Hesapları Bozan Lider Necmettin Erbakan

İnsanlık tarihi boyunca birçok lider ortaya çıkmıştır toplumlarda; tarih yapan, tarihi değiştiren. Fakat hesapları bozan lider sayısı azdır. Her millet kendi liderini kendi şartlarında, kendi inanç ikliminde ortaya çıkarır. Tarihe damga vuran işleri yapan liderler kendi içinde bulunduğu toplumla çatışanlar değil, kendi toplumunu iyiye, doğruya, güzele, faydalıya ve adalete yönlendirebildiği kadar lider olabilmiştir. Tarihi değiştirebilmiş, tarihe yön verebilmiştir. Her tarihi lider beslendiği topraklardan yola çıkarak, hayata baktığı sabiteleri her hücresine kadar sindirmiş olarak lider olur. Her denk geldiği rüzgâra göre şekil alanlar değil, değişmez kaideler üzerine hayat görüşünü inşa eden liderler tarihte söz söyleyebilmiştir. Ne kaba kuvvete sahip olanlar ne de arkasında niçin yaşadığını idrak edememiş kalabalıkları olanlar.

Türkiye Cumhuriyeti döneminde de bu millet kendi içinden hesap bozan tek lider çıkmıştır. Milletine Batılılaşma diyerek biçilen deli gömleğini kabul etmeyip son üç yüzyıldır sindirilmiş, bastırılmış, yeri gelmiş inançları yok sayılmış bir millete tarihteki şanlı sayfalarını hatırlatan bir kahraman. Evet, bu hesap bozan lider Necmettin Erbakan’dır. Ne söylesek anlatamayız Erbakan Hoca’mızı. Ülkemizde ve dünya tarihinde oluşturduğu etkiyi bizden sonraki nesil ancak hakkıyla yazabilecek ve idrak edecektir. Çünkü çoğunlukla tarihi olaylar içerisinde o olayları yaşayanlar anlayamaz ve insanlık tarihinde oluşturduğu dönüşümü fark edemez. İçimizden ömrü yetenler bunu görecektir.

Erbakan Hoca’mızın her şeyden önce yapmış olduğu şey Türkiye’de ve dünyada zihniyet değişimidir. Son yüzyıllarda “çağdaşlaşma” adı altında Batı tarzı düşünme dikta edilmiş toplumlara buna mahkûm olmadığını göstermiştir. Başka dünyanın var olduğunu göstermiştir. Hele de ülkemizde iki Batı düşünce tarzı olan sağ ve sol kavramları içerisine sıkıştırılmış, bu kalıplar üzerinden kamplaştırılmış bin yıllık şerefli milletimize; “ Milli Görüş; bu milletin inancıdır, tarihidir, kimliğidir, ruh köküdür” diyerek nefesi kesilmiş milletimize nefes alanı açmıştır.

Erbakan Hoca’mızın, Milli Görüş fikrini ortaya atması, milletimize kendini hatırlatması, Milli Görüş ideali çerçevesinde teşkilatlandırması şüphesiz ki, tarihte yapmış olduğu en büyük hesap bozma olmuştur. Zira II. Dünya Savaşı’ndan sonra Yalta’da şekillendirilen dünyada Milli Görüş’e yer yoktu. Tüm dünya iki kutup arasında sıkıştırılarak sömürülmeye devam etmekteydi. Irkçı emperyalizm dünyanın hiçbir toprak parçasında Milli Görüş’e dayalı bir hareket istememekteydi. Yıllardır gerek siyasileriyle, gerek ilim adamlarıyla, gerek din adamlarıyla insanlığın yaşanan dünya sistemini sorgulaması bile engellenmişti. Büyük imparatorluklar önce ulus devlet diyerek küçültülmüş, ırkçılık toplumlarda körüklenmiş, toplumlar sürekli bir çatışma içinde bırakılmıştı. Bazı ülkelerde sıcak savaş şeklinde yaşanan zulümler, bazı ülkelerde ülkemizde olduğu gibi sağ-sol çatışması adı altında Soğuk Savaş etkisi yaşanmıştı. Dünya Yalta Konferansı’ndan sonra muktedir/kaba kuvvete sahipler arasında bölüştürülmüştü. Böyle bir sömürü dünyasında bir lider çıkıp besmele çekerek bu sistemin yıkılacağını söylüyordu. Ülkemizin evlatlarının sağ-sol diyerek heder edilmemesi için çalışıyordu. Ve bütün ezberlerin ötesinde sağ ile sol arasında hiçbir farkın olmadığını, sağ ve sol görüşlerin/partilerin aynı arabanın biri sağ tekerliği, diğerinin ise sol tekeri olduğunu, bunlarla ancak aynı hedefe varılacağını, Milli Görüş’ün ise tamamen gidilen “yolu” değiştirmek olduğunu anlatıyordu.

