Reklamı Kapat

Teknoloji, toprak ve gelecek

Teknolojinin hızla gelişip arttığı zamanlardan geçtik ve tam bir çılgınlığa dönüştüğü bir dönemin içine düştük. Belki de bundan sonra bu durum hep böyle devam edecek. Herkes teknoloji ve ürünlerinin üzerine odaklanmış sanki hayatımızın ve geleceğimizin tek vazgeçilmez gerçeği teknoloji gibi konuşuyor, hareket ediyor ve strateji geliştiriyor. İşletmeler, ofisler, pazar yerleri, hastaneler, pastaneler, muhtarlıklar, belediyeler ve dahi aklınıza neresi gelirse gelsin gündem hep aynı. Teknoloji ve buna bağlı olan gelişmeler.

Teknoloji üzerine düşünmek, teknolojiyi kullanmak, yeni gelişmelere ayak uydurmak, dünyayı takip etmek, teknolojik olan şeyler üzerine çalışma yapmak elbette yanlış değil hatta mutlak bir şekilde gerekli de sayılır ama teknoloji ile başlayan şeyleri tek gündem, tek gerçek olarak kabul etmek doğru değil. Yani sadece zamana, dayatılan gündeme değil aynı zamanda coğrafyaya, gizlenen gündeme ve tarihi tecrübeye de odaklanmak lazım.

21. yüzyıl itibari ile tarihte görülmemiş bambaşka bir döneme girdik. Savaşlar, ticaret, medya, uluslararası ilişkiler, sanayi, eğitim ve daha birçok şey büyük bir değişim sürecine girdi. Dost da düşman da bu değişimden oldukça etkilendi. Savaş meydanlarının, diplomasi masalarının sinsi planları, tuzakları da bu değişimden paylarını aldılar. İlk defa stratejik savaşlarda kazan-kazan dönemine geçildi. Teknoloji sahipleri geliştirdikleri ürün ve fikirleri satarken kazandılar, müşterileri kullanırken kazanmaya devam ettiler. Hem kazanıyorlar hem de kullanıcıları takip ediyorlar. Hem kazanıyorlar hem de kullanıcıya dair tüm bilgileri topluyorlar. Hem kazanıyorlar hem strateji oluşturacak veriye ulaşıyorlar. Hem kazanıyorlar hem bağımlı yapıyorlar. Hem kazanıyorlar hem de kitleleri uyuşturuyorlar, onları düşünemez hale getiriyorlar.

Bizi topraktan koparan, betonarme alanlara hapseden, belli şehirlere nefes alamayacak şekilde kalabalıkları yığan, insanın fıtratına aykırı ne varsa dayatan işte bu acımasız düşünceden, bu kirli oyunlardan kurtulmak için uyanmamız lazım. Uykunun modern dünyadaki adı teknoloji yanılgısıdır, teknolojiyi ilah edinmek, teknolojik gelişmelerden Allah’tan fazla korkmaktır. Uykunun adı, ekranlarda görülen her şeye inanmak, sormamak, sorgulamamak, okumamak ve araştırmamaktır. Uykunun adı, her zaman daha kötüsünün geleceği vehmi ile kötüye razı olmak, boyun eğmek, başkaldırmamaktır. Uykunun adı, tarihten ders almamak, akıllanmamak, modern kavramların zihinlerimizi istilasına alışkın hale gelmektir. Kısacası uykudan uyanmak öyle kolay bir mesele de değildir.

Gelecek gerçekten teknoloji dünyasının elinde mi yoksa terk ettiğimiz topraklarımızda mı? Gelecekte insanlar daha fazla teknoloji mi isteyecek yoksa daha fazla toprak, mavi ve yeşil mi? İnsanın ruhu hangi yöne gitmeli diye düşünürken hangi yöne zorlandığını da görmeliyiz. İşte bütün mesele bu. Önümüzdeki yıllar hiç de tahmin ettiğiniz gibi seyretmeyebilir. Teknolojiden yapılmış dağları aşanlar yemyeşil ovalarla, çam ormanları, serin sulu derelerle karşılaşabilir. Engin denizlerin kokusu burnumuza dolabilir, samanın, arpanın, buğdayın, ayçiçeğinin, türlü türlü bitkilerin, çiçeklerin ve ağaçların, börtü böceğin arasına karışabiliriz. Gelecek insanın tekrar özüne döndüğü, kendisine zarar veren elektronik ve yapay âlemden kurtulduğu bir zaman dilimine karşılık gelebilir.

Bütün bunlar temenniden öte olsun, aklımızı başımıza alalım, yönümüzü iyi tayin edelim, aldatılmayalım diye düşünüyorum. Biz geleceğimize hür irademizle, özgür bir şekilde yön verebiliriz. Dünyayı yöneten, gücü elinde bulunduran bir avuç azınlığın elinde oyuncak olmak, onların planladığı bir dünyada yaşamak, onların senaryosunu yazdıkları filmlerde figüran olmak zorunda değiliz. Başka bir yol, alternatif çözümler her zaman mümkün. Üzerimize düşen mümkün olanı bulmak, gerçekleşmesi için çalışmaktan başka bir şey değil.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatih Yılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?