyi dostlar biriktirmekten kasıt, bir sitemi dile getirmek midir, yoksa gerçekten samimiyet vurgusu mudur bilinmez. Çünkü aile oluyorlarsa ya kız alıp vermişler, bütünleşmişler yahut da birbirlerini akla hayale gelmedik ihanetlere uğratmışlardır. Devamındaki dizede düzene yenik düşen aşklardan söz edildiğine göre herhalde görkemli bir ihanet söz konusudur. Hem de kırk yıldır güvenilen, iyi adamlar olduğu bilinen insanların, tuhaf şekilde hata yapma fırsatı aradıklarına şahit olunduğunda bu cinsten çıkarımlar doğrusu pek manidardır. O zaman bu iyi insanlar için, evet, iyi atlara binip gitmek istiyorlar diye düşünülür. Lakin kendileri hakkında iyi düşünen insanları at yerine koymak, onları iyi atlar zannedip sırtlarına binmeye kalkmak haklarındaki kanaati zayi etmeye yeter. Gitmeye kalkan yaya, yalnız, araçsız gitmelidir. Zira buralar kimsenin babasının çiftliği, atasının harası değildir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İshak Koç - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?