Erbakan Hoca bir yandan Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye’yi ve Yeni Bir Dünya’yı kuracak nesli Milli Görüş hedefinde yetiştirirken, diğer taraftan da halka Milli Görüş’ün ne sağ olduğunu ne de sol olduğunu anlatıyordu. Yıllardır zihinlere yerleşmiş yanlış kalıpları, algıları kırmak ve Milli Görüş’ün farkını anlatmak zor oldu. Ki hâlâ bazı akademisyenler bile Milli Görüş’ü “sağ” içinde değerlendiriyor. Bunu bilerek yapıyorlarsa ayrı bir mesele eğer bilmeden Milli Görüş’e, “sağ” diyorlarsa okuduklarını anlamadıklarının ve siyasi literatürü bilmediklerinin ispatı.

Milli Görüş Batı zihninin ürünü olan dünya görüşlerinin kavramlarıyla tanımlanamayacak bir görüştür, Erbakan Hoca’mız da Batı siyasi kavramlarıyla anlaşılamayacak bir liderdir. Tüm dünyanın, bir avuç insanın menfaati uğruna heder eden sisteme karşı yeni bir sistem kurmuş, bunu teşkilatlandırmış bir liderdir.

Erbakan Hoca’mız şartlara teslim olan değil, şartları teslim alan bir liderdir. Önüne çıkarılan her engeli aşmakta göstermiş olduğu azimden öte gerek ilmi alanda gerekse siyasi alanda ortaya çıkarken hiçbir zaman Müslüman kimliğini saklamamış, tüm toplantılarına, “Es-selamunaleyküm!” diyerek başlayıp cari sisteme meydan okumuş bir liderdir. Bu sözlerimizi günümüzden bir bakışla değil, Erbakan Hoca’mızın yaşadığı zamana göre değerlendirirsek, namaz kılanları “takunyalı” diye yaftalandığı zamanlarda böyle bir hareketin “devrimci” yanını görebiliriz.

Erbakan bizlere Müslüman olarak Müslüman’ca nasıl yaşanır onu göstermiştir. Eğilmeden, bükülmeden, “bana ne” demeden, tüm yıldırmalara, saldırılara, yoluna koyulan engellere, atılan iftiralara, canın can alan bölmelere rağmen “şahsiyet”le kitlenmiş olduğu hedefe doğru hep yürümüştür. Yürüyen liderdendir “hesap bozucu lider” Erbakan.

***

Günümüzde Erbakan’ı ananlara, Erbakan’lı paylaşımları yapanlara bakıyorum. Güzel söz olarak mı paylaşılmış, entelektüel bir çaba olarak mı paylaşılmış yoksa Erbakan’ın davasını dert edinmiş olarak mı paylaşılmış? Ölmüş bir kişiyi sahiplenmek her zaman daha kolay olmuştur. Ölenlerin iyiliklerinden, güzelliklerinden, sahip olduğu davadan bahsetmek kolaydır. Bir lideri, bir önderi yaşarken sahip olduğu davayı sahiplenmek, yük getirir, sorumluluk getirir, çile getirir, yollara düşmeyi gerektirir, tüm muktedirleri/kaba kuvvet sahiplerinin hışmını üzerine çekmeyi gerektirir. Bir liderle yaşarken beraber yürümek ter dökmeyi, zaman vermeyi, can vermeyi, mevkiinden olmayı getirir. Liderin sahiplendiği hedefi sahiplenmeyi gerektirir. Erbakan Hocam yaşarken bunları yapmayanların şimdiki Erbakan sözlerini duyunca sadece gülüp geçiyor ve Erbakan Hoca’mızın hedef olarak gösterdiği Yeni Bir Dünya’yı Milli Görüş temellerinde kurmak için gayret göstermeye devam ediyoruz. O hesap bir kere bozuldu…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Elif Örs - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

03

Hayati Otyakmaz - “… İNNÂ LİLLÂHİ VE İNNÂ İLEYHİ RACİÛN…” (Kur’an-ı Kerîm, Bakara Sûresi, âyet: 156.)

ALLAH TEÂLÂ rahmet eylesin, yattığı yer nurla dolsun, makamı cennet olsun (âmin)!

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 25 Şubat 15:38
02

İsmail Üstünyer - Biz Erbakan'ı Erbakan olduğu için değil davası için sevdik elhamdülillah. Sevmek bedel ister fedakârlık ister. Yüreğinize sağlık.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 25 Şubat 14:36
01

İsmail - HOCAM BİR DAVA ADAMIYDI BİZDE BU DAVANIN NEFERLERİYİZ

ELHAMDÜLİLLAH

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 25 Şubat 11:02


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?